Son yıllarda sendikal faaliyetler zorlama yorumlarla suç kapsamına alınırken, hukukiliği tartışılan yargı kararları ve fiili baskılarla en temel sendikal faaliyetler engellenmeye, sendika yöneticileri hapis cezaları ile sindirilmeye çalışılmaktadır. Bu durumun son örneği Mersin’de yaşanmış, Mersin 7. Asliye Ceza Mahkemesi, Eğitim Sen Genel Sekreteri Sakine ESEN YILMAZ ve Mersin Şube Yöneticimiz Mahir Engin ÇELİK’in, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 34/1-2 cümlesi gereğince “Halkı Kanuna Aykırı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşüne Kışkırtma” suçu kapsamında 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Söz konusu mahkeme kararı usul ve esas açısından hukuka aykırı hususlar içerdiğinden sendikamız tarafından temyiz edilmiş, ancak Yargıtay 16. Ceza Dairesi hükmün onanmasına karar vererek dosyayı cezanın infazı için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na göndermiştir.
Genel Sekreterimiz Sakine ESEN YILMAZ ve Mersin Şube Yöneticimiz Mahir Engin ÇELİK’in 2012 yılında, Mersin Demokrasi Platformu üyeleri ile birlikte halka yönelik Newroz bildirisi dağıtmasına bile fırsat verilmeden, başka bir ifade ile “gerçekleşmemiş bir etkinlik” nedeniyle 2911 sayılı yasanın en üst sınırından 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasını evrensel hukuk kuralları içinde değerlendirmek mümkün değildir. Gerçekleşmemiş bir fiil nedeniyle verilen söz konusu hapis cezasına yönelik “karar düzeltme” talebinin reddedilmesi sonucunda Genel Sekreterimize yönelik olarak bu antidemokratik cezanın infazı önünde herhangi bir engel kalmamıştır.
Eğitim Sen yönetici ve üyeleri, mücadele tarihimiz boyunca sık sık baskılar, tehditler, gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya kalmış, çok sayıda arkadaşımız bu süreçte ağır bedeller ödemiştir. Hukukun iktidarın elinde bir sopaya dönüştüğü ve kendileri gibi düşünmeyenleri bertaraf etmek için sadece hukukun evrensel ilkelerini değil, aynı zamanda insan aklını zorlayan kararlar ile kamuoyunda sendikamıza yönelik soru işaretlerinin oluşturulmak istendiği bilinmez değildir.
Sendika yöneticilerimizin, 2911 gibi antidemokratik hükümler içeren bir yasaya dayanarak hapis cezalarına çarptırılması şimdiden Türkiye’nin hukuk tarihine kara bir leke olarak geçmiştir.










