Irkçı Saldırılar ve Linç Girişimleri Sona Ermeli, Toplumu Kışkırtan ve Bölen Politikalardan Vazgeçilmelidir!

Türkiye’de geçmişte halkları birbirine düşürerek katliamlara zemin hazırlayanlar, birilerinin “tek başına iktidar” ve “400 vekil” hırsının tetiklemesiyle ayrımcı, ırkçı-gerici politikalarını yeniden devreye sokarak, halkların barış içinde bir arada yaşamasını engellemek için elinden geleni yapmaktadır.

Son birkaç gün içinde AKP başta olmak üzere, ırkçı-şoven güçlerin kışkırtması ve organizasyonu ile 400’e yakın noktada HDP binalarına, kimi yerlerde CHP’ye yönelik organize saldırılar gerçekleşmiş, HDP Genel Merkezi’ne saldırı düzenlenmiş ve bina yakılmaya çalışılmıştır. Mevsimlik işçilere, TOKİ işçilerine yönelik linç girişimlerinin artması, sırf Kürt oldukları için çok sayıda yurttaşın ev ve işyerleri ateşe verilerek açıkça katliam yapılmak istenmesi, saldırıların başından sonuna planlı bir şekilde gerçekleştirildiğini göstermektedir.

Ülke çapında organize bir şekilde yaşanan saldırı ve linç girişimlerinin güvenlik güçlerinin gözleri önünde gerçekleşmesi, hatta Hürriyet gibi ana akım medya organları bile hedef alınırken, güvenlik güçlerinin en küçük bir müdahalede bulunmaması dikkat çekicidir.

7 Haziran seçimleri sonrasında ortaya çıkan siyasi tabloyu 1 Kasım seçimlerinde değiştirmek için yeniden kışkırtılan şiddet ve çatışma ortamında ülkenin dört bir yanına her gün cenazeler gitmekte, birileri savaşı ve yaşanan ölümleri kutsayarak “oy hesapları” yaparken, annelerin, babaların, kardeşlerin gözyaşları sel olup akmaktadır.

Türkiye’nin “tek parti, tek adam” yönetimine doğru hızla yol aldığı bugünlerde sokakları kışkırtarak ve açıkça hedef göstererek baskı, şiddet ve saldırıların yeniden devreye sokulması, parti binalarının içindeki insanlarla birlikte ateşe verilmesi benzer örneklerini ancak faşist rejimlerde görebileceğimiz uygulamalardır.

Son yıllarda özellikle Cumhurbaşkanının konuşmalarında toplumu kamplaştırmak amacıyla kullandığı nefret dili, toplumda ırkçı-şoven söylemlerin etkisinde kalan faşist güruhların harekete geçmesini, kitlesel saldırılar ve linç girişimlerine yönelmesini beraberinde getirmiştir.

Ülkenin çeşitli yerlerinde yaşanan ve gün geçtikçe artan linç girişiminde güvenlik güçlerinin müdahalede bulunmak bir yana seyirci kalması, yaşanan saldırıların “tek başına iktidar” hesapları yapanların organizasyonu ve desteği ile gerçekleştiğinin en somut kanıtıdır. Geçmişte 6-7 Eylül’de İstanbul’da, Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, Gazi’de devletin güvenlik güçlerinin tutumunun nasıl acılara yol açtığı unutulmamalıdır. Şiddet üzerinden toplumu bölme ve birbirine karşı kışkırtma girişimlerinin Türkiye’yi derin bir karanlığın içine itmesine asla izin verilmemelidir.

Toplumsal barışı ve bir arada yaşama kültürünü tehdit eden her türlü gerici-ırkçı hareket ve linç girişimleri, Anadolu’nun farklı kimliklerden halklarının birliğini ve birlikte yaşama isteğini kıramayacaktır. Yıllardır sürdürülen halkları birbirine karşı kışkırtma ve düşman haline getirme ve savaş politikalarındaki anlamsız ısrarın ülkeyi açıkça iç savaşa sürüklemesine asla izin verilmemelidir.

Toplumu siyasal kamplaşmalar üzerinden bir birine karşı kışkırtarak yeni saldırılara ve katliamlara zemin hazırlayanlar ve arkasındaki siyasi güçler amaçlarına ulaşamayacaklardır. Türkiye’nin emek ve demokrasi güçleri, ülkemizi ırkçı-şoven odaklara, kim oldukları herkes tarafından bilinen kimi siyasi çevrelerin talimatıyla hareket eden faşist güruhlara asla geçit vermeyecektir.

Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu