Eğitimde Daralan Alanlar: 2026 LGS Sonuçları ve Kontenjan Politikaları

2026 LGS sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte, eğitim sistemimizde kronikleşen eşitsizlikler bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır. Bakanlığın “sınav başarısı” ve “yüksek katılım” rakamlarıyla sunduğu tablo, arka planda öğrencilerin, velilerin ve eğitim emekçilerinin karşı karşıya kaldığı yapısal sorunları perdelemeye yetmemektedir.

Sınav sonuçları, sadece bir başarı sıralaması değil, aynı zamanda öğrencilerin geleceklerine dair sınıfsal bir ayrışmanın da göstergesidir. Bakanlık verilerine göre bu yıl 452 öğrenci 500 tam puan alarak birinci olmuştur. Bu tablo, eğitimdeki “yığılma” riskine işaret ederken, diğer yandan bakanlığın tabiri ile nitelikli eğitime erişim hakkının kısıtlı kontenjanlarla ne kadar dar bir alana sıkıştırıldığını kanıtlamaktadır. Nitelikli eğitim bir “seçme ve eleme” aracı değil, bir hak olarak tüm öğrencilere tanımlanmalıdır.

Planlı kontenjan daraltması bir toplum inşa hamlesidir. Akademik başarı düzeyi yüksek olan fen, Anadolu ve sosyal bilimler liselerinin kontenjanlarının sistematik olarak düşürülmesi, tesadüfi bir durum değildir. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi 2026’da da bu daralma eğilimi sürmüştür. Eğitim sisteminde köklü geçmişe sahip olan İstanbul Erkek, Kabataş Erkek, Kadıköy Anadolu, Vefa ve İzmir Atatürk Lisesi gibi okulların hazırlık sınıfı kontenjanlarında 30 ile 50 arasında düşüşler yaşanmıştır.

2025 yılında fen, Anadolu ve sosyal bilimler liselerinde toplam 4.080 kontenjan azaltılırken, imam hatip ve meslek liselerinin kontenjanları 1.919 artırılmıştır. Bu veriler, kamuoyunda akademik liselerin küçültülerek öğrencilerin belirli okul türlerine yönlendirilmesi olarak nitelendirilen bir sosyal mühendislik hamlesinin devam ettiğini göstermektedir.

Veliler ve Öğrenciler, Çaresizlik Sarmalına İtilmektedir

Bakanlığın kontenjan politikalarıyla daralan “nitelikli okul” havuzu, on binlerce öğrenciyi ve aileyi tercih sürecinde ağır bir psikolojik ve ekonomik baskı altında bırakmaktadır. Öğrencilerin “istemedikleri ve benimsemedikleri bir okul türüne zorla yerleştirilme” kaygısı, her yıl çığ gibi büyümektedir. Parası olanın özel okullara yöneldiği, parası olmayanın ise bilinçli politikalarla niteliksizleştirilen devlet okullarına, meslek liselerine veya imam hatiplere mahkûm edildiği bu düzen kabul edilemez.

Eğitim Sen, her çocuğun nitelikli ve kamusal eğitime eşit koşullarda erişim hakkı için bu dayatmacı sınav ve kontenjan politikalarına karşı her alanda mücadelesini ısrarla sürdürecektir. Eğitim; sermayenin ve siyasi iktidarların arka bahçesi ya da çocukların geleceğini gasp eden bir eleme mekanizması değil; eşit, özgür ve bilimsel bir süreç olmalıdır.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu