Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç‘ın açıklaması:
Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından yapılan atamalarla 21 üniversitenin rektörleri yeniden belirlenmiştir. Cumhurbaşkanı‘nın YÖK tarafından kendisine gönderilen ve her üniversite için üç adaydan oluşan liste içinden yaptığı tercihlerde 21 üniversitenin 9‘unda YÖK tarafından kendisine gönderilen listedeki 2. ve 3. adayları tercih etmiştir. Cumhurbaşkanı‘nın rektör ataması yaparken AKP yandaşı olma ya da AKP karşıtı olmama ölçütüne göre atama yaptığı ortaya çıkmıştır. Son rektör atama süreci üniversitelerdeki rektör seçimlerinin göstermelik olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Ülkenin en eğitimli kesimi olan üniversite hocalarının kendi yöneticilerini seçmelerine dahi izin verilmemekte, tercihlerine saygı duyulmamaktadır. Üstelik üniversitedeki bu rektör seçimi komedisinde, sadece öğretim üyeleri (Yard. Doçent, Doçent ve Profesörler) oy kullanabilmekte, öğretim üyeleri dışında kalan öğretim elemanları, (asistanlar, okutmanlar, uzmanlar), idari personel ve öğrenciler oy kullanamadığı gibi, üniversitenin işleyişinde hiçbir söz hakkı bulunmamaktadır. Ne var ki, rektör seçimi sorununun, üniversitelerimizi cendere altına alan YÖK sisteminin egemenliği altında seçimlerin biçimsel demokratik geleneklere uygun yapılmasıyla çözülmesinin mümkün olmadığı vurgulanmalıdır. Demokrasi salt bir seçim sürecine indirgenemez. Üniversite rektörleri YÖK düzeniyle otoriter yetkilerle donatılmıştır. Deyim yerindeyse rektörler, astığı astık kestiği kestik bir yönetim anlayışı ve pratiği ile anılmaktadır. Birçok rektör, mahkeme kararlarını bile hiçe saymakta, YÖK sisteminin verdiği yetkilerle öğretim elemanları, idari personel ve öğrenciler üzerinde baskıcı ve otoriter devlet anlayışının denetim işlevini yerine getirmektedir. Öğretim üyeleri arasından seçilen ve akademik gelenekler uyarınca eşitler arasında birinci ilkesine göre seçilmesi gereken ve üniversitede aşağıdan yukarıya doğru demokratik mekanizmalarla oluşturulan yürütme ve karar organları arasında eşgüdüm sağlamakla sınırlı olması gereken rektörler, üniversite senatolarını ve diğer organları göstermelik bir biçimde işleterek tüm kararlarda belirleyici olmakta, atama yükseltme süreçlerinde sahip olduğu yetkilerle öğretim üyeleri üzerinde, YÖK düzeninin itaat/sadakat üretme misyonunun taşıyıcısı olarak çalışmaktadırlar. Bu nedenle rektör atamalarında liyakat değil, sadakat esas alınmaktadır. Ayrıca rektör seçimleri süreci yakından incelendiğinde rektör adaylarının seçim propagandası için kurdukları web sitelerinde üniversitelerin daha da ticarileşmesi yolunda vaatlerle öğretim üyelerinin karşısına çıktığı görülmektedir. Bu gelişme Erdoğan Teziç‘in YÖK Başkanlığı zamanında hazırlanan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül‘ün son atama kararlarıyla ilgili açıklamasında referans gösterdiği “Türkiye‘nin Yükseköğretim Stratejisi” adlı belgenin tasarladığı girişimci üniversite modelinin bir yansımasıdır. TÜSİAD‘ın rektör atamaları ile ilgili son açıklamasının altında, hükümetin kadrolaşma kaygısı ile hareket ederek, üniversitelerdeki piyasacılık fikri etrafında oluşan uzlaşmanın bozulmasına yol açacağı kaygısı yatmaktadır. Üniversitelere dayatılan gerici ve piyasacı kuşatmayı kırmanın yolu, YÖK düzeninden beslenen her kesime karşı, üniversitelerin gerçek sahibi olan bilim insanları, öğrenciler ve emekçiler eliyle YÖK düzeninin tümüyle ortadan kaldırılması, şirketler için değil insanlık için bilim üreten, demokratik ve laik bir üniversite için mücadele etmektir. Yeni dönem, üniversitelerde gerici ve piyasacı saldırıların daha artacağı bir dönem olacaktır. Mücadele dolu günler bizi beklemektedir. Atamaların ardından üniversitelerde yaşanan istifalar anlamlı tepkiler olsa da yeterli değildir. Tüm üniversite bileşenlerinin üniversitelerimizde yaşanan piyasalaştırma ve gericileştirme uygulamalarına karşı örgütlü tutum takınması, üniversiteye, bilime ve bilimsel değerlere yakışır bir davranış olacaktır. Bizler, eğitim ve bilim emekçilerinin temsilcileri olarak biliyoruz ki, üniversiteye demokrasiyi ancak ve ancak üniversite bileşenlerinin örgütlü birlikteliği ve gücü getirecektir. AKP‘nin demokrasi ve emek düşmanı politikalarına karşı gerçek ve tutarlı bir muhalefetin üniversite ayağını oluşturmak için, tüm üniversite bileşenlerini ortak mücadeleye davet ediyoruz.









