Bugün 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilişinin 68. yılı kutlanıyor. İnsan hakları konusunda uluslararası hukukta en önemli belge olarak nitelendirilen Evrensel Bildirge’nin kabul edilişinin 68. yılında Türkiye, insan hak ve özgürlükleri alanında, tarihinin en karanlık günlerini yaşamaktadır.
Türkiye, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 68. yıl dönümüne 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilan edilen OHAL’in gölgesinde girmektedir. Bugüne kadar iktidarın önünde engel olarak gördüğü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere, Anayasal ve yasal düzenlemeler, darbe girişimi gerekçe gösterilerek “askıya” alınırken, bireylerin çalışma hakkını da içeren temel hak ve özgürlüklerinin geleceği bütünüyle iktidarın denetimi ve inisiyatifine geçmiştir.
OHAL bünyesinde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler, OHAL gerekçesi ile ilgili ya da ilgisiz çok sayıda adım atan ve ülke çapında ciddi anlamda hukuksuzluk yaratmanın yanı sıra, yaratılan olağanüstü rejim ile iktidarın sürekli vurgu yaptığı hukuk dışına çıktığını gösteren çok sayıda karar alınmış ve uygulanmıştır.
Türkiye, hükümete muhalif olan herkesin susturulmak istendiği, evrensel hukuk ilkelerinin yok sayıldığı, televizyon kanallarının karartıldığı, radyoların susturulduğu, dergi ve gazetelerin kapatıldığı, derneklerin kapısına mühür vurulduğu, belediyelere kayyımların atandığı, gazeteci ve yazarların, seçilmiş belediye başkanlarının, siyasi parti başkan ve yöneticilerinin, muhalif milletvekillerinin tutuklandığı, resmen “sivil darbe” koşullarının yaşandığı bir ülkeye dönüştürülmüştür.
Türkiye, Evrensel Bildirgeyi kabul edilişinden bir yıl sonra metni imzalamasına rağmen, bildirgede yer alan temel hak ve özgürlükler sadece metin üzerinde kalmıştır. Türkiye’de, özellikle 7 Haziran seçimleri sonrasındaki dönemde ve 15 Temmuz sonrasında ilan edilen OHAL sürecinde ağır insan hakları ihlalleri yaşanmıştır. İşkence ve kötü muamele uygulamaları başta olmak üzere, yaşam hakkı ihlalleri sürmektedir. OHAL sonrasında yaşanan hukuksuz ihraçlar ve açığa almalar, düşünce, ifade ve basın özgürlüğünün ortadan kaldırılması, halkın haber alma hakkına yönelik sansür girişimleri, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin keyfi olarak yasaklanması, sendikal eylemlerin engellenmesi ve suç kapsamına alma girişimleri gibi geniş bir alanda yaşanan hak ihlalleri nedeniyle, Türkiye tarihinin en karanlık dönemini yaşamaktadır.
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilişinin yıldönümünde, insan hak ve özgürlükleri açısından bütün dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de ciddi bir geriye gidiş yaşanmaktadır. Böylesine önemli bir günde KESK’in Türkiye genelinde “Haklar OHAL ve KHK’lardan Önce Gelir! İhraçlarınıza, Açığa Almalarınıza, Sürgün ve Cezalarınıza Teslim Olmayacağız!” talebiyle yaptığı miting başvurularının reddedilmesi, siyasi iktidarın hukuka ve insan haklarına yönelik çarpık yaklaşımını açıkça göstermektedir.
Eğitim Sen olarak, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü vesilesiyle, dünyada ve Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerinin son bulması, hukuksuz şekilde ihraç edilen ve açığa alınan tüm kamu emekçilerinin en kısa sürede geri dönmesi için mücadelemizi kesintisiz sürdüreceğimizi belirtiyor, toplumun tüm kesimlerini haklarına, özgürlüklerine ve geleceklerine sahip çıkmaya çağırıyoruz.











