İlköğretim Çağındaki Çocukların Öfkeli Sokak Gösterilerine Katılmalarının Sonuçları Ağır Olur

Genel Başkanımız Alaaddin Dinçer‘in “İlköğretim Çağındaki Çocukların Öfkeli Sokak Gösterilerine Katılmalarının Sonuçları Ağır Olur” başlıklı basın açıklaması:

Son günlerde ilk ve orta öğretim çağındaki çocuk ve gençlerimizin protesto amaçlı sokak gösterilerine katılmalarının ulaştığı boyutlardan kaygı duyuyoruz; basını ve kamuoyunu bu konuda duyarlı olmaya davet ediyoruz. Başta Milli Eğitim Bakanlığı, Hükümet ve tüm sorumlu kurum ve kişilerin sergiledikleri sessizlikten sıyrılarak, ülkemizin geleceği açısından son derece sakıncalı bir gidişata müdahale etmeleri gerekmektedir.

Ülkemizin kaybettiği gençlerin ardından üzüntü duymak son derece anlaşılır bir durumdur. Kayıplarımızın acısını hepimiz derinden paylaşıyoruz. Fakat bu acının istismar edilmesi yoluyla, ilk öğretim çağındaki çocukların dahi sokak gösterilerine katılmalarını teşvik etmeyi kabul edilemez buluyoruz. Günlerdir basını, okul giysileriyle gösterilere katılan ilk öğretim çağındaki çocukların fotoğrafları süslüyor. Okullarında ve derslerinde olması gereken ilk öğretim öğrencileri, zaman zaman kontrolden çıkan öfkeli göstericilerin arasında yürüyüşe katılıyorlar. Günlük gazeteler olağan bir haber verir gibi hangi ilk öğretim okulundan olduklarının da belirtildiği onlarca öğrencinin okul formaları ile çekilmiş fotoğraflarını yayınlıyor. Çocukların bu tür gösterilere katılımlarını teşvik öylesi bir boyuta ulaştı ki, en sonunda, 24 Ekim 2007 tarihli gazeteler Bolu Milli Egemenlik İlköğretim Okulu 8. sınıf öğrencilerinin üzerlerinde okul önlükleri, ellerinde Türk Bayrakları ile askerlik şubesine giderek askere yazılmak için başvuru yaptıklarını yazdı. Başka bir kentte ise gösterilere katılmak isteyen öğrenciler ile onlarla birlikte katılmak istemeyen öğrenciler arasında arbede yaşandı.

Toplumsal acıları birlikte yaşamak, ülke sorunları ile ilgili tutum sergilemek başka bir şeydir, bunu şiddete vardırmak ve hele de ilk öğretim öğrencilerini şiddet eğilimlerinin yaygın olduğu sokak gösterilerine katmak başka bir şeydir. Bu ikisini birbirine karıştırılmanın sonuçları ülkemiz açısından ağır olur.

Bir yandan okulda şiddetle mücadele ederken bir yandan da şiddet eğilimi yüksek, zaman zaman öfke seline dönüşen yürüyüşlere çocukların katılmalarını hoşgörüyle karşılamanın anlaşılması mümkün değildir. Çocukları bu gösterilere katılmaya teşvik edenlerin niyetini bilmiyoruz ama bunu hoşgörüyle karşılayan kimi çevrelerin, çocukları bu tür milliyetçi ve militarist hezeyanın üst boyutlara ulaştığı gösterilere katmanın, ülkemizin geleceği açısından ne tür tehlikelere gebe olabileceğini düşünmeleri gerekiyor.

Bu gidişatın eğitimin amaçları arasında yer alan hoşgörülü, barışçıl, başkalarına saygılı bireyler yetiştirme hedefinin temeline kibrit suyu dökmekten başka bir şey olmadığını bilmemek aymazlıktır. Böylesi bir amacı olanlar olabilir. Ama bu amacı paylaşmayanların bir an önce söz konusu hatadan dönmeleri gerekmektedir.

Katılımcılar çok çeşitli olabilir ama bu protesto gösterilerini yönlendirenlerin kimler olduğu iyi biliniyor. Gösterilere katılanların elleriyle yaptıkları kurt işaretleri kadar, gösterilerde sergilenen öfke ve taşkınlık da gözler önündedir. Gösteriler yavaş yavaş farklı etnik kimliklerden yurttaşlara ve sol eğilimli kurumlara yönelmeye başladı bile. Çocukları böylesi bir cinnet ortamına dahil etmeye çalışmak sadece bu ülkedeki farklı kimliklerden ve görüşlerden insanlar için değil, bir bütün olarak ülkenin geleceği açısından büyük bir tehlikedir. Bunun farkına varamayan sorumluları uyarıyoruz, çocuklarımız nereye gidiyor, farkında mısınız?

Ortak acılarımıza yanarken, acıların istismarından geleceğin hoşgörüden yoksun, şiddet eğilimli, demokrasiden değil kaba kuvvetten medet uman ve uygulayan gençler yaratmak isteyenlere karşı duyarlı olmak zorundayız. Öfkeyi ve şiddeti değil barış ve demokrasi kültürünü geliştirmek en acil görevimizdir. Çocuklarımızın istismarına karşı herkesi duyarlı olmaya çağırıyoruz.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu