Faşist Saldırılar Hükümetin İç Güvenlik Paketini Çıkarması İçin Zemin Olarak Kullanılıyor!

AKP hükümeti başta sendikacılar, öğrenciler, kadınlar ve muhalefet güçleri olmak üzere tüm bir toplumu baskı altına almak için hazırladığı İç Güvenlik Paketini tüm itirazlara rağmen mecliste görüşmeye devam etmektedir. ‘Kamu güvenliği` adı altında polisin yetkilerinin arttırılacağı, artık sokak ortasında polis infazlarının sıradanlaşacağı ve demokratik hak arama mücadelesinin tamamen ortadan kaldırılacağı bu paketle AKP hükümeti, kendisine muhalif tüm kesimlere adeta savaş açmaktadır.

Geçen hafta Ege Üniversitesi`nde stant açan ve çevreye zarar vermeyen öğrencilere aynı üniversiteden faşist bir grubun saldırması ile başlayan olaylarda sonradan ‘reis` olduğu öğrenilen bir öğrenci hayatını kaybetmiştir. Yaşanan can kaybından sonra dört bir tarafta HDP il ve ilçe binaları faşist gruplar tarafından basılmaya başlanmış, birçok kişi ağır şekilde yaralanmıştır. Bugün Ankara Üniversitesi DTCF`de devrimci öğrencilere yönelik bir saldırının planlanması sonucunda eğitim-öğretime bir gün ara verilmiştir. Bu şiddet dalgasının üniversitelerde devam etmesi beklenmektedir.

Yaşanan can kaybı herkesi olduğu gibi en çok üniversitelerin demokrasi, özgürlükler, eşitlikler ve ortak yaşamın merkezi olması gerektiğini düşünen biz eğitim ve bilim emekçilerini üzmüştür. Bizler hiçbir öğrencinin yaşamını kaybetmesini istemediğimiz için üniversitelerin ‘Ortak Yaşam İlkeleri`ne göre yönetilmesini talep ediyor, ifade özgürlüğünün vazgeçilemez bir hak olduğunu savunuyoruz. Her öğrencinin kendi fikirlerini üniversitede şiddet ortamı yaratmadan açıklama hakkı olmalıdır. Ancak bu hak ırkçılık ya da cinsiyet ayrımcılığını içine almaz ve haklı çıkarmaz. 

Ege Üniversitesi`nde yaşanan can kaybından sonra yapılan faşist saldırılar ülke gündeminde ‘İç Güvenlik Paketi` tartışılırken sistemli şekilde arttırılan şiddet ortamını beslemektedir. Diğer taraftan üniversitelerin giderek daha fazla polislerin denetimine girmesi amacına hizmet etmektedir. Böylesi bir durumda yapılması gereken üniversitelerin beslendiği demokrasi kültüründe ifade özgürlüğünü tartışmak ve hukuki adımların atılması için çaba harcamaktır. ‘Kamu düzeni` denilerek demokratik hakların kullanılmasını engellemek isteyen AKP hükümetine verilecek en iyi cevap budur. 

Eğitim Sen olarak üniversitelerde yaşanan tüm saldırıların aslında demokrasi, özgürlük ve eşitlik ortamına yönelik olduğunu düşünmekteyiz. Bu yüzden geçen hafta bir öğrencinin hayatını kaybetmesi ile ilgili olayın içinde bulunduğumuz süreçten bağımsız düşünülmemesi gerektiğini hatırlatmak istiyoruz. Bu ülkede son 12 yıldır AKP`nin saldırgan yüzüyle en çok karşılaşan eğitim ve bilim emekçileri olarak faşist saldırılarla ‘İç Güvenlik Paketine` uygun zemin yaratıldığını düşünüyor, herkesi bu gerçeklerin farkına varmaya çağırıyoruz. 

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu