Eğitim Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik’in “İstanbul Üniversitesi’nde Alınan Karar, Öğrencileri Potansiyel Suçlu İlan Etmektedir” başlıklı basın açıklaması metni:
Bilindiği üzere son dönemde ülkemizde üniversitelere dönük polis baskısı ve şiddeti giderek artmaktadır. Özellikle öğrencilerin yerlerde sürüklendiği, barışçıl bir açıklama yapmalarının bile engellendiği, hamile bir öğrencinin polis şiddeti neticesinde çocuğunu düşürdüğü hatırlanırsa, bu baskının 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında kurumsallaşan otoriter üniversite yaklaşımını pekiştirmeyi amaçladığı daha da belirginleşir. Nitekim son günlerde bu baskıların yoğunlaştığını gösteren en temel örneklerden birisi de, İstanbul Üniversitesi`nde polisi bir yıl boyunca öğrencileri her yerde durdurup arama yapma yetkisiyle donatan ‘Önleme Araması Kararı`dır. Karara göre polis, üniversite binaları ve çevresinde öğrencilerin üstünü, özel eşyalarını, araçlarını arayabilecektir. Rektör Yunus Söylet`in “haberim yok” dediği kararın 27 gündür duvarda asılı olduğu tüm basın yayın organlarına yansımıştır. Bu karar, üniversitelerin içine sıkıştırılmak istendikleri polis baskısının ve cenderesinin boyutlarını göstermesi bakımından emsal niteliğindedir. Karar her şeyden önce bir olağanüstü hal kararnamesi gibidir ve ülkede “darbelerle, baskıcı rejimlerle hesaplaştıklarını” söyleyen sözde demokrasi öncülerinin tüm tezlerinin birer birer çöktüğü bir dönemde, yeni baskı rejiminin üniversitelere biçtiği rolü gösteren işaret fişeği niteliğindedir. Öğrencileri herhangi bir suç eyleminin içinde bulunmadan önce, sadece üniversite öğrencisi olmaları nedeniyle potansiyel suçlu olarak yaftalayan zihniyetin, okuyan, eleştiren ve özgür düşünen, toplumsal sorumlulukla hareket eden bu kuşaktan korkusu bu gibi baskıcı önlemlerin arttırılmasının belli ki önünü açmaktadır ve açmaya da devam edecektir. Öte yandan bugün İstanbul Üniversitesi gibi köklü bir üniversitede başlatılan bu uygulamanın, daha önce YÖK tarafından çıkarılan sivil polis kararnameleriyle birlikte okunması ve yorumlanması gerekmektedir. Zira üniversiteler polisin serbest atış sahası haline getirilmektedir. İstanbul Üniversitesi`nde alınan bu kararsa, önümüzdeki günlerde taşradaki üniversitelerde de yankısını bulacak ve farklı görüş ve düşüncelerin yaşam alanı bulmakta zorlandığı yerlerde bu karara benzer dayatmaların uygulanmasıyla birlikte, üniversiteler dikensiz gül bahçesi haline getirilecektir. Eğitim Sen olarak ilan ediyoruz: Üniversiteler, dikensiz gül bahçesi olamaz, olmayacaktır. Bu baskılara göğüs gereceğimizden ve yeni otoriter rejimin üniversiteleri denetim altına alıp öğrencileri esirleştirme projelerine karşı dimdik duracağımızdan şüphe duyulmamalıdır. Bunun için tüm eğitim ve bilim emekçileriyle öğrenciler elbirliğiyle davranmalı, üniversitelerine ve geleceklerine sahip çıkmalıdır.









