Genel Sekreterimiz Mehmet Bozgeyik’in Eğitim Sisteminin Dinselleştirilmesine Sessiz Kalmayacağız” Başlıklı Basın Açıklamasıdır:
AKP`nin iktidarda olduğu yıllar içinde dinsel muhafazakârlığın adım adım hayatın her alanına nüfuz etmesine tanık olduk. Hükümet, bu konudaki politikalarını her geçen gün daha da hızlandırıyor. Söz konusu dinsel muhafazakarlaştırma sürecinde, en fazla üzerinde durulan alan ise eğitim sistemi oldu. Eğitimin toplumun geleceği açısından taşıdığı önem, Milli Eğitim Bakanlığını, bu sürecin merkez üssü haline getirmiştir. Okullardaki uygulamalardan tutalım, yardımcı kaynaklara kadar her araç, eğitimin dinselleştirilmesi doğrultusunda kullanılmıştır. Son yıllarda neredeyse ulusal bir etkinlik düzeyine çıkarılan “Kutlu Doğum Haftası” etkinlikleri aracılığıyla bu politika doruk noktasına çıkarılmıştır. Kutlu doğum haftası, toplumun büyük bir bölümü için önem taşıyor olabilir ve buna saygı gösterilmelidir. Ancak temel ilkesi laiklik olan bir eğitim sisteminde, bir din açısından önemli olan bir dönemin, tüm okullarda, ulusal düzeyde etkinliklerle kutlanılmasını istemek, bu doğrultuda Diyanet İşleri Başkanlığını da işin içine katan genelgeler çıkarmak, laiklik ilkesinin açıkça ihlal edilmesinden başka anlam taşımamaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı geçtiğimiz dönem çıkardığı bir genelge ile 2010-2011 eğitim-öğretim yılının ilk haftasında “değer eğitimi” konusunda tüm eğitim-öğretim kurumlarında etkinlikler yapılmasını istemişti. Burada değerden kastedilenin “dini değerler” olduğu, daha da açıkçası “İslam dininin değerleri” olduğu açıktır. Bunu MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının 7.4.2011 tarih ve B.08.TTK. 0720200 sayılı Kutlu Doğum Haftası genelgesinde açıkça görmek mümkündür. Genelgede önce “değer eğitimi”nden bahsedilmekte, ardından “merhamet eğitimine” gelinmekte ve oradan da Kutlu Doğum Haftasına gelinerek okullarda yapılması gereken etkinlikler sıralanmaktadır. Genelgede yer alan; “… öğrencilerimize, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed`in temel insani özelliklerinden olan bütün insanlığı kuşatıcı sevgi ile birlikte “Merhamet duygusu”nun güzelliğini yaşatmanın yollarını kazandırmalıyız” denilmekte, Diyanet İşleri Başkanlığının Kutlu Doğum Haftasında merhamet temasını öne çıkaracağı da belirtildikten sonra okullarda yapılması gereken etkinliklere ilişkin uzun bir liste sunulmaktadır. Öğrencilere herhangi bir dini referans olmadan kazandırılması gereken evrensel değerlerin, eğitimin dinselleştirilmesini sağlamak doğrultusunda kullanılmasını Milli Eğitim Bakanlığına hatırlatmak isteriz ki okullarımız bilimsel ve laik eğitim ilkeleri çerçevesinde eğitim verilmesi gereken kurumlardır. Bunun yerine çocuklarımızın vicdanlarını, acıma duygularını harekete geçirmek için “merhamet eğitimleri” planlamak ve bunun referansını dinsel öğretiler ile oluşturmak bilimsel ve laik eğitim anlayışına aykırı olduğu gibi pedagojik açıdan da çeşitli sorunlar barındırmaktadır. Zorunlu din dersinin kaldırılması kapsamında taleplerin yükseldiği bir dönemde eğitim hizmetini Diyanet İşleri Başkanlığı faaliyetlerine açmayı planlamak, gerekçesi ne olursa olsun kabul edilemez bir uygulamadır. Eğitim Sen olarak bu süreci yakından takip edeceğimiz bilinmelidir









