İnsanlık tarihi, sınıflı toplumlar boyunca toplu katliamlara, soykırımlara tanıklık etmiştir. Diktatörler, kısmi şiddet yöntemleriyle sonuç alamayacaklarını anladıklarında direnen halklara karşı kitlesel kıyım yöntemlerinden çekinmemişlerdir. 16 Mart 1988`de, Halepçe`de yaşananlar da bu kıyımlardan birisidir. Kitlesel kıyım yöntemlerinin BM gibi uluslar arası kurumlarca lanetlenmesine rağmen, dünyanın gözleri önünde Halepçe`de yeni bir insanlık suçu işlenmiş, uçaklar kentin üzerine ölüm gazları yağdırmıştır. Halepçe`de yaşayan halk, uçaklardan atılan kimyasal gazlarla katledilmiş, kentte canlı bırakılmamıştır. Halepçe katliamının ardından sağ kalanlar da sürgün yollarına düşmek zorunda kalmış, bu açıdan başka insanlık trajedileri de yaşanmıştır. Bir halkı topyekûn imha etmeyi hedefleyen katliam, hayatta kalanlara da zorlu göç yolları dışında seçenek bırakmamıştır. Halepçe katliamının tek sorumlusu diktatör Saddam Hüseyin değildi. Halepçe göklerinden halkın üzerine serpilen zehirli gazlar, “medeni dünya”da üretilmişti. Bu katliam yaşanırken seyirci kalanlar, katliamdan sonra da kör, dilsiz ve sağır kalmaya devam etmiştir. Sadece batı ülkeleri değil, İslam ülkeleri de katliamı görmezden, duymazdan gelmiştir. Batı ülkelerinin bölgeye ilişkin politikaları, o dönem için Irak rejimini açıktan eleştirmelerine engel olmuş, bu nedenle tutumları, göstermelik bir tepkinin ötesine geçmemiştir. İster batıda isterse doğuda olsun egemenlerin Halepçe`yi görmezden gelmelerinde, çabucak unutmalarında şaşıracak bir şey yoktu. Devletler arası çıkar ilişkilerinin devreye girdiği yerde insanlık bir anlam ifade etmemektedir. Egemenler yaşananları unutmakla kalmazlar, unutulması için de çaba harcarlar. Bunun için insanlık suçları unutturulmaya, insanlık hafızasızlaştırılmaya çalışılır. Böylece suç ortaklığının, egemenlerin soğuk çıkarlarının gizlenebileceği, unutturulabileceği sanılır. Ama başka bir dünya daha vardır ve orada unutmak değil hatırlamak esastır. Ezilenlerin, emekçilerin dünyasında egemenlerin katliamlarını, kirli ilişkilerini her zaman hatırlamak gerekir. Yeni katliamların önüne geçmenin yolu asla unutmamaktan geçmektedir. Bugün Halepçe`yi anmanın, emekçiler açısından böyle bir anlamı vardır. Katliamlara güç dengeleri, karşılıklı çıkarlar vb. gibi nedenlerle sessiz kalındığı sürece, katliam gerçekleştirecek diktatörler hep var olacaktır. Halepçe`nin ve insanlık tarihinin karanlık sayfalarında yer bulan benzer katliamların sorumluluğu sadece katliam kararı verenlerin değil, katliama sessiz kalanlarındır da. Ve bu tür katliamları önleyebilecek tek güç, halkların, emekçilerin örgütlü gücü ve barış konusundaki ısrarıdır. Eğitim ve bilim emekçileri, Halepçe`yi unutmayacak, unutturmayacak. Yeni Halepçe`lere meydan vermemek için, barış, eşitlik, özgürlük, adalet ilkeleri etrafında mücadelemizi yükselteceğiz.
HALEPÇE KATLİAMI İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ BİR SUÇTUR!
HALEPÇELER UNUTULMASIN! YENİ HALEPÇELERE HAYIR!
YAŞASIN ORTADOĞU HALKLARININ KARDEŞLİĞİ YAŞASIN BARIŞ, YAŞASIN DEMOKRASİ









