Eğitim Sen’den Basına ve Kamuoyuna / Eğitim Günlüğü 23

66

Bugün 17 Nisan 2020. Köy Enstitülerinin kuruluşunun 80. yıl dönümü. Öncelikle, Eğitim Sen olarak, Köy Enstitülerinin 80. yaş gününü kutlar, bu özel deneyimin yaratılmasına katkı sunan, emek harcayanların anısı önünde saygıyla eğiliriz. Köy Enstitüleri, sadece eğitim yaşamımızla sınırlı olmayan, aynı zamanda da Türkiye’nin çağdaşlaşmasının önemli katkıları olan kurumlardır. Anadolu aydınlanması da denilen, dünyanın köye taşınması, köyün kaderinin değişmesi için ortaya konulan çabanın somutlaşmış halidir köy enstitüleri. Bu öğretici ve yol gösterici deneyimi belleklerimizde tutarak mücadelemiz sürüyor ve sürecek.

Salgın ve salgına bağlı olarak çok sayıda sorun yaşanmaya devam ederken, TBMM siyasi iktidarın gündemindeki teklifleri yasalaştırdıktan sonra tatile girdi. Çok sayıda toplumsal kesimin sorunu çözümsüz şekilde ortada dururken,  çözüm kurumu olması gereken parlamentonun tatilde olmasını anlamamız mümkün değil. Sosyal devletin desteklemesi gereken işsizler, özel öğretim kurumlarından çıkarılan ve işsiz kalan eğitim emekçileri, Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde çalışanların yaşadığı sorunlar ve sayısız çözüm bekleyen diğerini ekleyerek listeyi uzatabiliriz. Eğitim Sen, bu dönemde çözüm üretmesi gerekenlerin tatile çıkmasının kamu vicdanını rahatsız ettiğini düşünmektedir. MYK’mız, 1 Mayıs’a doğru giderken, emekçilerin tatilde değil mücadelenin içerisinde olacağını belirtir. Bugünün Gündemi:

  1. Salgına bağlı olarak yaşanan krizden en fazla emekçilerin etkilendiği açıktır. Bu nedenle konfederasyonumuz KESK ve bağlı sendikalar olarak bizler, bu dönemde işten çıkarmaların yasaklanması talebimizi her olanak bulduğumuzda ifade ediyoruz. Kamu kurumlarında sözleşmeli veya taşeron olarak çalışanlarında işten çıkarılmaması hem sosyal devletin, hem de evrensel iş hukukunun gereğidir. Okul aile birlikleri tarafından okullarda istihdam edilen çalışanlarının ücretinin ödenememesinden dolayı, eğitim yöneticilerinin öğretmenlerin ek derslerinden kesinti yapma planı Eğitim Sen İstanbul Şubelerimizin girişimi sonucunda durdurulmuştu. Ancak, kimi eğitim yöneticilerinin bu konudaki ısrarı ve talebinin devam ettiğine dair bilgiler genel merkezimize ulaşmaktadır. Son olarak Üsküdar’da bulunan kimi okullardan gelen bilgiler, eğitim yöneticilerinin bu konuyla ilgili yeniden dikkatinin çekilmesi ihtiyacını doğurmuştur. Öğretmenlerin emekleri ve ücretleri üzerinde, kendileri dışında kimsenin tasarrufta bulunma hakkı yoktur. Kamu kurumlarında kadrolu, sözleşmeli veya geçici süreli istihdam edilen tüm eğitim çalışanların ücretlerinin MEB tarafından ödenmesi gerekir. Kamunun yükümlülüklerini öğretmenlerin yerine getirmesini talep etmek doğru da değildir, hukuken uygun da değildir.
  2. YÖK Personel Daire Başkanlığı, dün (16 Nisan 2020) üniversitelere bir yazı göndererek, kayıt dondurma hakkının lisansüstü eğitim yapan araştırma görevlileri için nasıl uygulanacağına dair açıklamalarda bulundu. Bu açıklamaya göre, kadrolarının bulunduğu üniversitelerde lisansüstü eğitimlerine devam etmekte olan 50/d’li araştırma görevlilerinin taleplerinin uygun görülmesi durumunda eğitim sürelerine 1 dönem eklenecek ve bu 1 dönem ayrıca kadroda bulunulacak azami süreye eklenecek.

Kadrolarının bulunduğu üniversitede değil de, 35. madde kapsamında, başka bir üniversitede görev yapmakta olan araştırma görevlilerinin taleplerinin uygun bulunması durumunda ise, bu araştırma görevlilerinin eğitim sürelerine 1 dönem eklenecek, ancak kadrolarının bulunduğu üniversitelere kadro iadesi için de işlemler başlatılacak. Bu durumda kadrolarının bulunduğu üniversitelere geri dönen araştırma görevlilerinin, eğitimlerinin devam ettiği üniversitelere yeniden görevlendirme talep ettiğinde sonucun ne olacağı belirsizdir. MYK’mız YÖK’ü araştırma görevlilerini mağdur etmeden, hem eğitimlerine hem de görevlerine devam edecekleri şekilde düzenleme yapmaya çağırmaktadır.

  1. Salgına karşı en etkili yöntemin izolasyon olduğu ve bunun olabilmesi için zorunlu ve acil işler dışında kalan tüm işlerin durdurulması gerektiğini sürekli olarak ifade ediyoruz. Ancak, siyasi iktidar bu uyarı ve önerileri dikkate almamakta ısrar ediyor ve bundan dolayı da olumsuz haberler almaya devam ediyoruz. Son olarak, MEB Personel Genel Müdürlüğü’nün bulunduğu katta çalışan bir eğitim emekçisine virüs pozitif tanısı konulması ile birlikte, o katta çalışan eğitim emekçileri kendilerini karantinaya almak durumunda kaldı. Tüm arkadaşlarımıza acil şifalar diler, bir an önce gerekli önlemlerin alınmasını beklediğimizi bildiririz.
  2. Kamu hizmetlerinin nitelikli olabilmesi için “liyakat” gözetilerek yapılan atamalar ve görevlendirmelerin ne kadar önemli olduğunu her fırsatta anlatmaya çabalıyor, bu konuda kamuoyunun dikkatini çekmeye çalışıyoruz. Ancak, özellikle yönetici atamalarında liyakat yerine sendikal ve siyasal yakınlığın tercih edildiğini bilmekteyiz. Bu durumun sonucu olarak çeşitli zamanlarda “bu kadar da olmaz artık” denilen örneklere tanıklık etmek durumunda kalıyoruz. Son örnek de Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nden geldi. Rektör yardımcısı imzası ile üniversite birimlerine gönderilen yazıda, hazırlanmış bir anketin doldurulması ve verilen elektronik posta adresine gönderilmesi isteniyor. Öncelikle, verilen bir elektronik posta adresine anketin gönderilmesi, anketi dolduranın kimliğinin açık edilmesi anlamına gelir. Anketi dolduran kişinin kimliğinin biliniyor olması, toplanan verinin güvenilirliği açısından sorun yaratmaktadır. Daha da önemlisi, üniversitenin rektör yardımcısı imzası ile gönderilen bir anketin asgari bilimsel ölçülere dahi uymuyor olmasını vahim olarak değerlendirmekteyiz. MYK’mız, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörlüğü’nü bu anketin uygulanmasını durdurmaya çağırmaktadır.

 

KAMUOYUNA SAYGIYLA SUNULUR

 

EĞİTİM SEN MERKEZ YÜRÜTME KURULU

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu