Eğitim Sen’den Basına ve Kamuoyuna… Salgın Günlerinde Eğitim 16

İzmir’de meydana gelen deprem ve yaşanan can kayıplarının acısı, hüznü ve aynı zamanda da alınmayan önlemler, ihmaller öfkemizi artırıyor. Sermayenin kâr hırsına feda edilen hayatlar içimizi sızlatmaya devam ediyor. Depremin değil alınmayan önlemlerin, uygun olmayan binaların bizleri öldüreceği gerçeği ile artık yüzleşmek zorundayız. Türkiye’nin deprem ülkesi olduğu ve yapılaşmanın bu gerçeğe uygun olması artık çok daha önemli hale geldi. Bir tarafta Ayda ve Elif’le umut etmekten vazgeçmemenin sevincini yaşarken, diğer tarafta da bir babaanne ve dört torununun yiten yaşamlarına tanıklık ettik. Yeni acıların yaşanmaması için kamu yöneticilerinin ve siyasi iktidarın üzerlerine düşeni yapması için daha fazla uyarıda bulunmak, görevlerini eksiksiz yapmaları için daha fazla mücadele etmek zorundayız.

İzmir’de yaşanan depremden hemen sonra KESK İzmir Şubeler Platformu harekete geçmiş ve depremin yaralarının sarılması için dayanışmayı büyütmek için adım atmıştır. Bunun hemen arkasından KESK ve içinde sendikamız MYK üyelerinin de bulunduğu bağlı sendikaların MYK üyelerinden oluşan bir heyet 2 Kasım Pazartesi günü İzmir’e giderek yapılan çalışmalara katkı sunmaya çalışmıştır. Bornova Eğit-Der Lokali, KESK Koordinasyon Merkezi olarak belirlenmiş ve çalışmalar bu merkezden koordine edilmeye başlanmıştır. Bayraklı Belediye Başkanlığı başta olmak üzere yerel yönetimlerle ortak şekilde dayanışma faaliyetleri sürdürülmektedir. İzmir’de yaşanan deprem felaketinden etkilenenlerle dayanışma göstermek isteyen şubelerimizin bunun öncesinde KESK İzmir Şubeler Platformu ve KESK MYK’si ile iletişime geçmesi yürüteceğimiz dayanışma faaliyetinin etkisini artıracaktır. Bu konuda KESK MYK’si ve KESK İzmir Şubeler Platformu’nun yapacağı bilgilendirmelerin takip edilmesi gerekmektedir.

Salgının etkisini artırarak devam etmektedir. Açıklanan yeni hasta sayılarında yaşanan artış durumun giderek ciddileştiğini göstermektedir. Bu konuda geçerli ve etkili önlemlerin alınması gerektiğini bir kez daha ifade etmek gerekmektedir. Salgın nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı arttıkça yaşanan acı da artmaktadır. Son olarak Bismil Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde görev yapan eğitim emekçisi Halil Temiz genç yaşta salgından dolayı yaşamını yitirdi. Arkadaşımızın yakınlarına ve sevenlerine sabırlar dileriz. Umarız daha fazla yurttaşımız yaşamını yitirmez.

Bugünün Gündemi: 

  1. 2021 Yılı Bütçe Kanunu görüşmeleri TBMM’de başladı. Komisyon görüşmeleri başlayan bütçenin, genel olarak salgını ve gereksinimi olan sosyal kesimlerin ihtiyaçlarını gözetmeden hazırlandığı açıktır. Milli Eğitim Bakanı tarafından 3 Kasım 2020 tarihinde MEB bütçesinin sunuşu yapıldı. Sunuş metni MEB’in yaşanan gerçeklikten kopuk, alanın gerçekliğinden uzak ve acil çözülmesi gereken sorunları yok sayan bir yaklaşımla faaliyete devam etme yaklaşımında olduğunu göstermektedir. Yaşanan bu olağanüstü koşullarda ihtiyacımız olanın “katılımcı, demokratik, sosyal ve cinsiyet eşitliğini gözeten bir bütçe” olduğunu daha önce ifade etmiştik. Bu konuda konfederasyonumuz KESK koordinesinde mücadelemizi sürdüreceğiz.
  2. Uzaktan eğitim süreci parçalı da olsa devam ederken, salgının yoğunluğundan dolayı ailelerin yaşadığı kaygılar, yüz yüze eğitime devam konusunda kesintilere neden olmaktadır. Bu durum nedeniyle de bazı dersler yapılamamaktadır. MEB’in, öğrenci olmadığı için yapılamayan derslerden dolayı öğretmenlerin yaşadığı ek ders kayıplarıyla ilgili soruna artık bir çözüm üretmesi gerekmektedir. Okul öncesi öğretmenleri başta olmak üzere arkadaşlarımızın yaşadığı hak kayıplarına karşı gerekli girişimlerde bulunacağımızın bilinmesini isteriz.
  3. MEB’in tüm kademelerde 23 Kasım tarihinde seyreltilmiş şekilde yüz yüze eğitime geçmeyi planladığına dair bilgilerin basında yer alması ile okulların açılmasına dair tartışma yeniden başladı. Kabine toplantısı sonrasında da bu konuda yeniden bir değerlendirme yapılacağı açıklandı. MEB’in okullarda yüz yüze eğitimin genişletilmesi çalışması ile salgının genel seyri arasında doğrudan bir ilişki olmamasının eksiklik olduğunu ifade etmek gerekiyor. Salgının seyrine göre, okulların açık veya kapalı olmasına dair kararın değişmesi gerekirken, MEB sanki okullar ve öğrenciler salgından hiç etkilenmiyor gibi davranmaya devam ediyor. Oysa bu sürecin tamamen bilimsel veriler, çocuğun üstün yararı, öğretmenlerin ve öğrencilerin sağlığını gözeten şekilde sürdürülmesi gerekmektedir. 24 Ağustos tarihinden bu yana Genel Merkezimize iletilen covid-19 tanısı konulan eğitim emekçilerinin bulunduğu kurum sayıları kaygılarımızı artırmaktadır. MEB’e çağrımız covid-19 pozitif tanısı konulan eğitim emekçilerinin ve kurumlarının bilgilerini düzenli ve şeffaf olarak kamuoyu ile paylaşmasıdır.
  4. 2020-2021 Öğretim Yılı için yapılan kredi ve burs başvuruları sırasında sorulan bazı sorular, öğrencileri kimi derneklere yönlendirme amacı taşımaktadır. Bakanlıktan yapılan açıklamada soruların anket amaçlı olduğu ve sonuçları etkilemeyeceği ifade edilse de yapılan uygulamanın dolaylı bir yönlendirme olduğu açıktır. Kamu kurumlarının ve dolayısıyla da kamu yöneticilerinin toplumun tüm kesimlerine eşit mesafede olması bir zorunluluktur. Bu anketi düzenleyenler ve uygulayanlar hakkında gerekli incelemenin başlatılması gerektiğini ifade etmek isteriz.
  5. MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü, 2 Kasım 2020 tarihinde yayınladığı bir yazı ile özel okulların 7. ve 11. sınıfları için destekleme ve yetiştirme kursları ile takviye kurslarının açılabileceğini bildirdi. Bu yazı ile özel okulların fiili olarak 2 sınıfında daha yüz yüze eğitime başlanacağı açıktır. MEB özel okullara avantaj sağlamak adına karar almaya son vermeli, eğitimde eşitsizlik yaratacak adımlar atmamalıdır.

Kamuoyuna Saygıyla Sunarız

EĞİTİM SEN MERKEZ YÜRÜTME KURULU

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu