Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu / 2014

22

Eğitim sistemi içerisinde kadınlar öğrenci, öğretmen ve veli olarak onurlu şekilde var olma mücadelesi vermektedir. Bu mücadele şekilsel eşitlik vaat eden ‘herkes için eğitim hakkı” talebinin hayata geçirilmesini amaçlamaktadır. Farklılıklarımızı görmezden gelerek atılan her adımın daha fazla ayrımcılığa neden olduğu bilinen bir gerçektir. Bu yüzden, eğitim alanında var olma mücadelesi veren kadınların; içlerinde bulundukları özgün koşulların dikkate alınması gerekmektedir. Klasik okul düzeni içerisinde ayrımcılığa uğrayan, cinsiyetçi hakaretlere ve davranışlara maruz kalan, kadın olduğu için aynı işi yaptığı erkeklere göre daha az ücret alan ve aynı hakları kullanmasına izin verilmeyen, çocuk bakımını kadınların ‘doğal görevi` olarak gören sosyal anlayış içerisinde sessizleştirilen kadınların eşitlik mücadelesi; herkesin içinde bulunduğu karma alanlarda verilmelidir. Bizler erkek egemen sistemin saldırılarına karşı ne soyut bir eşitlik ne de ayrı kamusal alanlar yaratılmasını istiyoruz. Toplumsal cinsiyet ayrımcılığının ortadan kaldırılması; cinsiyetçilikten arındırılmış öğretim programları, materyaller, öğretmen davranışları, sınıflar ve okullarla mümkündür. Bu okullarda ise hem kız hem de erkek çocuklarına yer vardır.

Sendikamız Eğitim Sen’in her yıl hazırladığı “Eğitimde Cinsiyet Eşitsizliği” raporunun elinizde bulunan 2014 yılı değerlendirmesi yukarıda açıkladığımız çerçevenin içerisinde cinsiyet eşitsizliğini görmektedir. 2014 yılında eğitim alanında yaşanılan gelişmeler doğrultusunda geçen yıldan farklı olarak gündemimize daha fazla giren “karma eğitim tartışmaları” bizim için yeni bir toplum inşasının merkezinde durmaktadır. Sıralardan başlayarak ayrılmak istenen toplumsal alanlarımız; mevcut hiyerarşik yapılanmanın sürdürülmesi isteğinden başka bir şey olarak ele alınamaz. Kadınların ekonomik, politik, sosyal ve toplumsal olarak ikincil konumlarının eğitim alanında da perçinlenmesi girişimi “kız okulları” ve “erkek okulları” söylemini yaygınlaştırmaya çalışmaktadır. Ancak raporumuzda da değindiğimiz gibi yapılanlar daha fazla cinsiyetçilik, taciz ve şiddete neden olacaktır. Türkiye’nin içinde bulunduğu cinsiyet eşitsizliği tablosu AKP hükümetinin sürdürücüsü olduğu erkek egemen politikaların hem nedeni hem sonucudur. Bu tablonun değiştirilmesinde en büyük sorumluluk bu alanda bulunan kadınlara düşmektedir.

Dünya Sıralamasında Geriledik!

Her yıl hükümetlerin verdiği verilere göre hazırlanan Dünya Cinsiyet Eşitsizliği raporunda geçen yıl 120. sırada bulunan Türkiye, 5 sıra gerileyerek 125. sıraya geldi. 4 ana kategoride hazırlanan indekse göre; Türkiye içinde bulunduğu gelir grubunda ortalamanın en fazla aşağısında kalan ülkelerden biri oldu. Eğitim alanında geçen yıl 136 ülke arasında 104. olan Türkiye bu sene 142 ülke arasında 105. oldu. Dünya sıralamasında yaşanan gerileme cinsiyet eşitsizliğinin tüm alanlarda arttığını gösteren önemli bir veridir. Rapor içerisinden birkaç örnek vermek gerekirse;

· Kız çocuklarının %93’ü, erkek çocukların ise %95’i ilkokula gidiyor.

· Okullaşma oranlarında en büyük fark üniversite eğitiminde. Erkeklerin üniversiteye gitme oranları kadınlarınkine göre %11 daha fazla.

· Kadınların %92’si erkeklerinse %98’i okuma yazma biliyor.

· İnternet kullananların sadece %35’i kadınlardan oluşuyor.

· Üniversitelerde araştırma faaliyetlerine katılanların üçte ikisi erkek.

· Her dört kadından biri part time çalışıyor. Erkeklerin ise sadece %6’sı part time şekilde istihdam ediliyor.

Kız Çocukları Erkeklere Göre Daha Az Okula Gidiyor

Dünya sıralamasında geriye doğru giden Türkiye’de eğitim alanında var olan cinsiyet eşitsizliğinin en önemli özelliği; bölgeler ve kademeler arasındaki eşitsizliktir. Kız çocuklarının en az okullaştığı, devamsızlık ve okul terklerinin en fazla olduğu bölgeler aynı zamanda ekonomik olarak en alt seviyede bulunan yerlerdir. Daha da önemlisi bu bölgelerde Kürt nüfusu yoğun olarak ikamet etmekte; anadilinde eğitimin olmaması sonucunda özellikle kız çocuklarının okulla bağlantıları kesintiye uğramaktadır.

MEB’in açıkladığı verilere göre Kürt nüfusunun yoğun olarak yaşadığı bölgelerde; erkek çocuklar kız çocuklara göre daha fazla okula gitmektedir. Ortalama olarak %6-7’ye denk gelen bu fark; anadilinde eğitimin ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.

Bölgeler arasında var olan eşitsizlik tüm Türkiye`de kademeler arası geçişte yaşanan eşitsizlikle birlikte değerlendirilmelidir. Türkiye ortaöğretim çağında okullaşma oranının en az olduğu üç OECD ülkesinden biridir. Liselerde kız çocuklarının okullaşması değerlendirildiğinde ise OECD ülkeleri sıralamasında sonunculuğu korumaktadır. Türkiye’de her 100 erkek lise öğrencisine karşılık sadece 85 kız öğrenci bulunmaktadır. Tüm dünyada olduğu gibi lise düzeyinde okullaşma, devam ve tamamlama oranları bir ülkedeki kız çocuklarının eğitime katılımlarını gösteren önemli bir veridir. İlkokul ve ortaokul düzeyinde iyileşen durum, kademeli eğitim sonucunda her yıl onlarca kız çocuğunun eğitimlerini yarım bırakmasına neden olmaktadır.

MEB Eğitim-Bir-Sen El Ele, Haydi Kızlar Eve

Geçen sene fiili olarak birçok okulda uygulamaya konulmak istenen tek cinsiyetli alanlar; bu sene ağırlıklı olarak teorik tartışmalara neden oldu. Yıllardır karma eğitimi kaldırmak için şövalyelik yapan AKP ve onun yandaş sendikası 2014’te başta 19. Milli Eğitim Şurası olmak üzere her alanda karma eğitimi tartışmaya açtı. Eğitim Sen ve demokrat öğrenci velilerinin tepkileri sonucunda hiçbir somut adım atılamadı. Milli Eğitim Şurası’nda önerilen ancak muhalefetimiz sonucu kabul edilmeyen madde;

“Okullarda eğitim; eğitimin türüne, ihtiyaç ve zorunluluklarına göre kız ve erkekler birlikte, yalnızca erkek veya yalnızca kız öğrencilere yönelik olacak şekilde verilmelidir.” şeklindedir.

Kız çocukları ve erkek çocukları arasındaki toplumsal cinsiyet rolleri sonucunda oluşan eşitsiz durumu derinleştirecek olan bu tartışma 2013 yılından beri gündemde tutulmaktadır. Bu yıl Nisan ayında Hatay’ın Kırıkhan Yatılı Bölge Okulu’nda sendikamız üyesi Eylem öğretmene hiçbir yasal dayanağı bulunmadığı halde “öğrencilerini karma şekilde oturttuğu” için soruşturma açılmıştır. Sendikamızın cinsiyet eşitliğini savunan ilkesel tavrı her yerde ayrımcılığa karşı mücadele etmeye devam eden üyeleriyle anlam kazanmaktadır. Bu yıl yandaş sendikaya ve AKP`nin taşeronu gibi davranan idari amirlere rağmen tüm okullarda kadın-erkek eşitliği için yürütülen mücadele gelecek yıl yaygınlaşarak devam edecektir.

MEB ve Cumhurbaşkanı Erdoğan Kızları Kocalarına Kurban Etmek İstiyor

2014’te Cumhurbaşkanı Erdoğan kadın öğrencilere “Evlilik olayını geri atmayın. Nasibinizi bulunca kararınızı veriniz. Çok seçici de olmayın. O zaman gülistandan boş çıkarsınız” çağrısında bulundu. Her yıl cinsiyetçi ders kitapları ve sınıf içi uygulamalar hazırlayan MEB ise Cumhurbaşkanı’nın çağrısını hazırladığı ders kitapları ile hayata geçirdi. Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu’nun 2011 tarihli kararıyla 2012-2013 eğitim-öğretim yılından itibaren 5 yıl süreyle “ders kitabı” olarak kabul edilen ve Pasifik Yayınları’na ait olan Sosyal Bilgiler Öğretmen Kılavuz Kitabı’nın “Adım Adım Türkiye” başlıklı ünitesinde; “Kınanın gelin olacak kızın yeni evine bağlı kalacağını sembolize etmek üzere yakıldığını, gelinin evinin ve kocasının yoluna gerekirse kurban olacağının vurgulandığını söyleyiniz” ifadesi  yer aldı. Sendikamızın Bakanlığa yönelik yazdığı uyarıcı mektuba ise halen yanıt gelmiş değil.

Okullar ve Yurtlarda Tacizin Sorumlusu Yine Tacize Uğrayanlar

Erkek egemen sistem şiddet, taciz ve tecavüz sarmalında kadınları boğmakta; ama suçlu olarak yine kadınlar gösterilmektedir. Sistem kurnazca tacize uğrayan kadınları ikinci kez mağdur etmektedir. 2014 yılında daha önce örneğini sıkça gördüğümüz bu yaklaşım tekrarlanmıştır. İstanbul’da Diyanet Vakfı’na ait 29 Mayıs Üniversitesi’nin Ümraniye’de bulunan kız yurdunda kalan öğrenciler, yurt binasının bulunduğu bölgenin çok sorunlu olduğu ve sürekli taciz olayları yaşadıkları için yaşadıkları sıkıntıları yurt yönetimine bildirdiler. Ancak aldıkları cevap, “Geç saatte dışarıda gezerseniz olacağı bu” şeklinde oldu. Basına da yansıyan bu söylemler sonucunda hiçbir idari ve adli soruşturma açılmadı.

LGBTİ Öğrencilerin Eğitim Hakkı Görmezden Gelindi

Ayrımcılık içeren eğitim politikalarının en büyük mağdurlarından biri yine LGBTİ öğrenciler oldu. Her ne kadar “herkes için eğitim hakkından” bahsedilse bile farklı cinsel yönelimlere ve cinsel kimliklere sahip çocuklar görmezden gelindi. LGBTİ öğrencilerin sorunlarını tartışmak için yapılan girişimler iktidar yanlısı çevrelerin saldırılarına maruz kaldı. Ocak ayında Batman Eğitim Sen Şubesi tarafından gerçekleştirilen “Eğitimde Homofobi ve Transfobi ile Mücadele: Eğitimde LGBTİ Öğrencilerle Çalışma” konulu panelin ardından dini çevreler nefret dolu söylemlerle sendikamızı karalamaya çalıştı. Ötekileştirme ve ayrımcılığa karşı eşitliğin savunucusu olan sendikamıza yönelik başlatılan karalama kampanyasında LGBTİ bireylerin hak mücadelesinin hala görmezden gelindiği bir kez daha ortaya çıkmış oldu. Benzer şekilde, bu yıl Mardin Artuklu Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Levent Şentürk’ün verdiği yüksek lisans dersi kapsamında 17 Nisan 2014 tarihinde düzenlenecek olan forum, üniversite yönetimin ve üniversite dışından bazı grupların nefret söylemi nedeniyle “dini değerlerin zarar göreceği” gerekçe gösterilerek iptal edildi.

Kadın Öğretmenler Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddetle Mücadele Etti

Eğitim alanında toplumsal cinsiyet temelli şiddet; fiziksel, psikolojik ya da cinsel şiddet biçimlerini içermektedir. Özellikle kadın öğretmenler ve kız öğrencilerin etkilendiği bu şiddet türü okulların gündelik işleyişinde sıkça karşılaşılan bir durumdur. Çoğunlukla kanıksanmış toplumsal cinsiyet rollerinden dolayı fark edilmesi güçleşmektedir. Ancak şiddetin özellikle kadınları hedef alan bu biçimiyle eğitim alanında mücadele verilmesi; cinsiyetçilikten arındırılmış okullar için zorunludur.

2014 yılında gazete haberlerine çıkan ve kadın öğretmenleri hedef alan şiddet biçimlerinde kadın eğitim ve bilim emekçilerinin öğrencileri, mesai arkadaşları, amirleri ya da veliler tarafından şiddete maruz kaldıkları anlaşılmaktadır. Sendikamızın gazetelerden derlediği haberlere göre; Pendik, Çukurova, Bursa, Aydın ve Bartın’da olmak üzere 5 kadın öğretmen feci şekilde fiziksel ve sözlü şiddete maruz kalmıştır. Bartın`da sendikamız üyesi bir kadın öğretmen okul müdürü tarafından cinsel tacize uğramıştır.

Kadın öğretmenlerin okullarda uğradığı şiddetin üçüncü sayfa haberi olarak değerlendirilmesi yerine sistemli bir saldırının parçaları olarak ele alınması gerekmektedir. Bu yüzden okullarda var olan toplumsal cinsiyet temelli şiddeti ortaya çıkaracak kapsamlı bir araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Sendikamız, iki haftadan beri bütün şubelerinde bir anket çalışması başlatmış olup, gerçek bir haritalandırma yapmayı amaçlamaktadır.

Sonuç

2014 yılında eğitim alanında yaşanan gelişmelerin daha fazla cinsiyet eşitliğine yol açmadığı görülmektedir. Siyasi iktidarın erkek egemen bakış açısı sonucunda eril ve saldırgan bir ortam yaratılmaktadır. Bu süreçte sendikamıza büyük görevler düştüğünün farkındayız. Sendikamız öğretmenlerin sadece ekonomik, sosyal, politik ve kültürel haklarını savunmamakta; aynı zamanda demokratik, bilimsel, anadilinde, cinsiyet eşitlikçi eğitim sisteminin mücadelesini vermektedir. Üzerimize düşen sorumluluğun bilinciyle 2014 yılında cinsiyetçiliğe karşı sürdürdüğümüz kavga 2015 yılında büyüyerek devam edecektir.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu