Taleplerimize Yanıt, Sorunlarımıza Çözüm Üretilmesini Bekliyoruz!

Eğitim Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik`in “Taleplerimize Yanıt, Sorunlarımıza Çözüm Üretilmesini Bekliyoruz!” başlıklı basın toplantısı metni:
 

Bugüne kadar hiçbir öğretmenler gününde, öğretmenlerin gerçek sorunları tartışılmamış, yüz binlerce eğitim emekçisinin sosyal ve ekonomik sorunları çözmek yönünde herhangi bir adım atılmamış olması düşündürücüdür. Türkiye`nin sadece öğretmenleri değil, bütün eğitim ve bilim emekçileri yılda sadece bir gün hatırlanmayı değil, yıllardır yaşadıkları ekonomik, sosyal ve özlük sorunlarına sağlıklı ve gerçekçi çözümler üretilmesini beklemekte ve talep etmektedir. 24 Kasım`ın, Mustafa Kemal Atatürk`ün “Millet Mektepleri Başöğretmenliğini” kabul ettiği gün olması açısından tarihsel bir gerçekliği ve önemi bulunmasına karşın, “24 Kasım Öğretmenler Günü”nün 12 Eylül döneminin bir ürünü, 12 Eylül zihniyetinin nasıl bir öğretmen istediğinin simgeleştiği bir gün olduğu gerçeği unutulmamalıdır. Eğitim sisteminin öncelikli sorunları arasında yer alan ve eğitim hizmetlerinin nitelikli ve sağlıklı yürütülmesini güçleştiren öğretmen açıkları yıllardır alarm vermektedir. 2010 yılı sonu itibariyle atama bekleyen 350 bini aşkın işsiz öğretmen bulunmaktadır. Öğrencilerin öğretmensiz, öğretmenlerimizin işsiz olduğu bir ülkede “öğretmenler günü” gibi bir gün nasıl kutlanabilir. Milli Eğitim Bakanlığı yıllardır eğitim ve bilim emekçilerinin, sendikaların eleştiri ve önerilerine kulaklarını tıkamakta, bildiğini okumaya devam etmektedir. Öğretmen açıklarını kadrolu öğretmen atamaları ile kapatmak yerine, eğitimde sözleşmeli, ücretli öğretmenlik gibi güvencesiz istihdam biçimlerinin yaygınlaşması düşündürücüdür. Ücret, sosyal ve özlük haklar açısından öğretmenler arasında farklılık yaratan güvencesiz istihdam uygulamalarından vazgeçilmeli, eğitimin bütün kademelerinde sadece kadrolu istihdam benimsenmelidir. Ülkemizde öğretmenler yoksulluk sınırının altında, memur ve hizmetliler açlık sınırında maaş almayı sürdürmektedir. Hükümetin eğitimin ve eğitim emekçilerinin taleplerine kulaklarını tıkamış olması, yaşanan yoksulluğu mutlak olarak arttırmış, diğer ülkelerde çalışan eğitim emekçileri ile aramızdaki sosyo-ekonomik uçurum her geçen yıl büyümüştür. 35 ülkenin üye olduğu OECD ülkelerinde öğretmenlerin ortalama çalışma saati 1.652 saat iken, bu rakam ülkemizde 1832 saattir. Sadece bu kriter çerçevesinde değerlendirdiğimizde bile Türkiye`de görev yapan bir öğretmen OECD üyesi ülkelerdeki öğretmenlerden her yıl 180 saat daha fazla çalışmasına rağmen, daha düşük ücret almaktadır. Okul türlerine göre öğretmen başına düşen öğrenci sayısı açısından bir karşılaştırma yaptığımızda İlköğretimde görev yapan bir öğretmen başına düşen öğrenci sayısı OECD ülkelerinde ortalama 16 iken, Türkiye`de 42`dir. Ortaöğretimde çalışan öğretmen başına düşen öğrenci sayısı OECD ülkelerinde ortalama 13 iken, bu sayı Türkiye`de 49`dur. Türkiye OECD`ye 2010 yılının rakamlarını bildirmediği için veriler OECD`nin Bir Bakışta Eğitim (2009) raporu ile MEB`in 2009–2010 Örgün Eğitim İstatistikleri`nde belirtilen, Türkiye`deki (resmi + özel) bütün okullardaki öğrenci ve öğretmen sayıları ile karşılaştırılarak hesaplanmıştır. OECD ülkeleri ile yapılan karşılaştırmalardan da anlaşılabileceği gibi, Türkiye`de öğretmenler, dünyanın çeşitli ülkelerindeki meslektaşlarına göre birim saat olarak daha fazla mesai harcamasına, daha fazla çalışmasına, daha fazla sayıda öğrencinin sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalmasına rağmen emeğinin karşılığı olan hak ettiği değeri alamamaktadır. Eğitim sisteminin içinde bulunduğu durumun öğretmenlerimiz üzerindeki etkilerini kısaca özetlemek gerekirse: • Öğretmenlik mesleğinin standartları düşürülmüş, nitelikli öğretmen yetiştirme politikaları terk edilmiştir; • Öğretmenler, sık sık değişen eğitim politikalarının ve siyasi iktidarın tasarruflarının mağduru olmuştur; • Türkiye`de çalışan öğretmenler, OECD ülkeleri içinde en çok çalışan, en düşük maaş alan öğretmenler arasındadır; • Öğretmenlerin bugünkü kazançlarıyla kendilerini yetiştirmeleri ve geliştirmeleri mümkün değildir; • Eğitim emekçilerinin büyük bölümü kirada oturmaktadır. • Öğretmenler geçinebilmek için ek iş yapmak zorunda kalmaktadır; • Öğretmenler geleceğe ümitle bakamamaktadır; • Öğretmenler kayırmacılık, haksız görevlendirmeler, dil ve iletişim sorunları yaşamaktadır; • Öğretmen açıkları gün geçtikçe artmakta, 350 bin işsiz öğretmen atama beklemektedir; • Öğretmen açıkları sözleşmeli ve ücretli öğretmenler eliyle kapatılmak istenmekte, eğitimde kadrolu çalıştırma politikasından adım adım vazgeçilmektedir; • Eğitimde benimsenen esnek çalışma uygulamaları aynı işi yapan farklı statülerde öğretmen istihdamını gündeme getirmiş, kariyer basamakları uygulaması ile öğretmenlerin sınıflandırılması, eğitimin niteliğini olumsuz etkilemiştir; • Eğitimde güvencesiz istihdam son yıllarda belirgin bir şekilde artmış, ücretli öğretmenler saati 6 TL`den ayda 720 TL`ye istihdam edilmeye başlanmıştır; • Eğitime bütçeden yeterli pay ayrılmamasının ve eğitimin gün geçtikçe paralı hale getirilmesinin bir sonucu olarak öğretmenler “katkı payı” toplayan birer “tahsildar” durumuna düşürülmüştür; • Sınıf mevcutlarının fazla oluşu eğitimi ve öğretmenlerin mesleklerini sağlıklı bir şekilde yapmalarını engellemektedir; • Öğretmenlerin büyük bölümünde iş yükü artışına paralel olarak meslek hastalıklarında artış söz konusudur; • Demokratik haklarını kullandıkları ve sendikal çalışmalara katıldıkları için her yıl çok sayıda öğretmen soruşturma geçirmekte, cezalandırılmakta ya da sürgün edilmektedir; • Öğretmenlerden yapılan kesintilerle kurulmasına rağmen, öğretmenler öğretmen evlerinden yeterince yararlanamamaktadır; • İLKSAN yıllardır sürdürülen yanlış politikalarla resmen arpalık haline getirilmiş, üyelerinin ihtiyaçlarından uzak bir şekilde kullanılmıştır; • Öğretmenlerin ulaşım ve barınma sorunları devam etmektedir. Öğretmenlerin büyük bölümü kirada oturmaktadır. Onlara yapılan kira yardımı günün koşullarında değildir; • Öğretmenlerin çeşitli ödenekleri (ek ders, yolluk, sağlık giderleri vb.) zamanında ödenmemektedir; Yüz binlerce öğretmeni, eğitim ve emekçisini yıllardır yoksulluğun kıskacına alan, yaptığı işe ve mesleğine karşı küstüren uygulamalara karşı bilimsel, demokratik, nitelikli bir eğitim yaratmak için taleplerimize yanıt, sorunlarımıza çözüm üretilmesini istemenin en doğal hakkımız olduğunu düşünüyoruz. Eğitim Sen, yıllardır ücretlerin, sosyal ve özlük hakların tek taraflı olarak değil, grev hakkını da içeren gerçek bir toplu sözleşme düzeni ile belirlenmesini savunmakta ve talep etmektedir. Eğitim ve bilim emekçilerine insanca yaşayabilecekleri, kendilerini yenileyerek daha nitelikli ve sağlıklı hizmet verebilecekleri çalışma ve yaşama koşulları yaratılmalıdır. Bunun için sadece öğretmenlerin değil, bütün eğitim ve bilim emekçilerinin başta maaşları olmak üzere mesleki, sosyal ve özlük hakları iyileştirilmeli, yaşam koşulları insan onuruna yaraşır bir düzeye yükseltilmelidir. 5 Ekim Dünya Öğretmenler Gününde açıkladığımız rapora ulaşmak için tıklayınız

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu