MEB Bildiri Yayınlayan Liselerde Suçlu Değil, Çözüm Aramalıdır!

Son günlerde antidemokratik, baskıcı ve dayatmacı uygulamalara karşı yayınladıkları bildiriler ile sesini yükselten liselilere yönelik çözüm bulundu! Ne yazık ki MEB, çözümü liselilerin taleplerini ve sorunlarını anlamaya çalışmakta değil, yaşanan olayı hemen suç ve ceza kapsamında ele almakta, kendince cadı avı yürütmekte buldu!

Hükümetin yaşamın her alanını kuşatan tek tipçi politikalarına karşı Türkiye’nin köklü liselerindeki öğrencilerin bildiriler yayınlayarak demokratik tepkilerini göstermesi belli ki Milli Eğitim Bakanlığı’nı panikletmiştir! Liseli gençlerin, kendilerine yönelik bütün baskı ve tehditlere rağmen cesaretle hareket ederek, düşüncelerini açıklaması, eleştirmekten ve karşı çıkmaktan korkmaması ve yaşanan idari ve siyasi baskılara rağmen pes etmemesi, eğitimin ve ülkenin geleceğinde söz sahibi olmak istediklerini göstermiştir. Ancak MEB öğrencilerin demokratik tepkilerini anlamak yerine, MEB Müsteşarı Yusuf Tekin imzalı bir genelge ile öğrencilerin demokratik tepki ve taleplerini sindirmeye yönelmiştir.

Her zaman olduğu gibi baskı, disiplin ve cezalandırma mantığıyla hazırlanan genelgede, “Öğrenci ve veli kaynaklı olmaktan çok bazı siyasi çevreler ve STK’lar tarafından organize edildiği anlaşılmaktadır” ifadeleri kullanılırken, “Okul yönetimi ve öğretmenlerin taraf olmadığı bir konuda okulun adının geçmesi, niyetin provakatif ve öğrencilerin istismarına yönelik olduğunu göstermektedir” denilmesi dikkat çekicidir.

Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, MEB ve yandaşı sendikanın her türlü demokratik talebi provokasyonla itham etmesi, her fırsatta hükümete karşı “iç ve dış güçler” söylemine sarılarak “düşman” yaratma yoluna başvurması, Türkiye’nin yönetilme biçiminin en somut örneği olmuştur. Artık AKP, her türlü demokratik talebin üzerine sahip olduğu güvenlik aygıtlarını seferber etmekte, yaşananları derhal suç kategorisine yerleştirmekte hiçbir sorun görmemektedir.

Üstelik aylardır, çocukların okullarda cinsel istismara maruz kalmasına karşı tek kelime etmeyenlerin, yaşanan istismarların üzerini örtmeye kalkanların, baskılara karşı demokratik tepki gösteren lise öğrencilerinin istismar edildiğini açıklaması utanç vericidir.

Eğitim kurumlarında farklı düşünce, inanç ve kimliklere yönelik ayrımcı ve baskıcı uygulamaların artmasına, okulların eğitim kurumu olmaktan çok birer kışla gibi yönetilmeye çalışılmasına ses çıkarmayanların, yeni baskı ve sindirme politikalarını devreye sokması şaşırtıcı değildir. Çünkü iktidarlarını, tehditlerini sürdürebilmenin yolu tam da bu baskı ve sindirme yöntemleriyle mümkün olmaktadır.

Bu nedenledir ki MEB’in öğrencilerin neden isyan ettiğini anlamak ve sorumluluğunu bu yönde kullanarak gereğini yapmak yerine onları sindirmek için genelge yayınlayarak açık açık tehdit etmesi, yaşadıkları korku ve tedirginliğin de ne kadar büyük olduğunun da açık kanıtıdır.

Eğitim Sen olarak, MEB’in cadı avına dönüştürmek istediği bu süreç karşısında gençlerin yanında olacağımızdan, eğitimdeki ırkçı, tekçi ve antidemokratik uygulamalara karşı mücadelemizi sürdüreceğimizden kimsenin şüphesi olmamalıdır. Ayrıca TBMM Milli Eğitim Komisyonu üyesi olan milletvekillerinin, gerek komisyon olarak gerekse kendi iradeleriyle söz konusu okullarda yaşanan sorunları araştırmaları gerektiği ve bu yönde çözüm üretmeleri gerektiğini belirtmek isteriz. Yaşananların ardındaki hakikati ortaya çıkarmak ve gençlerin taleplerini anlamaya çalışmak amacıyla yürütülecek olan böylesi bir çalışmada sendikamızın üzerine düşen sorumluluğu yerine getireceğinin de bilinmesini isteriz.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu