Eğitim Sen Genel Merkezi ile Felsefeciler Derneği tarafından ortaklaşa yapılan “Düşünme Eğitimi Dersi Zorunlu Olmalı ve Felsefe Öğretmenlerince Verilmelidir” başlıklı basın açıklamasıdır:
Günümüz dünyasında felsefe eğitimi, bütün temel insan haklarının yaşama geçirilmesinin gerekli koşuludur. Bu nedenle felsefe eğitimi, ilköğretimden başlayarak, ortaöğretimin sonuna kadar sürdürülmelidir. Bu nitelikte bir felsefe eğitimi olmadan çağdaş toplumun özgür ve yaratıcı düşünen bireyleri yetiştirilemez. İnsanın, kendisini ve onu çevreleyen dünyayı tanıması, doğru değerlendirmeler yapabilmesi sağlanamaz. Böyle bir durum kişiyi, kendi gözüyle göremeyen, kendi aklını kullanma cesaretini gösteremeyen bir sürünün üyesi haline getirir. Bu nedenle, içinde bulunduğumuz koşulları zorlayarak felsefe yapabilme olanaklarını genişletmek, özgür düşünme alışkanlığını edinmenin altyapısını oluşturmak yaşamsal bir önem taşır.
Çağdaş bir eğitim yapmak ve özgür düşünen bireyler yetiştirmek istiyorsak felsefeyi özel bir ilgi alanı olmaktan çıkarmak, eğitimin genelinin bir parçası haline getirmek zorundayız. Çünkü düşüncenin her türlü otorite karşısında özgürleşmesi, eleştirel düşünebilen bir zihin gerektirir. Böyle bir zihin yapısı ancak felsefe disipliniyle oluşur. Bu nedenle düşündüğünün hesabını verebilen kişiler yetiştirmek istiyorsak felsefe eğitimine gereksinimimiz var ve bu eğitime küçük yaşlarda başlamak gerekir.
Felsefe eğitimine ilişkin dünyadaki örneklere bakacak olursak,
ABD, Arjantin, Avustralya, Belçika, Brezilya, Bulgaristan, Kanada, Şili, Çin-Hong Kong, Çin Halk Cumhuriyeti, Kolombiya, Kosta Rika, Finlandiya, İzlanda, İtalya, İsrail, Kenya, Lituanya, Malezya, Malta, Meksika, Hollanda, Yeni Zelanda, Paraguay, Filipinler, Polonya, Portekiz, Rusya, Singapur, Slovenya, Güney Kore, İspanya, İsveç, İsviçre, İngiltere, Uruguay, Venezüella vb. ülkelerde ilköğretimde Çocuklar İçin Felsefe Eğitimi verildiğini görebiliriz.
Çocuklarımız hızla değişen bu dünyada yalnız kendi kültür çevreleri ile değil, medya ve sanal gerçeklikle, küreselleşen dünya ile çevrelenmiş bulunmaktadırlar. Yalnızca çocukların oyunlarında ve oyuncaklarında son elli yıl içindeki değişimleri izlemek bile bu durumun boyutu hakkında kolaylıkla bir fikir vermektedir. Onları çizgi filmler, elektronik oyuncaklar, bilgisayar oyunları, televizyon, kısaca görsel dünya, kuşatmıştır. Bu kuşatmaya sınır koymak, yasaklamak sorunu çözmeyip ilgiyi daha da artırabilir. Çocuklara yaşadıkları dünyayı sorgulayan ve sağlıklı değerlendirmeler yapabilecek bir zihinsel alışkanlık kazandırmak, onları çeşitli etkileri kendi başlarına değerlendirecek biçimde donatmak zorundayız. Bunun yolu ise düşünme eğitiminden geçmektedir. Düşünme Eğitimi dersi çocukların düşünme becerilerini geliştirmekle kalmayıp, aynı zamanda kendi varoluşunun anlamını bulabilmesine ve kendi geleceğini belirleyebilmesine olanak sağlayabilir.
“İnsan-dünya-bilgi ilişkisinde işlerlik kazanan düşünme, belli bir eğitimle, felsefi eğitimle güçlü kılındığında çocuğa ne sağlayacaktır” sorusunu yanıtlarsak böyle bir eğitim;
1.Soru sormayı,
2. Soru sormayı hep etkin kılmayı, sürdürmeyi; bir başka deyişle sorgulamayı,
3. Gerekçelendirmeyi,
4. Düşünme nesnesine odaklanmayı,
5. Tartışmayı,
6. Eleştirmeyi,
7. Benzerlikleri ortaya koymayı, saptamayı,
8. Benzerleri bir araya getirmeyi,
9. Farklılıklara dikkati çekmeyi, saptamayı,
10. Farklı olanları duruma göre değerlendirmeyi,
11. Önemliyle önemsizi ayırt etmeyi,
12. Öncelikleri saptamayı,
13. Anlamaya çalışmayı,
14. Anlamlandırmaya çalışmayı,
15. Değerlendirmeyi,
16. Yargıda bulunmayı,
17. Yargısını tartışmayı, eleştiriye açacak biçimde açıklamayı, sağlayacaktır.
Ülkemizde İlköğretimde Seçmeli Düşünme Eğitimi Dersi Öğretim Programı önce, Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının 14.09.2006 tarih ve 146 sayılı kararıyla kabul edildi; ancak bu program gene aynı kurulun 22.08.2007 tarih ve 361 sayılı kararıyla yeniden düzenlendi.
2006 yılında ilk çerçevesi çizilen, sonradan yeniden biçimlendirilen Düşünme Eğitimi dersinin şu andaki uygulanma örnekleri ise tam bir karmaşa halindedir. Düşünme Eğitimi dersi özel okullarda 6,7, 8. sınıflarda seçmeli ders olarak verilmekte ve derslere felsefe öğretmenleri girmektedir. Ancak devlet okullarında bu ders genel olarak seçilmemekte, seçilen az sayıda okulda da norm kadro yönetmeliği mağduru hangi öğretmen varsa branşı göz önünde bulundurulmaksızın (Müzik, Türkçe, Matematik vb.) farklı öğretmenlerce verilmektedir. İlköğretimde felsefe öğretmeni istihdam edilmediği için, devlet okullarında felsefe öğretmeninin bu derse girmesi mümkün görünmemektedir. Oysa Bakanlık başlangıçta bu dersin sadece Felsefe Grubu Eğitimi Öğretmenlerince okutulmasını karara bağlamıştı. Bu karar gerçekten çok önemliydi; çünkü düşünme eğitimi, felsefe tarihi yalın bilgisinin ötesinde, felsefi düşünme yollarını, usavurma biçimlerini, olup bitene farklı açılardan bakmayı, farklı düşünme biçimleri arasındaki bağlantıları ve/veya çelişkileri görmeyi ve göstermeyi gündeminde sürekli olarak tutan kişilerce ancak iyi bir biçimde verilebilir. Fakat bir süre sonra bu madde sessiz bir biçimde ortadan kaldırıldı.
Yukarıdaki açıklamalarımızın da gösterdiği gibi ilköğretimde Düşünme Eğitimi dersi önemlidir ve bu yüzden zorunlu hale getirilmelidir. Düşünme Eğitimi dersi için özel bir hizmet içi eğitim sürecinden geçirilmiş ve ilköğretimde görev yapacak olan Felsefe Öğretmenleri istihdam edilmelidir. Uygulama aynı zamanda Fen ve Edebiyat Fakültelerinin Felsefe ve Sosyoloji Bölümleri ile Eğitim Fakültelerinin Felsefe Grubu Öğretmenliği Bölümlerinden mezun öğretmen adaylarının istihdamı probleminin de çözümüne katkıda bulunacaktır.
Sonuç olarak Felsefeciler Derneği ve Eğitim Sen olarak, İlköğretimde okutulan Düşünme Eğitimi dersinin zorunlu hale getirilmesini, dersin yalnızca Felsefe Öğretmenleri tarafından verilmesini ve bunu sağlamak amacıyla Felsefe Öğretmenlerinin ilköğretimde istihdam edilmesine yönelik gerekli düzenlemelerin yapılmasını talep ediyoruz.









