Eğitim ve Bilim Emekçilerinin Çocuk Bakım Sorunları Araştırması Genel Başkanımız Tarafından Açıklandı

Genel Başkanımız Zübeyde Kılıç, Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreterliğince yürütülen Kreş Araştırmasını, Merkez Kadın Komisyonu üyeleri ile birlikte bugün düzenlediği bir basın toplantısı ile kamuoyuna duyurdu. Genel Başkanımız Zübeyde Kılıç, Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreteri Gülçin İsbert`in tutuklu olduğu için katılamadığı basın toplantısına, KESK`li kadınların tutukluluk hallerini kınayarak ve derhal serbest bırakılmalarını isteyerek başladı.

Değerli Basın Emekçileri

Bugün sizlerle eğitim ve bilim emekçilerinin çocuk bakım sorunlarını araştırmak üzere sendikamızın Merkez Kadın Sekreterliğince gerçekleştirilen Kreş Anketinin sonuçlarını paylaşmak üzere toplanmış bulunuyoruz. Geldiğiniz için hepinize teşekkür ederim. Bu basın toplantısını aslında araştırmayı yürüten Merkez Kadın Sekreterimiz Gülçin İsbert ile gerçekleştirecektik. Ancak bildiğiniz gibi Merkez Kadın Sekreterimiz Gülçin İsbert şu anda tutuklu bulunuyor. Araştırmamızın sonuçlarını sizlerle paylaşmaya başlamadan önce Merkez Kadın Sekreterimizin tutuklanmasını kınıyor ve bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz.

Ülkemizde çalışan ebeveynlerin çocuk bakım yükümlülüklerini yerine getirmelerini kolaylaştıracak düzenlemeler son derece sınırlıdır. İş yerinde emzirme odaları ve kreş açma yükümlülüğü belirli sayıda kadın çalışanın bulunması koşuluna bağlanmıştır. Bu düzenleme hem sadece kadın çalışanla sınırlı olması hem de 100-150 gibi yüksek sayıda çalışan bulunmasını öngörmesi nedeni ile pratikte işe yaramamaktadır. Ön görülen sayıda kadın işçi çalıştıran işverenlerin çoğunluğu da ceza ödemeyi göze alarak bu yükümlülüklerini yerine getirmemektedir. Kamuda da durum farklı değildir. Çok az sayıdaki kamu kurum ve kuruluşu ücretsiz kreş hizmeti verirken, bu konuda aile ve akraba çevresinden destek alamayan ebeveynler ücretli bakıcı, ücretli kamu kreşi ya da özel kreşlere başvurmak zorunda kalmaktadır. Bu durum hem aile bütçesini zorlamakta hem de kadınların çalışma yaşamındaki yerini daha marjinal hale getirmektedir.

Ülkemizde her beş kadından sadece birisi ücretli çalışmaktadır.  Aynı zamanda  kırdan kente göçle birlikte bu oran daha da düşmektedir. Kentlerdeki istihdam olanakları kadınlar açısından sınırlıdır. Bununla birlikte ülkemizde kentsel alanda kadın istihdamının düşüklüğünün tek nedeni istihdam olanaklarının sınırlılığı değildir. Cinsiyete dayalı eşitsiz iş bölümü, kadınların az sayıdaki istihdam olanağından yararlanmalarını da güçleştirmektedir.

Kentlerde kadınların çalışmaları önündeki temel engellerden birisini çocuk bakım yükümlülüğü oluşturmaktadır. Küçük yaşta çocuğu olan kadınların ev dışında bir işte çalışmalarının temel belirleyicisinin çocuk bakım sorununun çözülmesidir. Ancak  kamu kurum ve kuruluşlarının kadın istihdamına ilişkin politikaları, söz konusu sorunu görmezden gelmektedir.

Sonuçlarını birazdan sizinle paylaşacağım araştırmamızın çıkış noktasını da bu durum oluşturmaktadır. Araştırmamız, eğitim ve bilim emekçilerinin, kreş çağındaki çocuklarına ilişkin ne tür bakım sorunları yaşadıkları, ücretsiz kreş olanağının bulunmadığı koşullarda çocuk bakım maliyetinin boyutlarını ve eğitim ve bilim emekçilerinin bu konudaki taleplerini ortaya çıkarmak amacıyla gerçekleştirilmiştir.

Konfederasyonumuz KESK`in başlattığı “kreş ve ebeveyn izni” kampanyası bağlamında Eğitim Sen Merkez Kadın sekreterliğince Şubat-Mayıs 2009 tarihlerinde yürütülen araştırmada,  Eğitim Sen şubeleri aracılığı ile 28 ilde kreş çağında çocuğu bulunan 920 eğitim ve bilim emekçisine anket uygulanmıştır.

% 51.6 ‘ı kadın ,% 48.8`i erkektir. Eğitim ve bilim işkolunda çalışanların yarıya yakınını kadınlar oluşturmaktadır. Eğitim ve Bilim Emekçileri Eğitim Sen`in üye dağılımı açısından bakıldığında da erkeklerin oranı % 54 kadınların ise % 46`dır. Anket uygulamasındaki cinsiyet dağılımı, hem işkolunda çalışanların hem de Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasının cinsiyet dağılımına yakındır.
Anket uygulananların mesleklerine bakıldığında; Araştırmaya katılanları % 88,8 ‘i öğretmen, 3.7`si memur; 1.1`i öğretim elemanı, 4.1`i yönetici; % 1,6 ‘sı ise hizmetlidir.

Ankete katılanların % 62.44`ü ilköğretimde çalışırken % 30.17`si orta öğretim, % 3.70`i ise üniversitelerde çalışmaktadır.
Ankete katılanların evlerine aylık net olarak giren gelire bakıldığında en yüksek oranla (% 55.30) 2351-3000 TL rakamı çıkmaktadır. Bu durum ankete katılanların büyük bölümünün kamuda ücretli ve özellikle de öğretmen olmalarıyla uyumlu görünmektedir. Söz konusu rakam iki öğretmenin aylık ortalama net gelirine denk düşmektedir. Hanede çalışan kişi sayısına bakıldığında da bu durum açıkça görülmektedir. Ankete katılanların % 83`ü ailede iki kişinin çalıştığını bildirmiştir.
Ankete katılanların % 88.89`unun kreş çağında bir çocuğu bulunurken % 10.91`inin iki çocuğu bulunmaktadır.
Ebeveynler kreş çağındaki çocuklarının bakım sorununu nasıl çözüyorlar? Bu soruya verilen yanıtlara baktığımızda; ankete katılanların % 31`i kreş çağındaki çocuklarının bakımı için ücretli bakıcıya başvurmaktadır. % 28.90`ı çocuklarını kreşe götürürken % 25.50`sinin çocuklarına kadın akrabalar, % 13.60`ınınkine eşler bakmaktadır. Erkek akrabalar seçeneği dikkate alınmayacak orandadır. Bu verilere göre kreş çağındaki çocukların ancak üçte birinden daha azının kreşe bırakıldığı; dörtte birinin kadın akrabalar başka olmak üzere aile yakınları ya da ücretli bakıcılar tarafından bakıldığı görülmektedir. Aşağıda görüleceği gibi kreşlerin büyük bölümü ücretli olup hem bakıcı hem de ücretli kreşler aile bütçesi için büyük bir gider kalemi oluşturmaktadır.
Maliyetler açısından bakacak olursak;
Slaytta da görebileceğiniz gibi ücretli bakıcıya ödenen tutar 201-500 TL arasında yoğunlaşmaktadır.
Kreşe gidenler açısından bakıldığında; büyük çoğunluğun özel ve kamu kurumlarına bağlı ücretli kreşler olduğu görülmektedir. İşyeri ücretsiz kreşi ile kamu kurumlarına bağlı ücretsiz kreşlerden yararlananların oranı %6.4`te kalmakta buna karşın özel kreş ve ücretli kamu kreş seçeneklerinin toplamı %93.6`ya ulaşmaktadır.
Özel kreş ve kamuya ait ücretli kreşlerin maliyeti ise tabloda da görüldüğü gibi eğitim ve bilim emekçilerinin bütçeleri açısından önemli bir gider durumundadır. Ankete katılanlardan çocuklarını özel kreşe gönderenlerin %38`i ayda ortalama 351-500 TL öderken bunu %22.1`i 201-350 TL ödemektedir. 501 ve daha üzeri kreş ücreti ödeyenlerin oranı da %30`a yakındır.
 
Kamuya bağlı kreşlere ödenen ücret de yüksek olmakla birlikte özel kreşlere göre aile bütçesi için daha düşük bir maliyete sahip olduğu görülmektedir.  Kamuya ait ücretli kreşlerden yararlanan katılımcıların %39.8`i 200 TL altında ücret öderken %41.7`si 201-350 TL kreş ücreti ödemektedir. 351 TL üzerinde kreş ücreti ödeyenlerin toplam oranı %20`yi bulmamaktadır.
Çocuk bakımına ilişkin aile bütçesini sarsacak düzeydeki bu yüksek maliyet, çocuk bakım sorunlarını ortadan kaldırmaya da yetmemektedir. Nitekim kreş çağındaki çocukları ile ilgili karşılaştıkları sorunları önem sırasına göre yazmaları istenen ebeveynlerin verdikleri yanıtlar bunu göstermektedir. Verilen yanıtlara göre ebeveynler birinci sırada sorun olarak; çocuğun yeterli eğitim alamaması (% 19); güven (% 14.3); beslenme ve uyku bozukluğu (% 14.3); sağlık problemleri (12.4); yaşıtlarıyla birlikte vakit geçirememesi, sosyalleşememesi (%11.8) seçeneklerini işaretlemişlerdir.
İkinci sırada en fazla belirtilen sorun beslenme ve uyku bozukluğu (%18.2) olurken bunu çocuğun yeterli eğitim alamaması (% 17.8) sorunu takip etmiştir. Servisin olmaması, güven sorunu, sağlık sorunları ise belirtilen diğer ikinci dereceden sorunlardır.
Ankette ebeveynlerin çocuk bakım tercihlerini de sormuştuk. Bu soruya verilen yanıtlara göre; ankete katılanların %36.8`i kendileri işteyken çocukları kreşte bakılırsa içlerinin rahat edeceğini belirtirken diğerleri eşi, yakın akrabaları ya da eğitimli bir bakıcı tarafından evde bakıldığı taktirde içlerinin daha rahat edeceğini belirtmiştir.
Değerli basın mensupları,
28 ilde 920 eğitim ve bilim emekçisi ebeveyne uyguladığımız anket göstermiştir ki;

Eğitim ve bilim emekçileri kreş çağındaki çocuklarının bakımı için ücretsiz kreş olanağından yoksundur. Kreş ücretleri ise aile bütçesi için büyük bir külfet oluşturmaktadır. Mevcut ücretli kreşler, ebeveynler tarafından çocuğun eğitimi, sağlığı ve güvenliği açısından yeterli görülmemekte ve kaygı uyandırmaktadır. Üyelerimiz ayrıca kreşin, toplu görüşmelerde öncelikli talep olarak yer almasını istemektedirler. Sendikamız bu talebi dikkate alacak ve öncelikli talep olarak dile getirmeyi sürdürecektir.

Son olarak sizlerle değerlendirme ve önerilerimizi paylaşmak istiyorum.

Eğitim Sen kreş anketi, kreş çağında çocuğu bulunan eğitim ve bilim emekçilerinin ücretsiz kreş olanağından yoksun olduğunu; bu sorunun çocuk bakımı konusunda aile ve yakınlarından destek alamayanlar için büyük bir maliyet oluşturduğunu göstermiştir. MEB`in çeşitli semtlerde açtığı az sayıdaki anaokulları da 4-6 yaş çocuklarını kapsamakta ve bırakılan saatlere göre ücret alınmaktadır. Mevcut bakım koşulları maddi külfetinin yanı sıra çocukların sağlığı, eğitimi, güvenliği, sosyalleşmesi gibi açılardan kaygı uyandırmaktadır. Kreşlerin ücretsiz olmasının yanı sıra bakım hizmeti de gerekli eğitime ve donanıma sahip uzman görevlilerce yapılması; kreşlerin ve bakım hizmeti veren diğer yerlerin alt yapı sorunlarının çözülmesi gerekmektedir. Sadece eğitim ve bilim emekçisi ebeveynler açısından değil, çalışan tüm ebeveynler açısından çocuk bakımının toplumsal bir sorumluluk olarak ele alınması ve bu doğrultuda çeşitli düzenlemeler yapılması gerekmektedir. Kamu hizmeti olarak kreşlerin sayısı arttırılmalıdır. İşyerinde çocuk bakım ünitelerinin açılması için belirli sayıda çalışan kadın koşulu kaldırılmalı; küçük çocuklu ebeveynlerin olduğu tüm işyerlerinde kreş açılmalıdır. İstihdamın arttırılmasına yönelik politikaların oluşturulmasında ve hayata geçirilmesinde toplumsal cinsiyet perspektifinin gözetilmesi gerekmektedir. Okul öncesi eğitim, eğitim açısından olduğu kadar kadınların istihdamını kolaylaştırmak açısından değerlendirilmeli ve alt yapı hazırlıkları buna göre yapılmalıdır. Dokuzuncu Kalkınma Planında erken çocukluk dönemi eğitimine ilişkin somut hedeflere yer verilmiş olmakla birlikte 4-5 yaş grubu çocuklar hedef alınmakta ve daha çok çocuğu kapsamak için ikili öğretim öngörülmektedir. Düzenleme bu haliyle tam gün çalışan ebeveynler için sorunu çözmeye yetmemektedir. Öte yandan 0-3 yaş grubu çocukların bakımı sorunu da ortadan kalkmamaktadır. İkili eğitime son verilerek çocuk bakım yükümlülüğünün istihdam önünde engel olmaktan çıkarılması için 0-3 yaş grubu çocuklar için de bakım hizmetlerinin sunulması gerekmektedir. Erken çocukluk eğitimi Milli Eğitim Bakanlığı, SHÇEK ve yerel yönetimler eliyle yerine getirilmelidir. Sorumlu kamu idarelerinin yatırım ödenekleri arttırılmalıdır. Çocuk bakımı ile görevlendirilen kurumlardan birisi SHÇEK`in  bu hizmeti belediyeler ile birlikte yerine getirmelidir. Belediyeler Kanununun görev ve sorumlulukları düzenleyen 14. maddesine göre belediyeler okul öncesi eğitim kurumu açabilir. Ancak Anayasa Mahkemesi bu bölümün yürürlüğünü durdurduğu için bu alanda hukuki bir boşluk bulunmaktadır. Bu boşluğun doldurulması gerekmektedir. Eğitim Sen olarak diyoruz ki; yarınlarımız olan çocuklar bizim için çok önemlidir. Çocuk bakımının toplumsal bir sorumluluk olarak ele alınması ve çocuklarımızın ellerde sağlıklı ve güvenli bir şekilde büyütülmeleri en büyük talebimizdir.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu