Eğitim Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik’in açıklaması:
2 Haziran 2007 günü saat 13.45 te Gebze Darıcı Süreyya Yalçın İlköğretim Okulunda, eğitim emekçisi arkadaşımız, üyemiz Hüseyin Cebe uğradığı silahlı saldırı sonucunda hayatını kaybetmişti. Cinayet üzerine sendikamızca yapılan açıklamada, cinayetin, “Türkiye`deki şiddet ve linç kültürünün yansıması olduğu, Hüseyin Cebe`nin öldürülmesinin, toplumu saran şiddet ve linç kültürünün ve eğitim sistemindeki çarpıklıkların bir sonucu olarak gerçekleştiği, olayın, iki kişi arasındaki anlaşmazlığa dayandığı vb. türündeki yorumların, olayın gerçek nedenlerinin üzerini örtmekten başka bir anlam ifade etmeyeceği, her ne şekilde olursa olsun, görevi başındaki öğretmenin, öğrencilerinin gözünün önünde öldürülmesinin basit bir cinayet ya da cinnet vakası olmadığı, böyle ele alınamayacağı” dile getirilmişti. Üzülerek belirtmek isteriz ki, bu konudaki uyarılarımız dikkate alınmamıştır.
Cinayet zanlısı Gebze Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmış, yargılama sonunda Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İhtisas Kurulunca düzenlenen rapora uygun olarak; “cezai sorumluluğunu etkileyecek ve şuur ve hareket serbestisini ortadan kaldıracak derecede (Paranoid sendrom) denilen akıl hastalığının saptandığı; anılan suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlamda sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını düzenleme yeteneğini ortadan kaldıracak boyuttaki bu akıl hastalığının etkisi altında olduğu anlaşıldığı, bu duruma göre Necati Kumaş`ın işlediği suçuna karşı cezai sorumluluğu olmadığı” na, hakkında 5237 sayılı Ceza Yasasının 32/1 ve 57. maddesi gereği koruma amaçlı olarak akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanmasının uygun olduğuna karar verilmiştir.
Gebze Ağır Ceza Mahkemesi, yaklaşık 38 yıl ve neredeyse kesintisiz öğretmenlik yapan cinayet zanlısının akıl hastası olduğuna, dolayısıyla cezai sorumluluğu olmadığına karar vermiştir. Sendikamız, cinayet zanlısının akıl hastası olduğu konusunda ciddi kuşkular taşımaktadır. Olay tarihine kadar cinayet zanlısının akıl hastası olduğu savıyla hakkında bir şikayet olmamış, dengesiz davranışları olduğu savıyla hakkında soruşturma başlatılmamıştır. Kuşkusuz Gebze Ağır Ceza Mahkemesinin anılan kararının bozulması istemiyle Yargıtay`a başvurulacaktır.
Cinayet zanlısı 1969 yılında öğretmenliğe başlamış, 1991 yılında emekli olmuş ancak öğretmenlik mesleğine devam etmiş, 1996-2006 yılları arasında Darıca Zeki Gezer İlköğretim Okulunda, 2006 yılı Haziran ayından cinayet tarihine kadar da Süreyya Yalçın İlköğretim Okulunda görev yapmıştır. Bu durum, akıl hastası olduğu belirtilen bir kimseyi çalıştırarak milli eğitim yöneticilerinin ağır hizmet kusuru işlediklerini göstermektedir. Milli Eğitim Bakanlığı akıl hastası olduğu için cezai sorumluluğu olmadığı belirtilen bir öğretmeni nasıl çalıştırdığını açıklamalı, kusurlu yöneticiler hakkında bir an önce adli ve cezai işlem başlatılmalıdır.
Öte yandan, daha önce ‘psikolojik tedavi` gören ve emekli olan bir öğretmenin ‘ihtiyaç nedeniyle tekrar göreve çağrılması`, eğitim sisteminde yaşanan çarpıklıkların, sorumsuzluğun en açık göstergesidir. Eğitimde yaşanan önemli sorunlardan birisi öğretmen açıklarıdır, MEB bu konuda gerekli ve yeterli bir çalışma yürütmemekte, her yıl ihtiyacın çok altında yaptığı atamalarla öğretmen açığını büyütmektedir. Atama dönemlerindeki tüm çağrılarımıza rağmen, öğretmen açığını kapatacak atamaları gerçekleştirmeyen MEB psikolojik sorunları olan ve emekliye ayrılan birisini neden göreve geri çağırdığını açıklamalıdır.
Eğitim Sen olarak, yitirdiğimiz üyemizi insanca yaşam, demokratik Türkiye mücadelemizde her zaman var edeceğiz ve bu olayın takipçisi olacağız.









