Eğitim Sen Merkez Örgütlenme Sekreteri Mustafa Ecevit’in “YÖK Anayasa Hükümlerini Ve Toplu Sözleşme Hukukunu Çiğniyor! Kapalı Kapılar Ardında Soruşturmalar Yürütülüyor!” başlıklı basın toplantısı metnidir:
YÖK`ün eylem ve işlemleri adeta oluşturulmak istenen başkanlık rejiminin prototipini bizlere gösteriyor. YÖK, açık düzenlemelere rağmen toplu sözleşme hukukuna ve dolayısıyla Anayasa hükümlerine aykırı kararlar vermeye devam ediyor.
Bilindiği üzere, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu`nun 29.5.2012 karar tarihli ve 2012/1 sayılı kararının “Yükseköğretim kurumları disiplin kurullarında sendika temsilcisinin bulunması” başlıklı 20.maddesiyle, hakkında disiplin soruşturması yürütülen kamu görevlisinin üyesi olduğu sendikanın temsilcisi, yükseköğretim kurumları disiplin ve yüksek disiplin kurullarında yer alacağı kurala bağlanmıştır. Anayasa`nın “Toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı” başlıklı 53.maddesinde ise Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararlarının kesin ve toplu sözleşme hükmünde olduğu belirtilmiştir.
Anılan hükümler gereği, YÖK bünyesindeki Yüksek Disiplin Kurulu`nda sendikamız üyeleriyle ilgili toplantılarda, sendikamız temsilcisinin Kurul üyesi olarak katılımının sağlanmasını istemiştik. Bu çerçevede sendikamız tarafından bir üyemiz hakkında yürütülen soruşturmayla ilgili toplantıya görevlendirme yapılmış ve Kurul üyesi olarak temsilcimizin toplantıda yer alması sağlanmıştır. Ancak, 28 Şubat günü dört üyemiz hakkında yürütülecek toplantılarla ilgili olarak, YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya imzasıyla görevli temsilcimize bir yazı gönderilmiş ve ilgili toplantıya katılamayacağı bildirilmiştir.
Sendikamız tüzel kişiliğine değil de doğrudan temsilci olarak görevlendirilen üyemize yapılan tebligatta, ” Kamu Görevlileri Hakem Kurulu`nun görev ve yetki alanı memurların mali ve sosyal haklarıyla sınırlı olduğundan, bu kapsamda olmayan ‘disiplin` hükümlerinin Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararıyla değiştirilmesinin mümkün olmayacağı” ifade edilmiş ve Kamu Hakem Kurulu`nu “yetkisiz” bir kurum olarak tanımlamıştır.
Yaşananlar,
· AKP`nin toplu sözleşme düzeninin çarpıklığını,
· Daha birkaç ay önce şeffaflık, katılımcılık nağmeleri söyleyen YÖK`ün sultanlarda dahi olmayan iktidara sahip olduğunu,
· YÖK`ün iktidarını kullanırken “Anayasa” ve “Toplu Sözleşme” hukukunu nasıl yok sayabildiğini,
· Hukukun temel kavramlarının “AKP`ye sadakat ve itaat” üzerinden nasıl yeniden oluşturulduğunu,
açıkça göstermektedir.
AKP ya da YÖK, hiç fark etmez! Bilinmelidir ki, sendikamız Eğitim Sen, sendikal mücadele dışında türlü vaatlerde bulunan yandaşları sendikalara benzemez! Çünkü bizler, sadece üyelerimize karşı değil, topluma karşı da sorumluluk taşıyoruz. Onların hukuk tanımaz, otoriter politikalarına karşı bu bilinçle mücadele ediyor, taleplerimizin takipçisi oluyoruz. Bu hukuksuzluğa son verilinceye kadar gerekli tüm adımları atacağımız ve sendikal haklarımızdan asla taviz vermeyeceğimiz bilinmelidir.
Açıklamanın ardından sendikamız temsilcisi Prof. Dr. Mustafa Altuntaş da açıklama yaparak değerlendirmelerini paylaştı.











