Oyun Çağındaki Çocukları Camiye Götürmek Zihinsel Gelişimleri Açısından Sakıncalıdır!

Türkiye’de siyasi iktidar eliyle eğitimin laik-bilimsel bir temelde örgütlenmesi yerine, büyük ölçüde dini kurallar ve ritüellere göre biçimlendirilmesine yönelik uygulamalar eğitimin bütün kademelerinde ve günlük yaşamın her alanında etkisini arttırarak sürdürmektedir.

İstanbul Ataşehir’de yaşları 3 ile 5 arasında değişen iki bin anaokulu öğrencisinin “Namaz Şenliği” adı altında kız çocuklarının kırmızı başörtülü, erkek çocuklarının da takkeli olarak Ataşehir Mimar Sinan Camisi’ne götürüldüğü haberi bir gazetenin manşetinde yer almıştır.

Henüz oyun çağında olan, somut ve soyut düşünce yetileri gelişmemiş olan ana sınıfı öğrencilerinin hangi gerekçeyle olursa olsun cami gezisine götürülmesi, 4-6 yaş grubundaki bu çocukların zihinsel gelişim özellikleri dikkate alındığında son derece sakıncalı bir durumdur.

Eğitimin bütün kademelerinde niteliğinin yükseltilmesi, çocukların özgüvenli, özgür, eşit ve sağlıklı bireyler olarak yetiştirilmesi için en küçük bir adım atmayanların, din ve inanç alanı gibi son derece hassas bir konuda, okullarda öğrencilere yönelik bu tür etkinlikler düzenlemesi kabul edilemez. Bu durum, eğitim sistemini dini kurallara göre biçimlendirmeye çalışanların bunu yaparken hiçbir sınır ya da kural tanımadığını, oyun çağındaki çocukları dini ritüeller eşliğinde cami gezilerine götürmenin çocukların gelişimi açısından ciddi sakıncalar içerdiğini dikkate almadığını göstermektedir.

Çocukların eğitiminden ve kişisel gelişiminden endişe duyan hiçbir veli, hiçbir eğitimci ileriki yaşlarda çocuklarda içe kapanma, özgüvensizlik, korku ile hareket etmek vb. gibi kişilik sorunları ortaya çıkarma ihtimali taşıyan bu tür uygulamalara asla onay vermemelidir.

Türkiye’de laiklik konusunun tartışmaya açıldığı, iktidarın bu konudaki gerçek niyetinin ortaya çıktığı bir dönemde iki bin anaokulu öğrencisinin dini kıyafetler giydirilerek cami gezisine götürülmesi, çocukların yararına uygun olmadığı gibi, bu girişimi “masum bir cami gezisi” olarak değerlendirmek mümkün değildir.

 Türkiye’de yıllardır bizzat iktidar eliyle hayata geçirilen ve birbirinden ayrı olması gereken eğitim ile inanç alanlarını birbirine karıştırmanın nasıl sorunlar ortaya çıkardığına ilişkin sayısız örnek sıralamak mümkündür.

Ana sınıfı öğrencilerinin camiye götürülmesi basit bir ziyaret olmayıp, iktidarın kendi hedefleri doğrultusunda “dindar nesil yetiştirme” uygulamalarından birisidir. Eğitim Sen olarak, henüz oyun çağındaki çocukların tamamen siyasi hedefler doğrultusunda, iktidarın siyasal-ideolojik hedeflerine uygun olarak kullanılmasına, göz göre göre inanç istismarı yapılmasına sessiz kalmamız mümkün değildir.

Siyasi iktidar ve onun her türden uzantıları çocuklarımızdan elini çekmeli, inanç istismarı uygulamalarına derhal son verilmelidir. Eğitim sisteminde “tek din, tek mezhep” yaklaşımına dayanan bütün uygulamalar sonlandırılmalı, halkın dini duyguları başta devlet kurumları olmak üzere, hiçbir kişi ya da kurum tarafından asla istismar edilmemelidir.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu