Soma Katliamından Bugüne Ölüm ve Sömürü Çarkına Karşı Direniş Sürüyor!

Bundan tam 12 yıl önce, 13 Mayıs 2014’te Soma’da meydana gelen ve 301 maden işçinin canını yitirdiği yüzyılın en büyük işçi katliamı, yüreklerde bıraktığı derin izlerle ve ailelerde yarattığı ağır travmayla tazeliğini koruyor. Soma, sadece bir kaza değil; kâr hırsının, ihmaller zincirinin ve denetimsizliğin birleşerek işçi sınıfının üzerine çöktüğü karanlık bir milat olmayı sürdürmektedir. Eğitim Sen olarak, 12 yıl önce yaşamını yitiren tüm maden emekçilerini saygıyla anıyor, ailelerine ve sınıf kardeşlerine bir kez daha başsağlığı diliyoruz.

Soma katliamı, “göz göre göre” gelen bir felakettir. Dünyanın başka bir yerinde infial yaratacak, en üst düzeyden siyasi ve hukuki sorumlulukların hesabının sorulacağı bu trajedi; ne yazık ki ülkemizde “fıtrat” söylemiyle normalleştirilmeye çalışılmıştır. Ancak Soma’dan bugüne değişmeyen gerçek şudur: Sermaye düzeni için işçinin canı, maliyet tablolarındaki bir kalemden fazlası değildir.

Bugün Soma’nın acısını hala yüreğimizde hissederken, modern kölelik düzenine karşı yükselen yeni direnişler gelecek için umut vermektedir. Geçtiğimiz ay, hak ettikleri ücretlerini ve tazminatlarını alamadıkları için Eskişehir’den Ankara’nın yollarına düşen, Bakanlık önünde kararlılıkla eylem yapan Doruk Madencilik işçileri bunun en somut örneğidir. Doruk madencilerinin direnişi ve kazanımı, işçiye sadece ölümü reva gören bu sisteme karşı verilmiş güçlü ve etkili bir yanıt olmuştur.

Soma’da işçinin canını alan sistem, Doruk Madencilik’te işçinin emeğini ve alın terini gasp etmeye yeltenmiştir. Her iki olay da aynı madalyonun iki yüzüdür: Kapitalizmin çarkları, sadece kömürü değil; işçinin yaşam hakkını, geleceğini ve onurunu da öğütmek üzerine kuruludur. Son yıllarda giderek yayınlaşan kuralsız çalışma, esnek çalışma, taşeronlaştırma ve sendikasızlaştırma girişimleri madenleri birer üretim alanından ziyade birer “açık mezara” ya da “hak gaspı merkezine” dönüştürmüştür.

İş cinayetleri ve hak gaspları birbirinden ayrı ya da bağımsız değildir. İşçinin can güvenliğinden tasarruf eden zihniyetle, alın terinin karşılığını vermeyen zihniyet aynı kaynaktan beslenmektedir. Ancak Doruk Madencilik işçilerinin direnişi göstermiştir ki; maden emekçisi sadece yerin altında değil, hakkını aradığı sokaklarda ve meydanlarda da bu sömürü çarkına çomak sokma gücü ve iradesine sahiptir.

İşçinin sadece emeğinin değil, canının da sermayenin insafına terk edildiği mevcut kapitalist düzende; Soma’yı unutmamak ve Doruk madencilerinin direnişini selamlamak hepimiz için aynı zamanda bir onur borcudur.

Eğitim Sen olarak insanca çalışma ve onurlu yaşama hakkı kazanılana kadar işçi cinayetlerinde yitirdiğimiz canları asla unutmayacak, aynı zamanda alın teri ve hakları için mücadele eden işçilerle her türlü dayanışmamızı sürdürmeye devam edeceğiz.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu