Eğitim Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik’in açıklaması:
Milli Eğitim Bakanlığı‘na bağlı Talim Terbiye Kurulu (TTK), AKP‘nin iktidara geldiği günden bu yana siyasi kadrolaşma girişimlerine ve özellikle Eğitim Sen üyelerine yönelik hukuksuzluklara sahne olmuştur. Eğitim Sen üyelerinin AKP iktidarının ilk yıllarında önce sürgün edilip sonra yargı kararlarıyla görevlerine dönmelerinden bu yana Kurul bünyesindeki fiili ve hukuk dışı uygulamalar artarak devam etmektedir. TTK, ders kitabı taslaklarını incelemekte ve inceleme sonunda bu taslakların kitap olarak okullarda okutulmak için uygun olup, olmadığına karar vermektedir. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı Öğretim Materyallerini Geliştirme, İnceleme Merkezi Müdürlüğünde öğretmen olarak görev yapan, aynı zamanda Eğitim Sen Ankara 2 Nolu Şube başkanlığını yürüten Tuğrul Çulfa hakkında “çalışmalarında özenli ve dikkatli davranmayarak yeterli puanı almaması gereken bir nüshaya geçerli puan verdiği” suçlaması getirilmiştir. Öğretmenimiz, savunma hakkını yerine getirebilmek için yazının dayanağı olan soruşturma raporunun bir örneğinin verilmesini istemiş, ancak ilginç bir şekilde söz konusu raporun bir örneği kendisine verilmemiştir. 4982 sayılı Yasa‘ya göre idari aşamada dahi kişilerin bilgi ve belgelere erişimlerinin bir hak olarak kabul edilmek suretiyle yasal güvenceye kavuşturulduğu, bu hakkın ancak Yasada belirtilen hallerde sınırlanabileceği belirtilmektedir. Bilgi edinme hakkı demokratik ve şeffaf bir yönetimin gereğidir. Tuğrul Çulfa‘ya kendisinin sürgün edilmesine neden olan raporun bir örneğinin bile verilmemiş olması düşündürücüdür. Çalışmalarında özenli ve dikkatli davranmayarak yeterli puanı alması gereken bir nüshaya geçerli puan verdiği” suçlaması getirilmesine karşın, hangi eylemlerinde özenli ve dikkatli davranmadığı belirtilmemiştir. Savunma hakkı tanımak, anayasanın 129/2., 657 sayılı yasanın 130. maddesinden doğan bir zorunluluktur. Çünkü, suçunun ne olduğunu bilmeyen birisinin savunma yapmasına olanak yoktur. Bu, herhangi bir tartışmayı gerektirmeyecek ölçüde açık bir gerçektir. Oysa Tuğrul Çulfa‘nın üzerine atılan suç genel, soyut ve dolayısıyla belirsizdir. Bu, işlendiği diğim suçun benden gizlenmesi anlamına gelmektedir. Savunma, ancak bir suçlamaya karşı yapılabilir. Suç somut ve net olarak bildirilmemişse, savunma hakkı (salt sınırlandırılmış değil) tümüyle ortadan kaldırılmış demektir. İnceleme ve puanlama konusundaki belirsizlik giderilmediği ve bu nedenle bu tür durumlarda soruşturma açılmadığı halde Eğitim Sen Ankara 2 Nolu şube başkanı Tuğrul Çulfa‘nın da içinde bulunduğu komisyon üyeleri hakkında soruşturma açılması anlaşılır değildir. Bu durum ancak Milli Eğitim Bakanlığına egemen olan kadrolaşma politikasıyla açıklanabilir. Şube başkanımız söz konusu soruşturma nedeniyle 1/30 oranda aylıktan kesme cezasıyla cezalandırıldığını ve TTK Öğretim Materyallerini Geliştirme, İnceleme Merkezi Müdürlüğündeki görevinden alınarak Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü emrine atanmış ve oradan da Altındağ Hayme Hatun İlköğretim Okuluna atandığını öğrenmiş bulunmaktayız. Gerek 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Yasasında ve gerekse iç hukuk hükmündeki İLO Sözleşmelerinde sendika temsilcilerine sendikal faaliyetleri için gerekli kolaylıklar sağlanacağı öngörüldüğü halde Şube Başkanımızın uzaklığı nedeniyle fiilen sendikal görevini yürütemeyeceği bir okula atanması da Milli Eğitim Bakanlığına egemen olan zihniyeti ve AKP hükümetinin demokrasiden ve hukuk devletinden ne denli uzak olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Eğitim Sen olarak üye ve yöneticilerimize yönelik her türlü baskı ve hukuksuz uygulamalara karşı tepkimizin ve mücadelemizin süreceğinin bilinmesini istiyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı‘nın alışkanlık haline getirdiği keyfi soruşturma ve sürgün kararlarından vazgeçmesini istiyoruz.









