Sınava Endeksli Eğitim Sisteminin En Travmatik Aşaması Olan ÖSS, Üniversiteye Yerleştirmedeki Çözümsüzlüğün Adıdır

Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç`ın açıklaması:

2008 yılının Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) bu Pazar günü yapılacak. Bir milyon 644.073 bin aday yarın bu sınav için ter dökecek. Ter dökecek olanlar sadece sayısı iki milyona yaklaşan adaylar değil, onlarla birlikte aileleri de hesaba katıldığında, yarınki sınavın milyonlarca insanın hayatını ilgilendiriyor.

Ülkemizde üniversiteye yerleştirmede yaşanan ve her yıl büyüyerek derinleşen, dolayısıyla her yıl daha fazla insanı etkileyen çözümsüzlüğün adı olan ÖSS, aynı zamanda sınava endeksli eğitim sistemimizin de en travmatik aşamasıdır. Öğrenciler okula adım attıkları ilk günlerden itibaren, yeteneklerini, yaratıcılıklarını, düşünme ve sorgulama kabiliyetlerini geliştirecek bir eğitim öğretim sistemi yerine, ezbere ve sınava dayalı bir şekilde koşullandırılmaktadır. Soluk almadan, deyim yerindeyse “yarış atı” misali sürdürdükleri sınav maratonun ardından, karşılarına bu maratonun en kritik aşaması olan ÖSS çıkmaktadır. Yeteneklerin, hayattan beklentilerin, becerilerin, ideallerin, umutların ölçülmesinin ve hesaplanmasının mümkün olamayacağı üç saatlik bir zaman diliminde, sadece devam edecekleri üniversiteyi değil, hayatlarının geri kalanını da belirleyecek bir sınavı başarmaları beklenmektedir. Sıkıştırılmış bir zaman diliminde daha fazla soru çözmeye odaklanan sistem, eğitime, öğretime değil ama dershanelere yaramaktadır. Bütün adayları mağdur eden bu sistem aynı zamanda kendi içinde eşitsizlikler de yaratmakta ve yeniden üretmektedir.

Nitekim bugüne kadar yapılmış tüm üniversiteye giriş sınavlarının sonuçlarına bakıldığında, eğitim sistemindeki eşitsizlik ve adaletsizlikler bütün boyutlarıyla ortaya çıkmaktadır. Eğitim sisteminin yarattığı eşitsizlikler sonucu ekonomik anlamda avantajlı durumda bulunan küçük bir öğrenci kesimi karşısında, sorunlarla, sıkıntılarla dolu bir eğitim sürecinden gelen gençlerin gireceği bir sınavın sonucundan “eşitlik” beklemek ne kadar doğru olabilir.

Öğrencilerin geleceğini sadece 3 saatlik bir sınavda alınacak sonuçla belirlemek hem dramatik hem de bilimsellikten uzaktır. Bir sorunun doğru ya da yanlış yanıtlanmasının girilecek okulu belirlediği, en küçük hatanın telafi edilmesinin olanaklı olmadığı sınav baskısı, gençleri psikolojik açıdan olumsuz etkilemekte ve sonuçlar üzerinden büyük hayal kırıklıklarının, psikolojik sorunların yaşanmasını beraberinde getirmektedir.

Bu yıl kontenjanların arttığı, öğrencilerin önceki yıllara göre yerleştirmede daha şanslı oldukları dile getiriliyor. Sistemin bir bütün olarak arz ettiği bozukluk, kontenjan artması ile çözülebilecek türden değildir. Bir kere, en temel insan hakkı olan eğitim hakkının piyasanın acımasız rekabet koşullarına terk edilerek giderek kamusal bir nitelik taşımaktan uzaklaştırılmasının Türkiye`deki en somut kanıtı olan ÖSS, bu yıl da kimileri için yapılmadan kazanılmış, kimileri için ise baştan kaybedilmiş bir sınav niteliğindedir. Geçtiğimiz yıl ÖSS`de sınava giren adayların 47 bini sıfır puan (0) almıştı. Ondan önceki yıl bu sayı 27 bin dolayındaydı. Öyle görünmektedir ki, umutlarını ve geleceklerini bu yıl da ÖSS`ye bağlayan yüz binlerce gencimiz daha şimdiden eğitim sistemimizdeki eşitsizliğin ve adaletsizliğin 2008 yılındaki yeni kurbanları olacaktır.

İşsizliğin, hatta “eğitimli gençlerdeki” işsizlik oranlarının her yıl daha da arttığı ülkemizde mevcut eğitim sistemi gençleri, geleceğe güvenle bakabilmelerinin tek yolunun “kısa yoldan köşeyi dönecekleri”, “bol para kazanabilecekleri” bir meslek sahibi olmaktan geçtiğine, bunun için de üniversite eğitiminin zorunlu olduğuna inandırmaktadır. Bir taraftan bu propaganda yapılırken, diğer taraftan özel kurslar ve dershane sisteminin ekonomik anlamda dev bir sektör haline gelmesi ve büyümeye devam etmesi dikkat çekicidir. Dershane sistemi o kadar büyümüş ve yaygınlaşmıştır ki, ortaöğretim sisteminin altını boşaltmış, liselerde verilen eğitimin niteliğini olumsuz etkilemiştir.

En temel insan hakkı olan eğitim hakkının piyasanın acımasız rekabet koşullarına terk edildiği, işsizlik ve yoksulluk politikaları sonucu milyonlarca gencimizin yükseköğretim hakkından yararlanamadığı bir dönemde yapılacak olan 2008 Öğrenci Seçme Sınavı, sınava girecek bütün adaylar için, onları birer yarış atı misali birbirleriyle yarıştıracağı, hayatlarını üç saatlik bir sınava endeksleyeceği  için haksızlıktır ve mağduriyet kaynağıdır. Ayrıca eğitim sistemimizdeki eşitsizliklerden kaynaklı olarak bazıları için de daha başından kaybedilmiş bir sınavdır. Her yıl olduğu gibi bu yıl da sınavın en başarılı öğrencilerinin göreli olarak ülkenin gelişmiş bölgelerinden, gelir durumu daha yüksek kesimlerinden çıkacağı, en başarısızlarının ise her yıl olduğu gibi bu yıl da sosyo-ekonomik kalkınma ve refah kriterleri açısından ülkenin en yoksul bölgelerinden çıkacaktır. Dolayısıyla bütün adayları mağdur edeceği kesin olan ÖSS`nin muhtemel sonuçları bugünden bellidir.

Her yıl milyonlarca adayı üniversite kapılarında toplayan ve her seferinde onda birini dört yıllık yüksek öğretim kurumlarına yerleştiren, geri kalanın umutlarını başka bir bahara erteleyen ÖSS kaldırılmalı, gençlerimiz sınav cenderesinden kurtarılmalıdır. Okul öncesi eğitimden yükseköğrenime kadar tüm eğitim sistemi; bölgeler, okullar ve cinsiyetler arasındaki eşitsizliklerin giderildiği, herkesin eğitim hakkından, eşit ve parasız olarak yararlanacağı ve kimsenin eğitim hakkından mahrum bırakılmayacağı bir şekilde yeniden düzenlenmelidir.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu