Tabela Değişikliği ile Eğitimin Niteliği Artırılamaz!

Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun “Tabela Değişikliği İle Eğitimin Niteliği Artırılamaz!” başlıklı açıklama metni:

TABELA DEĞİŞİKLİĞİ İLE EĞİTİMİN NİTELİĞİ ARTIRILAMAZ!

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu imzasıyla 06.05.2010 tarihinde genel liselerin Anadolu liselerine dönüştürülmesi ile ilgili olarak bir genelge yayınlanmıştır.

Söz konusu genelge ile ortaöğretimde okul çeşitliliği yerine program çeşitliliğinin esas alındığı vurgulanmıştır. Bu kapsamda mesleki ve teknik ortaöğretime daha fazla öğrencinin yönlendirilmesi amacı taşındığı ve bu dönüşümün 2013 yılına kadar tamamlanması hedeflendiği yayınlanan genelgede açıkça ifade edilmiştir. Valiliklerce bu dönüşüme uygun olan liselerin tespiti sonrasında liselerin tabelaları değiştirilerek bir günde Anadolu lisesi statüsü bu okullara verilecektir.

Bu dönüşümü sadece tabela değişikliği olarak görmek AKP`nin eğitim alanını dönüştürme hamlelerinin ne kadar ciddi boyutlarda olduğunu görmemizi engeller.  Bakanlığın 2010-2014 strateji planında ifade ettiği üzere dershanelerin özel okula dönüştürülmesi konusu ve meslek liselerinin genel liseler içerisindeki oranını %70 düzeylerine çıkarma politikaları ile birlikte yapılan bir değerlendirme MEB`in asıl amacının ne olduğunu bizlere daha iyi gösterecektir.

SBS`lerin geleceğine dair Milli Eğitim Bakanlığı TOBB ile görüşmeler yapmaktadır. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği`nin SBS`yi dert edinmesi ilk bakışta ilginç gelebilir. Ancak Meslek liselerinin ortaöğretim içerisindeki payının %70`lere yükseltilmesinin hedeflendiği düşünülürse TOBB`un, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı`nın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı`nın MEB ile aynı masaya oturmasındaki amaç görülebilecektir. Çeşitli sanayi çevrelerinin, sermaye gruplarının eğitim alanıyla bu kadar ilgilenmesinin arkasında yatan konu, ihtiyaçlarını giderecek bir düzenleme ile MEB`in eğitim alanını yeniden düzenlemesi arayışlarından bağımsız değildir.

Sermaye çevrelerinin bu konuya yaklaşım tarzı, ihtiyaç duydukları ucuz ve nitelikli işgücünü karşılayabilme arayışlarıyla ilişkilidir. İstedikleri uzmanlaşmış, kendini sürekli olarak eğiterek “hayat boyu öğrenme” ilkesinin müdavimi olan, rekabetçi, girişimci, ucuz, AB standartlarında bir işgücüdür. Markayı en üst değer olarak görmesi gereken işgücünün eğitimi ve bu nitelikleri edinebilmesi için sermaye grupları, özellikle de teknik ara eleman ihtiyacı yaşayan sanayi çevreleri hükümetle el ele bu süreci yönetmek istemektedirler.

Eğitimin toplumsal eşitlik, dayanışma ve adalet gibi işlevleri bir yana bırakılarak, sermaye çevrelerinin sorunlarına yönelmek öğrencileri beşeri sermaye olarak görmekten başka sonuç doğurmaz. Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, “İş arayan değil, iş kuran gençler istiyoruz” derken ya da “Mesleği olan bir kişi bir yerde işe girmese bile kendi işini kurma cesaretini gösterebilecektir” cümlesini sarf ederken eğitimin hangi yönünü düşündüğünü açıkça ortaya koymaktadır. AB standartlarında iş gücü isteyenler uluslar arası sözleşmelerde düzenlenen çalışma yaşamı ve sendikal hakların kullanımı söz konusu olduğunda sessizce köşelerine çekilmektedirler. Asgari ücreti bile fazla görenlerin, kıdem tazminatlarının kaldırılmasını isteyenlerin nasıl bir gelecek tahayyülü kurduklarını tahmin etmek zor değildir.

AKP`nin, eğitim politikalarıyla yaratmak istediği düzen piyasa değerlerini yücelten, bu değerleri sorgulamayan, sadece kendisine faydalı olanlarla ilgilenen ve beşeri sermaye olabilecek bireylerin yaratılmak istendiği bir düzendir. Bu düzende herkes birer tüketici, herkes birer müşteridir. Yaratılmak istenen de her şeyi “tüketici tercihine” bırakarak sorumluluğu, tüketicinin “rasyonel” olması gereken tercihleri üzerinden bireylere yüklemektir.

Genel liselerin Anadolu liselerine dönüştürülmesinde yaşanacak olan da tam olarak budur. Anadolu liseleri sınavla öğrenci almaktadır. Sınavlarda dershaneye gidemediği için ya da gündelik hayatının daha farklı sorunlarla çevrelediği bir öğrenci ya meslek liselerine gitmek zorunda kalacaktır ya da dershanelerden devşirme özel liselere. Doğal olarak böylesi bir durumda yoksul ailelerin çocukları meslek liselerine gitmek dışında bir yol izleyemeyecektir ve bu durum meslek lisesine gitmek istemese dahi onların tercihi olarak sunulacaktır. Bu dayatma ve zorlama anayasal bir hak olan eğitim hizmetinden eşit yararlanma hakkını ortadan kaldıracaktır.

MEB`in genelgesine göre, nüfusu 10 binin altında olan ilçe ve beldelerdeki genel liseler, gerekirse kapatılacaktır. Nüfusu 10 ile 20 bin arasında olan ilçelerde bir, 20 ile 40 bin arasında olan ilçelerde iki, 40 binin üzerinde nüfusu bulunan yerleşim birimlerinde ise öğrenci sayısı ve gelişmişlik düzeyi dikkate alınarak yeterli sayıda Anadolu lisesi açılacaktır. Anadolu lisesi tabelası asılamayan genel liseler de muhtemelen meslek liseleri haline getirilecektir. Böylelikle de % 70`lik hedef genel liselerin meslek lisesi haline de gelmesiyle gerçekleştirilmiş olacaktır.

Yapılacak bu düzenleme öğretmenlerin statüleri üzerinden de soru işaretleri barındırmaktadır. Anadolu lisesi öğretmenlerinin ataması sınavla yapılmaktadır. Bu dönüşüm içerisinde genel lise öğretmenlerinin hangi statüyle hangi okullarda görev alacağı bilinmemektedir. Bu konunun birçok mağduriyet yaratacağı ortadadır. Kaldı ki uzmanlık gerektiren bir mesleğe sadece iş gözüyle bakılması eğitimin niteliği ve öğretmen ilişkisine nasıl bakıldığını da göstermektedir. Bu kapsamda öğretmenlerin statülerinde oluşacak değişiklikler ve bu durumun yaratacağı mağduriyetlere ilişkin bakış açısının yüzeysel olması kaçınılmazdır. Tabela değişikliği ile eğitimin niteliğini artıracağını düşünen bir zihniyetin öğretmenlik mesleğinin niteliğine dair sorunsalı olmaması amaçlanın ne olduğunu bir kez daha göstermektedir.

Eğitimin niteliği Stratejik kalkınma planında ifade edildiği şekliyle sosyal devlet olma gereği özel sektörün eğitim alanı içerisine girme isteğinin desteklenmesi, bu anlamda devletin finansman desteği sağlaması ve daha çok vatandaşın özel öğretim hizmetinden yararlanmasını sağlamak şeklinde ifade edilmiştir. Sosyal devlet olmak, özel sektörün çıkarlarının peşinde koşmak değildir.
Eğitim Sen, bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da daha iyi bir gelecek yaratabilmek için gençlerimize verdiğimiz eğitimin önemini vurgulayarak eğitimin niteliğini yükseltebilmenin mücadelesini kararlılıkla verecektir.

NOT: MEB Ortaöğretim Genel Müdürlüğü`nden konuya ilişkin olarak bir randevu almış bulunmaktayız. Yapılacak görüşmenin ardından konuya ilişkin daha derin bir değerlendirmeyi kamu oyuyla paylaşacağız.

MERKEZ YÜRÜTME KURULU

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu