İnsanlık tarihinde utançla anılan, tarihe kara bir leke gibi düşen tarihler vardır. Bunlardan birisi de 16 Mart 1988`dir. 16 Mart 1988`de Halepçe`de kullanılan hardal gazıyla binlerce insan yaşamını yitirdi. Halepçe`de yaşananlar İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşının sonlarında Japonya`nın Nagazaki ve Hiroşima kentlerinde atom bombalarının yol açtığı insanlık dramının bir benzeri oldu. Oysa Nagazaki ve Hiroşima`nın ardından, kitlesel imha gücüne sahip kimyasal silahların kullanılması insanlık suçu sayılmış ve lanetlenmişti. Buna rağmen Nagazaki ve Hiroşima`dan sonra Halepçe`de yaşayan binlerce insan uçaklardan atılan Hardal ve Sarin gibi kimyasal gazlarla katledilerek kentte canlı bırakılmamıştır.
Bu katliamın ardından bölgede hayatta kalanlar da komşu ülkelerin sınırlarına yığılmış, yığıldıkları sınır boylarındaysa bambaşka dramlar yaşanmıştır. Bir halkı topyekûn imha etmeyi hedefleyen katliam, hayatta kalanlara da zorlu göç yolları dışında seçenek bırakmamıştır.
Halepçe`de canlı bırakmayan kimyasal saldırının kendisi kadar acı olan başka bir şey de dünyanın gösterdiği tutum olmuştur. “Uygar dünya” bu saldırıya karşı sessiz kalmıştır. Sadece Avrupa değil, dünyanın geri kalanı da bu katliama sessiz kalmıştır. Örneğin Halepçe katliamının yapıldığı günlerde toplanmış olan İslam Konferansı Zirvesi`nde de sanki böyle bir katliam olmamış gibi davranılmıştır.
Halepçe`nin yıldönümünde unutulmaması gereken en önemli şey, bu katliamın tek sorumlusunun eli kanlı bir diktatör olmadığıdır. Önemli olan diktatörlerin bu tür katliamları yapacak cesareti nereden bulduklarıdır. Halepçe`nin de gösterdiği gibi, güç dengeleri, çıkarlar vb. gibi nedenlerle sessiz kalındığı sürece, katliam gerçekleştirecek bir diktatör her zaman bulunacaktır. Halepçe`nin ve insanlık tarihinin karanlık sayfalarında yer bulan benzer katliamların sorumluluğu sadece katliam kararı verenlerin değil, katliama sessiz kalanlarındır da. Ve bu tür katliamları önleyebilecek tek güç, halkların, emekçilerin örgütlü gücü ve barış konusundaki ısrarıdır.
Bizler, eğitim ve bilim emekçileri olarak, başka katliamların olmaması için Halepçe`yi unutmayacağız. Yeni Halepçe`lere meydan vermemek için, barış, eşitlik, özgürlük, adalet ilkeleri etrafında mücadelemizi yükselteceğiz.
HALEPÇE KATLİAMI İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ BİR SUÇTUR!
YAŞASIN ORTADOĞU HALKLARININ KARDEŞLİĞİ
YAŞASIN BARIŞ, YAŞASIN DEMOKRASİ









