Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun `Öldürülen, Fişlenen Çocuklar Ülkesi Olmamak İçin Herkesi Tepki Göstermeye Çağırıyoruz!` başlıklı açıklama metni:
Türkiye`de son yıllarda belirgin bir şekilde artan çocuk cinayetlerine her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Yıllardır bu ülkenin çocuklarını, gençlerini düşman olarak görüp her fırsatta katletmeyi kendilerine görev edilenler, geçtiğimiz hafta Cizre`de öldürülen 14 yaşındaki Ümit Kurt`un ardından, dün yine Cizre`de 12 yaşındaki Nihat Kazanhan devletin “yasal mermisi” ile katledilmiştir. Son dönemde yaşanan şiddet olayları ve çocuk cinayetleri, ülke çapında fiili sıkıyönetim ve güvenlik güçlerine OHAL yetkileri veren “İç Güvenlik Yasası”ndan bağımsız değerlendirilemez.
AKP iktidarı döneminde güvenlik güçleri tarafından, Roboski`de olduğu gibi bombayla, Gezi direnişinde gaz kapsülü ile son olarak Cizre`de olduğu gibi polis kurşunuyla öldürülen çocukların resmi sayısı 101`dir. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme`nin 6. Maddesi her çocuğun yaşama hakkına sahip olduğunu ve devletin çocuğun yaşamını ve gelişimini güvence altına almakla yükümlü olduğunu belirtmektedir.
Yıllardır çocuk oldukları unutularak işkence gören, cezaevine atılan, fişlenen, dili, kimliği ve varlığı yok sayılan çocukların hedef alınarak katledilmesi üzerinden yaratılan şiddet, siyasi iktidarın ve ırkçı-şoven kesimlerin çabasıyla sürekli kışkırtılmaktadır.
Çocukları potansiyel suçlu olarak gören anlayışın son örneği Diyarbakır`da yaşanmıştır. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü`ne yazdığı bir yazı ile polisin bildirdiği çeşitli suçlara ve toplumsal olaylara karışmış, cinsel istismara ve tecavüze uğramış 872 çocuğun listesini Bağlar ve Yenişehir İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri çocukların bütün kimlik bilgileri ve ev adresleriyle internet sitesinden yayımlamış, söz konusu liste herkesin ulaşabileceği şekilde gün boyu sitede yer almıştır. Söz konusu listede toplumsal olaylara katılan, suç işleyen, sokakta çalışmak zorunda bırakılan, intihara teşebbüs etmiş, zorla alıkonulmuş, cinsel istismara ve tecavüze uğramış çocukların isimleri, tüm kimlik bilgileri, anne babalarının adları ve ev adresleriyle birlikte kamuoyuyla paylaşılarak büyük bir utanca imza atılmıştır.
Çocuğun ruhsal yaşamına ilişkin hakları yaşama hakkının temel bir unsurudur. Bu nedenle çocukları hedef haline getirecek, onlara psikolojik baskı anlamına gelecek şekilde fişleme ve teşhir uygulamaları üzerinden çocuğun ruh sağlığını bozucu ve ruhsal bütünlüğüne ilişkin haklarının ihlali çocuğa karşı işlenmiş açık bir suçtur.
Diyarbakır`da yaşanan söz konusu fişleme, 19. Milli Eğitim Şurası`nda Eğitim Sen`in bilime ve pedagojiye aykırı olduğu yönündeki bütün itirazlarına rağmen karar altına alınan, “suç riski taşıyan çocukların bilgilerinin emniyetten talep edilmesi” uygulamasının somut bir yansımasıdır. Skandal fişlemenin duyulmasının ardından Bağlar İlçe Milli Eğitim Müdürünün, Bağlar Şube Müdürü ve benzer aynı listeyi yayınlayan Yenişehir Şube Müdürünün görevinden alınması Milli Eğitim Bakanlığı`nın sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Suça karışan ya da istismara uğrayan çocukların böylesine sorumsuz bir şekilde teşhir edilmesi, toplumsal olaylara katılan çocukların potansiyel suçlu olarak gösterilip hedef haline getirilmesi asla kabul edilemez bir durumdur.
Türkiye`nin yurttaşlarını fişleme sicilinin bu kadar kabarık olduğu ve her geçen gün yeni bir fişleme olayının gündeme geldiği bir dönemde çocukların bu şekilde fişlenmesi ve bütün bilgilerinin internet üzerinden paylaşılması bir gerçeği daha ortaya çıkarmıştır. Diyarbakır`da yaşanan bu skandalın benzerlerinin diğer illerde de olduğunu tahmin etmek zor değildir. Devlet çocuk yaştan başlayarak bütün yurttaşlarını fişlemekten, çocukları hedef alarak öldürmekten, cezaevlerine doldurmaktan ve çocuk istismarcılarını korumaktan vazgeçmelidir.











