Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun `Sorumluların Tümü Cezalandırılmadan Mücadelemiz Bitmeyecek!` başlıklı açıklama metnidir:
Bingöl`de 16 yaşındaki E.A`ya iki yıldır sistemli biçimde tecavüz edilmesiyle ilgili açılan davada, önce serbest bırakılan 4`ü uzman çavuş 8 askerden sadece biri tutuklandı. Kadınların yaygın eylemlerinden sonra çıkan bu kararın göstermelik olduğunun farkındayız. Tecavüzcülerin tümü hak ettikleri cezayı alana kadar tecavüz kültürünü üreten sisteme karşı mücadelemizi sürdüreceğimizi ilan ediyoruz. Her fırsatta ahlaktan bahseden, kadınların bedeni üzerinden politika yapan, namus bekçiliğini kendilerine görev edinmiş tecavüzcü devlet zihniyetine E.A`yı kurban etmeyeceğiz. Zanlıların hepsini serbest bıraktıktan sonra sadece birini tutuklayarak adeta kadınlarla dalga geçen erkek yargısını; biz kadınlar yakından tanıyoruz.
Daha bu olayın şokunu atlatmadan; Radikal Gazetesi`nin haberiyle Midyat`ta 14 yaşındaki Anadolu Lisesi öğrencisi erkek çocuğa yapılan cinsel istismar davasında yaşananları öğrendik. Özel bir yurtta kalan öğrenciye; aynı zamanda yurdun yöneticisi olan H.K`nın cinsel istismarda bulunmasıyla ilgili açılan davada; diğer çocukları muayene etmeyen, ifadeler alınırken pedagog ve sosyal hizmetler uzmanı görevlendirmeyen, yurdu boşaltmadığı gibi H.K`nın ceza indiriminden faydalanması için ‘yurdun kalorifercisi` olduğunu kabul eden mahkeme egemen erkekliği beslemektedir.
Egemen Erkek Yapı, Kadınları ve Çocukları Baskı ve Sindirme Politikalarında Kullanmaktadır
Çocukların sorumluluk, güç ve güven ilişkisiyle bağlı bulundukları kendilerinden fiziksel, sosyal ve psikolojik olarak daha donanımlı kişiler tarafından cinsel olarak istismar edilmesi, ülkemizde sıkça olan ancak gündeme ender gelen olaylardandır. Çocuklar başlarına gelenleri tehditlerden korktukları ya da kendilerine inanılmayacağını düşündükleri için anlatmaktan çekinirler. Tam da bu nedenle hem Bingöl`deki hem de Midyat`taki iki çocuğun mahkemeye giderek yaşadıklarını anlatmaları önemlidir. Çocukların bu cesaretine rağmen eril yargı sistemi yer, mekân, mağdurlar değişse bile göstermelik cezalarla olayları geçiştirmeye çalışmaktadır.
Her iki olayın da yıllardır savaş politikalarının telafisi zor olan zararlara neden olduğu bölgede olması tesadüf değildir. Doğduklarından beri savaşın sesleri ile büyüyen çocuklar ya silahların gölgesinde ya da sosyo-ekonomik koşulların kıskacında istismar edilmeye açık hale gelmiştir. İstismarcıların mahkemeler tarafından korunması, savaş politikalarıyla ilgili olduğu kadar geleneksel muhafazakârlığı koruyan 11 yıllık AKP iktidarının kadınların bedeni üzerinden politika yapmasıyla da ilgilidir. Başbakan her konuşmasında kutsal aile değerleri ve ahlaktan bahsederken, kadınların ne zaman doğuracaklarından, kaç çocuk doğuracaklarına, çocuklarına nasıl bakacaklarına dair kararlar vermektedir. Kadınların bedenleri üzerinden yapılan ahlak ve namus değerlendirmeleri, eril zihniyeti her seferinde yeniden üretmekte; çocukları ve kadınları erkek egemen toplumsal yapıda görünmez hale getirmektedir. Tam da bu sebeple hepsi devlet/kamu görevlisi olan tecavüzcüler mahkemeler tarafından korunmaya devam edilmektedir. Tecavüzcü kültürün üretildiği zihniyet sorgulanmamakta, göstermelik cezalarla davalar kapatılmaya çalışılmaktadır. Kadınlardan bu insanlık ayıbına karşı susmaları istenmektedir.
Bu zihniyete karşı yıllardır demokrasi, eşitlik, özgürlük ve barış mücadelesi veren Eğitim Sen olarak; tecavüzün insanlık suçu olduğu bilinciyle E.A ve A. davalarında sorumluların tümü hak ettikleri cezayı alana kadar susmayacağız.
Utancın 16 yaşındaki bir kız çocuğuna ya da 14 yaşındaki erkek çocuğuna değil; devlete ait olduğunu biliyoruz. Tecavüzün bir insanlık suçu olduğunun bilinciyle sorumluların tümü cezalandırılana kadar mücadelemizi sürdüreceğimiz belirtiyoruz.
Mahkemenin tüm şüpheli askerleri serbest bırakma kararını derhal geri çekmesini, süratle delillerin toplanmasını, mağdurların ve yakınlarının korumaya alınmasını, bölgeye karakollar yerine çocukların güvenle oynayabileceği alanlar yapılmasını talep ediyoruz.
Çocukların istismarına sessiz kalmayacağımızı bir kez daha vurguluyor, herkesi bu konuda duyarlı olmaya çağırıyoruz.











