Eğitim Sen’den Basına ve Kamuoyuna / Eğitim Günlüğü 22

113

Son günlerde TBMM’de siyasi iktidar tarafından hazırlanan ve müttefikinin de desteği ile yasalaşan çok sayıda kanun teklifine tanıklık ettik. Yapılan tüm eleştirileri göz ardı ederek yasalaşması sağlanan infaz kanununun, ittifakın devamını sağlamanın bir aracı olarak çıkarıldığı ortada. Siyasi düşüncesini ifade ettiği için veya yaptığı haberden dolayı tutuklananların cezaevinde kalmaya devam etmesi için özel düzenlemelerin yapılması; kişilere karşı işlenen suçların kapsam içine alınması infaz kanununu eşitlik ve adalet açısından sorunlu hale getirmektedir.

Dün (15 Nisan 2020) TBMM’de kabul edilen kanunla da işverene yine çeşitli destekler sağlanmıştır. Emekçilerin kısa çalışma ödeneği almasını dahi çok bulan parlamento çoğunluğu, milyonlarca emekçiye 1177 TL ile yaşamayı uygun gördü. Salgın döneminde dahi ihalelere devam eden siyasi iktidarın önceliğinin emekçiler, yoksul halk ve krizden olumsuz etkilenen toplumsal kesimler olmadığını görmekteyiz. Eğitim Sen, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, güzel günlere dayanışmayla ve birlikte ulaşacağımıza olan inancını ve umudunu korumaktadır. Bugünün Gündemi:

  1. Okulların kapalı olması, öğrencilerin ve öğretmenlerin evde olması gereken dönemlerde kimi meslek liselerinin açık tutulması ve bu okullarda maske, önlük, plastik çatal gibi malzemelerin üretiminin yapılmasıyla ilgili görüşlerimizi ifade etmiştik. Bu kurumların işletme değil okul olduğunu hatırlatmış ve ihtiyaç bulunan malzemelerin, gerekli sağlık önlemlerinin alındığı merkezlerde, uzman çalışanlar tarafından üretilmesi gerektiğini belirtmiştik. Aynı EBA kullanımında olduğu gibi, meslek liselerinde üretim yapılması bu kurumların yöneticilerinin arasında da adı konulmamış bir rekabete dönüşmüştür. Son olarak, Ankara Yenimahalle İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü okullara yazı göndererek üretim yapılması ile ilgili talimatını iletmiştir. Söz konusu yazı üzerine, durumdan vazife çıkaran bir okul müdürü de öğretmenlere bir yazı yazarak, görev alıp almayacaklarını ve görev almayacaklarsa bunun nedenini belirtmelerini istemiştir. Bu okulun müdürüne, öğretmenlerin idari izinli olduğu ve okulların da Nisan sonuna kadar kapalı olduğunun hatırlatılması gerekmektedir. İdari izinli olan öğretmenin neden çalışmak istemediğini açıklamasını talep etmek, dolaylı olarak çalışması için baskı yapmak anlamına gelmektedir. Salgın döneminde öğretmenlerin ve öğrencilerin okullarda çalışmaya devam etmesinin acilen sonlandırılması gerekmektedir. Okul yöneticilerinin, çeşitli yöntemlerle öğretmenleri çalışmaya zorlamasını kabul etmeyeceğimizi ifade ederiz.
  2. Uzaktan eğitimde kullanılan canlı sınıf uygulamalarının güvenilirliği ile ilgili düşüncelerimizi kamuoyu ile paylaşmış, MEB’e gerekli uyarılarımızı ve önerilerimizi yapmıştık. Öğretmenlerin kullanması için talimat verilen kimi uygulamaların kullanıcılarının verilerini satışa çıkardığına dair haberleri paylaşmıştık. Tüm bu tartışmalara rağmen, dün (15 Nisan 2020), MEB Bakan Yardımcısı imzası ile illere gönderilen bir yazı ile bu uygulamaların kimi önlemler alınarak kullanılabileceği ifade edilmiştir. Bu uygulamaların güvenlikleri ile ilgili tartışmanın devam ettiği dikkate alındığında, MEB’in öğretmenleri bu uygulamaları kullanmaya zorlamasını veya bu konuda eğitim yöneticilerinin öğretmenlere talimat vermesini kabul etmeyeceğimizi ifade etmek isteriz. Söz konusu uygulamaların kullanımından dolayı oluşacak hukuki ve ekonomik sorunların sorumluluğunun, öğretmenlerde değil, kullanma talimatı veren eğitim yöneticilerinde olacağını belirtiriz. MYK’miz, öğretmenlerin MEB tarafından onaylanmamış araçları kullanmaması gerektiğini düşünmektedir.
  3. Eğitim yöneticilerinin çalışanları yardım kampanyalarına katılmaya zorlamasının doğru olmadığını, ayrıca bunun suç olduğunu ifade etmiştik. Tüm uyarılarımıza rağmen, bu konuda yöneticilerin ısrarının sürdüğüne dair haberler Genel Merkezimize ulaşmaya devam etmektedir. Son olarak İstanbul’da bulunan bazı ilçelerde, ilçe ve okul eğitim yöneticileri çalışanlara gönderdikleri mesajlarla, çalışanlardan yapılan yardımların miktarını ve banka dekontlarını istemektedir. Bu örtük şekilde kampanyaya katılmaya zorlamak anlamına gelmektedir. Eğitim Sen, tüm eğitim yöneticilerini çalışanların iradesine ve kararlarına saygılı davranmaya çağırır, ısrar edenlerle ilgili üyelerimizin yasal haklarını kullanmalarını isteyeceğini kamuoyunun bilgisine sunar.
  4. Salgın döneminde tüm kamu kurumlarının önceliğinin mağdur kesimlerin desteklenmesi ve acil ihtiyaçların karşılanması olduğu açıktır. Ancak, okulların kapalı olması ve acil bir durum olmamasına rağmen, MEB Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü’nün 18.000 akıllı tahta ihale yapmasının doğru olmadığını belirtmiştik. Bu ihale için ayrılan kaynağın, ihtiyacı olan öğrencilerin uzaktan eğitime erişimi için kullanılabileceğini ifade etmiştik. Söz konusu ihale yarın (17 Nisan 2020) saat 11.00’de gerçekleştirilecek. Eğitim Sen, MEB’i bu ihaleyi iptal etmeye çağırmaktadır.
  5. Resmi ve özel okulların tamamının kapalı olmasından dolayı, özel okulların kapalı oldukları süre için velilere ücret iadesi yapıp yapmayacağı, ayrıca kapalı ayların taksitlerinin ödenip ödenmeyeceği ile ilgili tartışma devam etmektedir. Mart ayında MEB ile görüşen özel okul derneklerinin de ücret iade edilmemesi ile ilgili taleplerinin olduğu basına yansımıştı. MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü, kendisinden bu konuda görüş istenmesi üzerine, verdiği yanıtta özel okulların ücret iadesi yapmayacağını ifade etmiştir. Ücret iadesi ve öğrenci nakilleri ile ilgili kararlar birlikte düşünüldüğünde, MEB’in önceliğinin öğrenciler, veliler değil de özel okul sahipleri olduğu görülmektedir.
  6. Öğretmenlerin tatilleri ile ilgili teklifin yasalaşmasının ardından, bu yıl yaz tatilinin kısalacağı ile ilgili tartışmalar artarak devam etmektedir. Milli Eğitim Bakanı kişisel sosyal paylaşım hesabından yaptığı açıklama ile böyle bir durumun söz konusu olmadığını ifade ederek, tartışmayı sakinleştirmeye, turizmcilerin kaygılarını gidermeye çalıştı. Ancak, mevzuat telafi eğitiminin süresi ve zamanı konusunda aynı şeyi söylemiyor. Yoğunlaştırılmış dahi olsa, telafi eğitiminin okulların kapalı kaldığı sürenin üçte ikisinden az olamayacağı ve bu eğitimin bir sonraki öğretim yılından önce bitirilmesi gerektiği ilgili yönetmeliklerle düzenlenmiş durumda. MEB bu konuda hızla, sendikalar başta olmak üzere, konu ile ilgili tüm kesimlerin bir araya gelmesini sağlamalı ve sürecin nasıl olacağını tartışmaya açmalıdır.

Kamuoyuna Saygıyla Sunarız

 

EĞİTİM SEN MERKEZ YÜRÜTME KURULU

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu