ÖSS’ye ve Eğitimin Sınavlarla Özdeşleşmesine Karşı, Öğrencilerin Yürüttüğü Mücadelenin Destekçisiyiz

Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç`ın “ÖSS`ye ve Eğitimin Sınavlarla Özdeşleşmesine Karşı, Öğrencilerin Yürüttüğü Mücadelenin Destekçisiyiz!” başlıklı basın açıklaması metni:

Bilindiği üzere Türkiye`de eğitim sistemi, ilköğretimden başlayarak üniversite sonrasına kadar, kelimenin tam anlamıyla sınav merkezli hale gelmiştir. Eğitim sistemimiz, öğrencileri eğitmek, onların çok yönlü olarak gelişmelerini sağlamak yerine, onları ortaöğretim ve üniversite giriş sınavlarına hazırlayan bir yapıya bürünmüştür.

Öte yandan, her yönüyle sınavlara endekslenen eğitim sistemi kamu eğitimini işlevsiz bırakarak, eğitimi dershane, özel ders, özel okul alanına kaydırmıştır. Okullarda yürütülmesi gereken eğitimi dershaneler yerine getirmekte, bu nedenle her yıl sınav zamanlarında sınıflar boşalmaktadır.

İkili öğretim, kalabalık sınıflar, alt-yapı eksiklikleri, öğretmen açıkları, yetersiz ücretler gibi pek çok sorunun yanında, özellikle son yıllarda yaygınlaşan sözleşmeli öğretmenlik, geçici personel çalıştırma gibi uygulamalar, eğitimin niteliğini ve sürekliliğini olumsuz etkilemiştir. Her yıl on binlerce öğrencinin yapılan sınavlardan “sıfır” puan alması, eğitim sisteminde yıllardır yaşanan sorunlara çözüm üretilmemesinin sonucudur. Bu nedenle başarısızlıkların asıl sorumlusu, geçmiş siyasi iktidarların izinden giden Milli Eğitim Bakanlığı ve AKP Hükümetidir.  AKP Hükümeti, kendinden önceki hükümetlerin bu konudaki tutumunu daha da ileriye götürmüş, bir yandan sınavı eğitim sisteminin tüm kademelerine yayarken, diğer yandan da sınav sistemlerinde her yıl yaptığı değişikliklerle sistemi bir yap-boz tahtasına çevirmiştir.

Üniversite kapısına yığılan, hedefsizleştirilen büyük bir gençlik kitlesinin sorunlarını çözmek yerine, bu sorunları daha da içinden çıkılmaz hale getiren AKP, sınavları yaygınlaştırmakta, öte yandan da yeni üniversiteler kurarak sorunu çözdüğü propagandasına yaslanmaktadır. Örneğin, daha çok politik kaygılarla pek çok ilde üniversite açıldığı bilinmektedir. Binası ve öğretim görevlisi olmayan bu tabela üniversitelerin yanında, genel olarak üniversite hayatının bilimsel ve demokratik olmaması, bilimsel araştırmaların yok denecek seviyeye inmesi, üniversite çalışanlarına dönük ücret politikası, devlet üniversitelerinden vakıf üniversitelerine doğru hızlı bir beyin göçünün yaşanması, üniversite sınavı ile birlikte ele alınmayı bekleyen sorunlardır.

Sınav Sistemi, Toplumsal Eşitsizliği Derinleştirmeye Hizmet Ediyor

Ayrıca öğrenciler açısından dershanelere devam etmek, sınavı kazanmak için neredeyse bir zorunluluk halini almıştır. Öğrenciler lise birinci sınıftan itibaren dershaneye başlamakta ve eğitim harcamaları arasında birincilleşen dershaneye kayıt zorunluluğu, kanayan sınav sisteminin ayrılmaz parçası haline gelmiştir. Dershanelerin yüksek kayıt bedelleri, eğitim sistemimizde paranın belirleyiciliğine vurgu yapmak açısından önemli bir örnektir. Özel kurslar ve dershaneler parası olanın yararlanabileceği bir “hak” halini almıştır. Yapılan bir araştırmada üniversiteyi kazananların yüzde 86`sının dershaneye gittiği ve yüzde 20`sinin de özel ders aldığı anlaşılmaktadır. Bu durum, mevcut sınav sisteminin toplumda varolan eşitsizlikleri eğitim aracılığıyla daha da derinleştirdiğinin açık kanıtıdır. 

Ülkemizdeki mevcut eğitim sistemi, öğrencilerin bedensel, düşünsel, kültürel ve ruhsal gelişimini bir bütün olarak değerlendirmek yerine, öğrencileri ilk öğretimden itibaren sonu gelmeyen bir sınav maratonuna sokmaktadır. Bir öğrencinin dört yıllık bir fakülteden mezun olana değin zorunlu olarak girip başarı göstermesi gereken asgari sınav sayısı 739`dur. Yıllar itibariyle ele aldığımızda bu, öğrencilerin her yıl ortalama 46 sınava girdikleri anlamı taşımaktadır.

Sendikamızın 2006 yılında yaptığı Ortaöğretim taramasına göre, tüm liseler bazında son sınıf öğrencilerinin %41.45`i, normal liselerde %63.46`sı, Anadolu liselerinde %89.29`u dershanelere gitmekteydi. Sendikamızın yürüttüğü ve 5 Mart 2008 tarihinde açıkladığı Üniversite Öğrencilerinin Profili araştırması da bu bilgilerle örtüşmektedir. Sözü edilen araştırmamıza göre lise öğrencilerinin %93.8`i üniversite sınavı için lise eğitimi dışında hazırlık yapmaktadır. Bütün bu veriler de göstermektedir ki, gençliğin özgürleşme ve özgür gelişim mücadelesi, sınav sisteminin ezici yüküne karşı mücadeleden bağımsız olarak algılanamaz.

Ortaöğretime ve Üniversiteye Sınavla Geçiş Sistemi Kaldırılmalıdır!

İşte tam da bu nedenle sendikamız Eğitim Sen, öğrencilerin sınav cenderesinden kurtulmasını, ortaöğretime ve üniversiteye girişte hakim kılınan sınav sisteminin kaldırılmasını savunmaktadır. Sendikamız sınavlara endeksli bir eğitim sisteminin eleştirisi ile birlikte sınavsız bir eğitim modelinin nasıl olacağına ilişkin olarak da araştırma ve raporlar hazırlamış ve sorunları ve çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaşmıştır.

Bu noktada tekrar ediyoruz: Okul öncesi eğitimden yükseköğrenime kadar tüm eğitim sistemi; bölgeler, okullar ve cinsiyetler arasındaki eşitsizliklerin giderildiği, herkesin eğitim hakkından, eşit ve parasız olarak yararlandığı ve kimsenin eğitim hakkından mahrum bırakılmadığı bir şekilde yeniden düzenlenmeli ve sınava dayalı çözümsüzlük sistemi derhal tasfiye edilmelidir.

Bu anlayış doğrultusunda biz, eğitim emekçilerinin mücadelesinin öğrencilerden ve velilerden bağımsız olarak başarıya kavuşmasının mümkün olmadığının ve toplumun genelini kuşatan bir noktadan birleşik mücadeleyi gündeme getirmenin öneminin bilincinde olarak, 7 Haziran tarihinde İstanbul`da sınavlara karşı, paralı eğitime karşı, ÖSS`ye karşı gençliği harekete geçirmeyi ve toplumsal duyarlılık yaratmayı amaçlayan tüm örgütlere ve genç arkadaşlarımıza sonuna kadar destek verdiğimizi ve Eğitim Sen olarak mitingde yerimizi alacağımızı bir kere daha ifade etmek istiyoruz. Eğitim alanında yaşanan bu yıkıma “dur” demek ve gençlerimizin geleceğine sahip çıkmak için duyarlı tüm kesimleri 7 Haziran İstanbul mitingine katılmaya ve sesimize ses vermeye çağırıyoruz.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu