Dünyayı Verelim Çocuklara

 
Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun `Dünyayı Verelim Çocuklara` başlıklı açıklama metnidir:
 

Türkiye de dahil olmak üzere 193 ülkenin taraf olduğu “Çocuk Hakları Sözleşmesi” kabul edileli 24 yıl oldu. Birleşmiş Milletler dünya nüfusunun üçte birini oluşturan çocukların haklarına dikkat çekmek amacıyla 20 Kasım`ı “Dünya Çocuk Hakları” günü ilan etmiştir. Bugün hâlâ çocuk işçiliği, çocuk evliliği ve çocuk istismarı gibi temel sorunlar devam ederken; Nazım Hikmet`in dediği gibi “bir gün olsun” dünyayı çocuklara armağan etmeye ihtiyacımız var. 

Evden ekmek almaya çıkarken başından gaz fişeği ile yaralanan Berkin Elvan hâlâ yoğun bakımda. Çocukların haklarını korumakla görevli devletin kolluk kuvvetleri 14 yaşındaki bir çocuğun hayatından beş ayı şimdiden çaldı. Aliağa, Pozantı ve Sincan cezaevleri artık çocuk mahkumlara yapılan işkencelerle anılıyor. Kamu görevlilerinin istismar ettiği çocukların listesi uzarken; bugün çocuk haklarını savunmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.

Çocukların En Temel Hakları Bile İhlal Ediliyor

18 yaşından küçük olan her birey çocuktur. Cinsiyet, ırk, din, dil, sosyal statü ya da aile geçmişine bakılmaksızın tüm çocukların hiçbir ayrımcılığa uğramadan beslenme, barınma, sağlık ve eğitim hakkı vardır. Ancak; binlerce çocuğun temel hakları ihlal edilmekte; dünya ülkeleri bu sorunlara çözüm üretememektedir.

Dünyada beş yaşın altındaki 165 milyon çocuk yetersiz beslenmekte; sağlıklı gelişimleri için gerekli besinlere ulaşamamaktadır. Anne karnından 2 yaşına kadar olan kritik dönemde olması gerektiği gibi beslenemeyen çocuklar; ileriki yaşlarında birçok sağlık probleminin içine itilmektedir. Bu çocukların %80`i insanlığın doğduğu Afrika ülkelerinde yaşamaktadır. 

Dünya nüfusunun %36`sı gelişkin sağlık hizmetlerine ulaşamıyor. 768 milyon insan temiz su kaynaklarından mahrum. Sağlık hizmetlerine ulaşamama, temiz su ve hijyen koşullarının olmaması binlerce çocuğun yaşam hakkının ihlal edilmesine neden oluyor.

57 milyon çocuk eğitim hakkından yararlanamıyor. Temel ilkokul eğitimini alan çocukların çoğunluğu diğer kademelere devam etmiyor.

Sürekli eşitsizlik ve ayrımcılık üreten  sistem binlerce çocuğun temel haklarını ihlal etmeye devam ederken; Türkiye`deki durum da pek farklı değil. 

Türkiye`de asgari ücretin açlık ve yoksulluk sınırının altında olması sonucunda; çocukların gelişim problemleri kamusal sağlık sorunu haline gelmiştir. Gelişim problemi olan çocukların %20`si yetersiz beslenmekten kaynaklı sağlık sorunları yaşamaktadır. Eğitim ve sağlık hizmetlerindeki ticarileşme; var olan eşitsiz durumu çocukların aleyhine derinleştirmektedir.

Çocukların temel hakkı olan eğitim hakkı ise Türkiye`de deneme tahtasına çevrilen modellerle sürekli ihlal edilmektedir. 4+4+4 modeli sonucunda başta kız çocukları olmak üzere; binlerce çocuk eğitim sürecinin dışında bırakılmıştır. Devlet onlara çocuk gelinliği ya da çocuk işçiliği yolunu göstermektedir.

Her Gün 39.000 Çocuk Evlendiriliyor

Fiziksel, ruhsal ve sosyal bakımdan gelişimlerini tamamlamış çocukların çevrelerindeki yetişkinlerin zoruyla evlendirilmesi giderek büyüyen bir sorun olmaya devam etmektedir. Dünyada her gün 39.000 çocuk evlendirilmektedir. Çocuk anneler olan kız çocuklarının bedenleri ve ruhları üzerindeki tahakküm basit bir hak ihlalinden öte bir katliama dönüşmüştür. Her yıl 16 milyon kız çocuğu 15-19 yaşları arasında anne olmakta; hem kendileri hem de ‘çocukları` sağlık, eğitim, beslenme, barınma gibi toplumsal boyutları olan bir çerçevede var olma mücadelesine zorlanmaktadır. Türkiye`de hem geleneksel kültürel yaklaşımlar hem de AKP iktidarının teşvikleri ile çocuk gelinler artmaktadır. Son olarak liselerde evliliğin meşrulaştırılması ile gündeme gelen çocuk gelinlerin sayısı 181.000`in üzerine çıkmıştır.

Her Altı Çocuktan Biri İşçi

Çocuk emeğinin sömürüsü mevcut düzen içerisinde en kötü çalıştırılma biçimidir. Dünyada 5-14 yaş arasında yaklaşık 150 milyon çocuk işçi bulunmaktadır. Toplam çocuk nüfusuna oranına baktığımızda her altı çocuktan birinin işçilik yaptığını bilmekteyiz. Ayrıca ev içinde yaklaşık 7.4 milyon çocuğun çalıştırıldığı; çoğunluğunun kız çocuklarından oluştuğu bir gerçek. Hiçbir yasal dayanağı olmayan çocuk işçiliği; çocukları ihmal ve istismara açık hale getirmektedir. Çocuklar sağlıklı yetişmeleri için uygun olan ortamlardan izole biçimde; her tür tehlikeye açık emek güçlerini ve bedenlerini satmaya zorlanmaktadır. 

Türkiye`de hiçbir Bakanlık ya da devlet kurumu şimdiye kadar bu konuda ciddi bir araştırma yapmadığı için çocuk işçiliğinin hangi boyutta olduğu tam olarak bilinememektedir. Çeşitli kurumların çalışmaları sonucunda yaklaşık bir milyon çocuğun çalıştırıldığını söyleyebiliriz. Türkiye`de çocuk işçiliğinin en yoğun olduğu sektör mevsimlik tarım işçiliğidir. Mevsimlik tarım işçisi olarak çalıştırılan çocuklar; uygun ortamlarda barınamamakta, yeterli beslenememektedir. Sağlık ve eğitim hizmetlerine ulaşamayan çocuklar; ayrımcılığa ve istismara açık halde çalıştırılmaktadır.

Bu Yıl Devlet Kurumlarında 116 Çocuk Cinsel İstismara Uğradı!

Çocuk istismarının boyutları giderek artmaktadır. Dünyanın her yerinde cinsel, fiziksel ve ruhsal istismar çocukları hedef almaktadır. Her yıl 40 milyon çocuğun istismar edildiği tahmin edilmekle birlikte gerçek rakamın çok daha fazla olduğu bilinmektedir. Birçok istismar türü hakkında yeterince farkındalık olmaması, geleneksel ve kültürel baskılanma sonucunda; çocuk haklarının ihlali artmaktadır.

Türkiye`de özellikle hükümet politikaları ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı`nın soruna güvenlik boyutuyla yaklaşımı ev içlerinde, yetiştirme yurtlarında, okullarda, cezaevlerinde ve sokakta çocuk istismarını engelleyememektedir. Özellikle devlet kurumlarında yaşanan çocukların cinsel istismarı  olayları inanılmaz boyutlara ulaşmıştır. Sendikamızın yaptığı bir araştırmaya göre 2013`ün ilk on ayında 116 çocuk devlet kurumları içerisinde cinsel istismara maruz kalmıştır. Hiçbir kamu görevlisi hakkında gerekli işlemler yapılmamıştır.

Cezaevlerinde Hala Çocuklar Var!

AKP iktidarının kendisine benzemeyen her kesime uyguladığı baskı politikaları çocukları da etkilemekte; bir çok hak ihlaline zemin hazırlamaktadır. İşini bilen polisler ve cezaevi görevlileri çocukları hedef almaktan çekinmemektedir. Son olarak; demokrasi ve özgürlük mücadelesinde bir simge haline dönüşen Gezi parkı eylemlerinde 14 yaşındaki Berkin Elvan başından gaz fişeği ile vuruldu. 150 gündür yoğun bakımda olan Elvan`ı vuran polisler hakkında hiçbir işlem yapılmadı. Cezaevleri ise  istismar edilen, dayak yiyen, falakaya yatırılan, tecrit edilen onlarca Kürt çocuk bulunmaktadır. Pozantı, Aliağa ve Sincan cezaevlerinde yaşananlar ile ilgili yapılan onca başvuruya dair somut adımlar atılmamaktadır. Demokratikleşme sorununu çözemeyen Türkiye; çocuk haklarını ihlal eden bir devlet olarak tarihe geçecektir. 

Eğitim Sen olarak; bütün çocukların özgürce yaşayabileceği bir dünya yaratmanın tüm eşitsizliklere ve ayrımcılıklara karşı mücadeleden geçtiğini bir kez daha haykırıyoruz. Çocuk Haklarına saygılı bir ülkede yaşamamız için önce devlet kurumlarının üzerine düşenleri yapması gerektiğini söylüyoruz. Biz eğitim emekçileri olarak çocuklardan öğreneceklerimizin olduğunu biliyor; Nazım Hikmet`in şiiri ile herkesi selamlıyoruz;

Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne

allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar

oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında

dünyayı çocuklara verelim

kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi

hiç değilse bir günlüğüne doysunlar

bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı

çocuklar dünyayı alacak elimizden

ölümsüz ağaçlar dikecekler

 

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu