Genel Başkanımız Zübeyde Kılıç`ın “Kız Çocukları İçin Üniversite Sınavlarında Başarısız Olmak İki Kez Kaybetmek Anlamına Gelecek!” başlıklı basın açıklamasıdır:
Otuz bin öğrencinin sıfır puan aldığı bu yılki Öğrenci Seçme Sınavı sonuçları, Ortaöğretim sisteminin çöküşünün göstergesi oldu. Ancak bu yılki ÖSS`nin olumsuz sonuçları bununla sınırlı kalmayacak. Çünkü 1 Ekim 2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren yeni Sosyal Sigortalar ve Sağlık Sigortası Yasası uyarınca ÖSS`de başarılı olamayan kız öğrenciler, sadece bir yüksek öğretim kurumuna yerleştirilme hakkını kaybetmeyecek, aynı zamanda sağlık güvencesini de kaybetmiş olacak.
1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren yeni Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası, diğer pek çok hak gaspının yanı sıra, sigortalının bakmakla yükümlü olduğu kız çocuklarının sağlık güvencesinden yararlanma hakkını da ortadan kaldırdı. Daha önce yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Yasasına göre bekar olan ve sigortalı bir işte çalışmayan kız çocukları, yaşlarına ve eğitim durumlarına bakılmaksızın anne babalarının sağlık sigortasından yararlanma hakkına sahiplerdi. Evlenenler boşandıkları ya da çalışanlar işten ayrıldıkları takdirde yeniden ebeveynlerinin sağlık güvencesinden yararlanmaya hak kazanmaktaydılar. Bu düzenleme kadınlar için iş bulma olanaklarının kısıtlı olduğu ülkemizde, göreceli de olsa kadınların kimseye bağımlı olmadan yaşamlarını sürdürebilmeleri açısından olumlu bir nitelik taşımaktaydı. Yeni SSGSS bu olumluluğu ortadan kaldırarak kız çocuklarını ve kadınları bağımlı hale getirmektedir.
1 Ekim 2008`den sonra 18 yaşını doldurup 2008-2009 döneminde liseden mezun olan kız çocuklar, bu yıl herhangi bir yüksek öğretim kurumuna kayıt yaptıramazsa sigortalı ebeveynlerinden doğan sağlık hakkını kaybedecek. Herhangi bir yere yerleştirilenler için de sorun ortadan kalkmıyor, sadece erteleniyor. Çünkü ÖSS`de başarılı olanların sağlık güvencesinden yararlanma hakları da erkek çocuklar gibi 25 yaş ile sınırlandırılmış bulunmaktadır.
18 yaşını doldurarak sigortalı anne babalarının sağlık güvencesinden yararlanma hakkını yitiren kız çocuklarının sağlık hizmeti alabilmesi çeşitli koşullara bağlanmış bulunuyor. Buna göre ya primlerini kendisi ödeyecek ya iş bulup çalışacak ya “açlık sınırı”nın altında yaşadığını kanıtlayacak ya da sigortalı bir eş bulacak. Kendi geliri olmayan birisinin primlerini kendisinin ödemesi gerçekçi değildir. Kadınlar için insan onuruna yaraşır koşullarda çalışacak iş olanağının çok kısıtlı olduğu ülkemizde kadınların daha çok enformel sektörde ve sigortasız işlerde çalıştırıldıkları, kadın istihdamının esas olarak kayıt dışı istihdam olduğu göz önüne alındığında, çalışıyor olmalarının sağlık güvencesinden yararlanabilecekleri anlamına gelmeyeceği de görülebilir. Öte yandan yasa, yoksulluğun kanıtlanması koşulunu da getirmiş. Buna göre aynı evde yaşayan aile fertlerinin (anne, baba, eş, çocuk) bir aylık her türlü gelirden kişi başına düşen miktarın brüt asgari ücretin üçte birinden az olması gerekiyor. Bu miktar ise yoksulluk değil olsa olsa açlık sınırı anlamına gelmektedir. Son olarak ailelerin halen tercih yapmaları gerektiğinde kız çocuklarının eğitim masraflarını kıstıkları, erkek çocuklarının eğitimlerini daha fazla destekledikleri düşünüldüğünde, kız çocukları için geriye kala kala sigortalı biriyle evlenme seçeneği kalmaktadır. Bu da yeni SSGSS`nin mimarı hükümetin muhafazakar ideolojisine çok uymaktadır.










