Türkiye tarihine kara bir leke olarak geçen Sivas Katliamı’nın üzerinden 33 yıl geçti. 2 Temmuz 1993’te yaşanan büyük insanlık suçu, temel insani değerlerini yitirmemiş herkesin yüreğinde hâlâ derin bir acı ve öfkeyle anılmaya devam ediyor.
Sivas Katliamı, geçmişte Çorum’da, Maraş’ta yaşanan katliamların bir devamı olarak gerçekleştirildi. Aralarında çok sayıda aydın, yazar, şair ve sanatçıların da aralarında bulunduğu 33 canımız, güvenlik güçlerinin seyirci kalması sonucu ırkçı-gerici ve derin güçlerin iş birliğiyle, göz göre göre katledildi. Tıpkı Malatya, Maraş, Çorum, 1 Mayıs 1977, Beyazıt ve Gazi gibi olaylarda olduğu gibi, Sivas Katliamı da karanlıkta bırakılmış; arkasındaki organizasyon ve sorumlular açığa çıkarılmamış, saldırganlar engellenmemiştir. Üstü örtülen bu katliamda birkaç kişiye verilen göstermelik cezalar, sistematik cezasızlık politikasının tipik bir örneği olmuştur.
2 Temmuz 1993 tarihi, insanlık tarihine büyük bir utanç olarak geçmiş ve yüreklerimizdeki yangın aradan geçen 33 yıla rağmen hiç sönmemiştir. O gün Madımak Oteli’nin önünde toplanan güruha saatlerce müdahale etmeyen güvenlik güçleri ve o sürecin idari-siyasi sorumluları hakkında hâlâ tek bir soruşturma dahi açılmamıştır. Devletin bu sessizliği, adeta onay anlamına gelmiş ve bu katliamın yeniden üretilmesine zemin hazırlamıştır.
Katliamın ardından geçen yıllar boyunca, davanın zamanaşımı ile kapatılması için uğraşan siyasi iktidarlar, katillerin cezasız kalmasını sağlayarak adalet duygusunu bir kez daha ayaklar altına almıştır. Ancak insanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı olmaz! Ne yaşadığımız acıları ne de bu acılar karşısındaki siyasi suskunluğu ve iş birliğini unutmamız mümkün değildir.
Bugün Türkiye’de halkları birbirine düşman etmek isteyenler, ırkçı, tekçi, otoriter ve gerici politikalarıyla geçmişteki katliamların zihniyetini sürdürmektedir. Son yıllarda fikirleri, mizahı ve eleştiriyi büyük bir tahammülsüzlükle susturma ve baskı altına alma girişimleri daha da artmış durumdadır.
Toplumsal barışı tehdit eden katliamlar, Anadolu’nun farklı renklerinin bir arada yaşama iradesini asla kıramamıştır ve kıramayacaktır. İnsanlık, kendisine karşı işlenmiş suçları asla unutmayacaktır.
Sivas katliamında yitirdiğimiz canlarımızın inancı, direnci ve bilinci, bizlere yol göstermeye devam edecektir. Eğitim Sen olarak Sivas katliamını ve arkasındaki zihniyeti bir kez daha lanetliyor, onları bir kez daha saygı ve özlemle anıyoruz.











