Bugün 20 Kasım, Birleşmiş Milletler (BM)`in “Çocuk Hakları Sözleşmesi”ni kabul edişinin 50. yıl dönümü. O günden bu yana her yıl 20 Kasım “Dünya Çocuk Hakları Günü” olarak kutlanmaktadır.
Bu bağlamda 20 Kasım, salt bir kutlama günü olmanın ötesinde çocuk haklarına bir kez daha dikkat çekme ve bu konuda sözleşmeyi imzalayan devletlere yükümlülüklerini anımsatmanın vesilesi olmaktadır. Çünkü BM`nin “Çocuk Hakları Sözleşmesi”ni kabul etmesinin ardından yarım asır geçmiş olmasına rağmen dünya çocukları, ne yazık ki bu hakların pek çoğundan mahrum durumdadırlar. Devletler, çocukların haklarını kullanabilmeleri için gerekli yükümlülüklerini yerine getirmedikleri gibi, bazen bizzat ihlal de etmektedir.
Bugün dünyanın dört bir yanında eğitim hakkından, sağlıklı beslenme ve barınma hakkından yoksun çocuklar büyüyor. Bazıları küçük yaşta kapatıldıkları atölyelerde istismar edilirken başkaları daha altı yaşına gelmeden, önlenebilir basit sağlık sorunları yüzünden yaşamını yitiriyor. Kimileri daha çocukluğunu yaşayamadan savaşan taraflardan birisine dahil ediliyor, kimileri savaşan iki taraf arasında kalıyor.
Oysa çocuklar sağlıklı ve onurlu bir yaşamı, güvenle bakabilecekleri bir geleceği hak ediyorlar. Bunu onlara sağlamak ise devletlerin, toplumların ve tüm yetişkinlerin sorumluluğudur.
Tüm dünya çocuklarının ve ülkemiz çocuklarının “Dünya Çocuk Hakları Günü”nü kutluyor ve Eğitim Sen olarak çocukların BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ile güvenceye alınmış haklarını kullanmaları önündeki engellerin kaldırılması için mücadelemizi sürdüreceğimizi bildiriyoruz. Ve diyoruz ki;
Sevgili çocuklar,
Ülkemizde artan yoksulluktan en derin pay size düşüyor.
Bazılarınız sokaklarda çalışmaya mahküm ediliyor. Sizler sokaklarda mendil, simit, çiklet satmaya devam ettikçe, çöplerden atık topladıkça, mahcup olmaksızın ne sizin ne de başka çocukların yüzüne bakabileceğimizin farkındayız.
Köylerde okulsuz, dersliksizsiniz, öğretmensizsiniz, Bütün olanaksızlıklara rağmen devam ettiğiniz köy okullarında, tek uğraşınız dersler olmuyor, biliyoruz. Ders çıkışında kiminiz bahçe, tarla işlerine yardım etmek, kiminizse hayvanları otlatmak üzere işe koyuluyor. Ve Ceylan gibi bazılarınızsa, daha ne olduğu bile bilmediğiniz bir patlayıcıyla yaşama veda ediyor. BM`nin siz haklarınızı özgürce kullanabilesiniz diye sorumluluklar yüklediği devlet, Ceylan`ın yaşam hakkını koruyamadı. Dahası onun neden artık hayatta olmadığını açıklayabilmiş değil.
Ve bazılarınız bu 20 Kasım`ı özgürlüğünden mahrum, dört duvar arasında karşılıyor. Kiminizin elinde limon bulunması, kiminizin ise kalbinizin hızlı çarpması kanıt sayılmış çocuk tutukevine gönderilmeniz için. Taş atma gerekçesiyle “Terörle Mücadele” gibi ürkütücü bir yasaya göre yargılanıyor, cezalandırılıyorsunuz. Asıl riskin ve potansiyel tehlikenin siz değil, sizi kuşatan ve her açıdan güvenliğinizi, sağlığınızı, geleceğinizi tehdit eden koşullar olduğunu görmüyor yetkililer. Sizi yargılarlarsa başarılı olacaklarını sanıyorlar.
Biliyoruz, dışarısı da sizin için çok güvenli değil. Kentlerin yoksul varoşlarında bedensel, zihinsel ve ruhsal gelişiminizi destekleyecek olanaklardan yoksun büyüyorsunuz.
Kiminiz hala pamuk tarlalarında çalıştığı için okuluna başlayamadı bile.
Başlayanlarınızın bir kısmı diplomasını almadan terk edecek okulunu, ya ucuz iş gücü olarak atölyelerin, tarlaların yolunu tutacak ya da “küçük gelin” olacak.
En kolay sömürülebilir iş gücü olarak çocuk işçiler ordusunu oluşturuyorsunuz.
Kiminiz eğitim hakkından, sağlıklı ve güvenli bir ortamda yaşama hakkından, kiminiz ise kendi anne babanızın dilini, kültürünü öğrenme ve geliştirme hakkından yoksunsunuz.
Sokakta, okulda, hatta evinizde, en yakınlarınızın tacizine ve istismarına maruz kalıyorsunuz.
Biliyoruz, sorunlarınız çok. Bu nedenle sadece “Dünya Çocuk Hakları Günü`nüz kutlu olsun” demekle yetinmek istemiyoruz. Eğitim Sen olarak, sizlerin haklarınızdan tümüyle yararlanabileceğiniz bir geleceği yaratmak için mücadele ettiğimizi bilmenizi istiyoruz.









