Son otuz yıldır süren savaş ve çatışma ortamı toplumun bütün kesimleri için ağır bir yıkımken savaş başta Kürt kadınları olmak üzere biz kadınlar için onarılması güç tahribatlara neden olmuştur. Çocuklarının cesetleri parçalanmış, evleri kurşunlanmış, yakılan köyünden göç yollarına düşmüş, bu zorunlu göç sonucu köylerinden, kentlerinden koparılarak büyük kentlerin varoşlarında yoksulluk içinde yaşamaya mahkûm edilmiş, şiddeti en açık haliyle yaşamak durumunda bırakılmışlardır. Tüm bu süre zarfında binlerce kadın tacize ve tecavüze maruz kalmıştır. İnkâr ve asimilasyon politikalarının bir sonucu olarak kendi dilinde konuşması yasaklanmış dilini kullandığında aşağılanmıştır. Bununla beraber kadınlar barış mücadelesinin her zaman en ön saflarında yer almışlar bundan sonra da almaya devam edeceklerdir.
Türkiye bir süredir yeni bir müzakere sürecine tanıklık ediyor. Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözümü yönünde ortaya konulan çabalar hepimiz için umut yaratmıştır.
Bugün gelinen aşamada PKK güçlerinin sınır dışına çekilmesi müzakere ve diyalog süreci açısından son derece önemli bir adımdır. Bu aşamada olumsuz herhangi bir durumun yaşanmaması, sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi, kalıcı bir barış ortamının oluşması için elzemdir. KESK`li Kadınlar olarak barış sürecini destekliyor geri çekilme esnasında gerekli tüm hassasiyetlerin gösterilmesi gerektiğine inanıyoruz. Öte yandan bölgede süren “Kalekol” inşaatları, fazlasıyla oluşturulan kontrol noktaları bu sürecin işleyişine denk adımlar olmadığı gibi bölge insanını ve biz kadınları tedirgin etmektedir. Kalıcı bir barış ortamının sağlanması için toplumun her kesimine en başta da hükümete büyük sorumluluklar düşmektedir. Halen sağlık durumu kritik olan yüzlerce tutsak hapishanelerdedir. Aydınlatılmayı bekleyen binlerce faili meçhul cinayet bulunmaktadır. Köye dönüşler için somut ve gerçekçi projelere ihtiyaç vardır. 30 yıllık savaş boyunca bir biçimde gizli kalmış üzeri örtülmüş gerçeklerin açığa çıkarılması toplumun bu gerçeklerle yüzleşmesi ve adaletin sağlanması zamanıdır Diğer taraftan Kürtlerin kimlik ve kültürel haklarının anayasal güvenceye alınması, seçim sisteminin demokratikleşmesi gerekmektedir.
Biz kadınlar olarak artık bize dayatılan savaş politikalarına karşı hep beraber durmalıyız. Yaşadığımız savaş, kayıplar, acı ve gözyaşı kaderimiz olmadığı gibi, çözümsüz de değildir. Kürt sorunun barışçıl, demokratik çözümü ancak biz sürece müdahale edersek mümkündür.
Savaşın ve çatışma ortamının bitmesi, militarizm ve şiddetin ortadan kalkması için kadınlar olarak evlerde, sokaklarda, derneklerde, sendikalarda ve siyasal alanda yıllardır barış mücadelesi veriyoruz. Artık barışın sesini daha güçlü bir şekilde yükseltmenin vakti gelmiştir.
Barış mücadelesinin hedefine ulaşması, toplumda eşitlik ve demokratikleşme sağlanması için kadınların sürece doğrudan müdahale etmesi hem bir görev hem de zorunluluktur. Toplumun yarısını oluşturan, savaşın en acı sonuçlarını yaşayan kadınlar, barış mücadelesinin en önünde yürümek, bu mücadelenin asli unsurlarından birisi olmak zorundadır.
Biz kadınların kaygıları ve özlemleri aynıdır. Savaş çatışma ve şiddet ortamlarında en çok biz kaybediyorsak barışta da en çok biz kazanacağız demektir. Bu yüzden barışa taraf olduğumuzu ve sürecin takipçisi olacağımızı buradan bir kez daha tüm kamuoyuna ilan ediyoruz.
[su_custom_gallery source=”media: 2666,2667″ limit=”36″ link=”lightbox” width=”250″ height=”200″ title=”never”][su_custom_gallery source=”media: 2275,2276″ link=”lightbox” width=”420″ height=”570″ title=”never”][su_custom_gallery source=”media: 1794,1795″ limit=”10″ link=”lightbox” width=”290″ height=”200″ title=”never”][/su_custom_gallery]











