Milli Eğitim Bakanlığı, 29-30 Haziran 2009 tarihlerinde Ankara`da iki günlük bir çalıştay düzenleyerek, öğrenci okul kıyafetlerine ilişkin geniş katılımlı bir tartışma ortamı yarattı. Öğrenci okul kıyafetlerine ilişkin yönetmeliğin 12 Eylül Anayasası`ndan da eski bir düzenleme olması ve bu eski düzenlemeyi günün koşullarına göre her yıl yeniden uyarlama çabasında olan genelgelerin çokluğu, bu konuda bir karmaşaya yol açmış bulunmaktaydı. Söz konusu karmaşanın yanı sıra her yıl yapılan çeşitli değişiklikler, velileri maddi külfet altına sokmaktaydı. Mevcut mevzuatın tek tipçi, otoriter ve disiplini esas alan karakteri, yeni ve daha demokratik, öğrenci merkezli bir düzenlemeyi zorunlu kılmaktaydı.
Bu açılardan değerlendirildiğinde, Milli Eğitim Bakanlığının bu konuyu gündemine almış olmasını ve bu doğrultuda bir çalıştay düzenlenmesini olumlu bulmaktayız. Olumlu bulduğumuz için Eğitim Sen olarak çalıştaya katılım sağlayarak görüşlerimizi paylaştık.
Çalıştay bileşenlerinin yürüttüğü tartışmalar sonucunda, öğrenci okul kıyafetleri ile ilgili tümüyle serbestlik sonucu çıkmamıştır. Bununla birlikte göreceli bir serbestliğin sağlanması, kıyafetlerin belirlenmesinde demokratik katılımcı yöntemin önerilmesi, öğrencinin pedagojik ve fiziksel gelişimini esas alan ve onun gereklerine göre düzenleme yapılmasını öngören ve velilerin ekonomik açıdan mağdur edilmemesini önemseyen bir yaklaşım çıkmıştır. Milli Eğitim Bakanlığının bundan sonraki süreci bu yaklaşımın gerekleri doğrultusunda sürdürmesi, öğrenci merkezli yaklaşımı ve demokratik katılım ilkesini gözetmesi gerekmektedir.
Eğitim Sen olarak öğrenci okul kıyafetlerine ilişkin yeni düzenleme sürecinin takipçisi olacağız. Önümüzdeki sürece ilişkin görüş ve önerilerimizi paylaşmadan önce genel olarak olumlu bulduğumuz Çalıştaya ilişkin bazı açılardan eleştirel değerlendirmede bulunmakta fayda görmekteyiz.
Çalıştayın bileşenlerinin, sorunun tüm taraflarını kapsaması konusunda belirli bir duyarlılık gösterilmiş olmakla birlikte, temsil konusunda aynı duyarlılık gösterilmemiştir. Oluşturulan üç çalışma grubunda akademisyenler, milli eğitim bürokratları, sendika temsilcileri, veli temsilcileri, okul müdürleri, öğretmen, öğrenci ve ilköğretim müfettişlerine yer verilmiştir. Öğrenci ve velilerin bir kısmı son anda, oturumlara katılan okul müdürlerinin okullarından getirtilmiş, dolayısıyla öğrenci ve veli görüşünde Ankara ili içinden ve belirli okullarla sınırlı kalınmıştır. İl milli eğitim müdürlerinin çağrılmasında bölge dağılımının ne ölçüde gözetildiği belirtilmemiştir. Ayrıca Eğitim İşkolunda örgütlü bulunan sendika temsilcileri, her sendika temsilcisinin tek bir oturumda yer alacağı şekilde gruplara dağıtılmışlardır. Bu nedenle, davet edilen sendikalar, sadece kendi yer aldıkları grubun tartışmalarına katılabilmiş, diğer iki gruptaki tartışmalara katılma olanağı bulunamamıştır. Bu vb. aksaklıklar çalışma gruplarında tarafların temsil edici bir şekilde yer almalarını engellemiştir. Ayrca her üç grupta “sektör temsilcisi”, Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği adı altında ticari firma temsilcilerine yer verilmiş olması manidar bulunmuştur. Giyim sektöründe işyeri sahibi olan bu kişilerin, kendi ticari firma isimleri ile yer almaları, hangi ölçüde göre çağrıldıkları konusunda kuşku yaratmıştır. Özellikle de okul giysisi alımları konusunda bazı firmaların gözetildiği kaygıları göz önüne alındığında bu hususta daha hassas davranılması gerekirdi. Ayrıca eğitimin tüm taraflarının katıldığı böylesi bir çalışmaya ticari firmaların çağrılması anlaşılır bir durum değildir.
Dile getirdiğimiz eksikliklerin dışında olumlu bulduğumuz Çalıştayda alınan kararların hayata geçirilmesinde Milli Eğitim Bakanlığının gereken duyarlılığı göstermesini bekliyor ve okul kıyafetlerine ilişkin sendikamızın görüş ve önerilerini paylaşmak istiyoruz.
1- Çalıştayda da ortaya çıktığı gibi okul kıyafetlerine ilişkin mevzuatın gözden geçirilerek günün koşullarına göre yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
2- Okul kıyafetlerinde tek renk, tek model yaklaşımı, tek tip insan yaratma yaklaşımının ve otoriter, disipline edici eğitim anlayışının yansıması olup bu duruma son verilmelidir.
3- Okul kıyafetlerinde serbestlik esas alınmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim sisteminin demokratik, laik ilkeleri gözetilerek genel bir çerçeve belirleyebilir ancak genel çerçeve sadece belirli bir dinin, mezhebin, etnisitenin sembollerinin taşınmaması ile sınırlı olmalıdır.
4- Okul kıyafetlerinde serbestliğin, ailelerin sosyo-ekonomik durumlarındaki farklılıklar nedeni ile öğrencilerde eziklik, rekabet, öykünme gibi olumsuz psikolojik etkilere yol açmaması için Milli Eğitim Bakanlığı tarafından önlem alınmalıdır.
5- Bunun için her eğitim-öğretim yılının başında, okul kitaplarının ücretsiz olmasına benzer bir düzenlemeye gidilerek, yerleşim yerlerinin sosyo-ekonomik gelişmişlik durumuna ve öğrenci velilerin gelirine göre saptanacak düzeylerde nakti giysi yardımı yapılmalıdır.
6- Serbestlik uygulaması hayata geçirilene değin, okul kıyafetlerinin belirlenmesinde demokratik katılımcı yöntem uygulanmalıdır.
7- Kıyafetler rahatlıkla her yerde bulunabilir olmalı, ailelere maddi külfet verecek ayrıntılardan kaçınılmalı ve haksız rekabete sebebiyet verilmemelidir.
8- İklimsel farklılıklar için yönetimlere inisiyatif tanınmalıdır.
9- Okul kıyafeti pedagojik etkinliklere (sınıf ortamı, labratuvar vb.) uygun olmalı, ayrıca giysilerde rahatlık, estetik ve işlevsellik ön planda olmalıdır.
10- İlköğretimde kız öğrencilerin etek giyinme zorunluluğuna son verilmelidir.
11- Okul kıyafetlerinde toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılığa neden olabilecek tercihlerden kaçınılmalıdır.









