Domuz Gribi Salgınına Karşı, Okullarda Gerekli Önlemler Derhal Alınmalıdır

Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç`ın açıklaması:

Nisan 2009`da Meksika`da başlayan domuz gribi salgınının şu an için tüm dünyada 100`den fazla ülkeyi etkilediği bilinmektedir. Özellikle seyahat olanaklarının genişlemesi sonucunda hızla yaygınlaşan virüs, ülkemizde de etkilerini göstermektedir. Bu noktada özellikle virüsün sonbaharla birlikte Türkiye`de de etki alanını genişleteceğine dair hem Sağlık Bakanlığı`nın hem de sağlık kuruluşlarının açıklamaları bulunmaktadır. Bu durum, özellikle genç nüfus içinde yaygınlaşma imkanını daha kolay bulduğu bilim adamlarınca tespit edilen domuz gribi virüsüne karşı, okullarımızda alınması gereken önlemleri daha da önemli hale getirmektedir. Aksi takdirde sorun hızla yaygınlaşacaktır. Zira virüsün daha çok genç yaştakileri etkilediği de bildirilmiştir.

Bu noktada okullarımızda alınacak önlemler büyük önem kazanmaktadır. Virüsün yaygınlaşmasının önlenmesi ve öğrencilerimizin ve eğitim emekçilerinin bu virüse karşı dayanıklılıklarının arttırılması için her iki Bakanlık, konuyu özel olarak ele almalı ve eğitici çalışmaların yanında okullarda gribin etkilerini yaygınlaştıracak fiziksel ortamlarda gerekli temizlik ve hijyen önlemlerini de derhal almalıdır.

Uzmanların da belirttiği gibi en önemli önlem ellerin yıkanmasıdır. Ayrıca genel sağlık önlemlerine dikkat etmek gerekmekte, uykusuz kalınmaması, fiziksel aktivite sağlanması, günlük stresin kontrol edilmesi, bol sıvı ve besleyici gıdalar alınması gerekmektedir. Hasta kişilerle yakın temastan kaçınılmalı ve cansız yüzeylerin çamaşır suyuyla silinmeleri gerekmektedir. Tıp uzmanlarının konuyla ilgili olarak gündeme getirdikleri önlemler aşağıdadır. Bu önlemler, derhal Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlığı yetkililerini göreve çağırmakta ve sorunu görmezden gelmeyi bırakmalarını gerektirmektedir.

Başkalarına bulaştırmamak için ne yapmalı?

Öksürürken ve hapşırırken ağız ve burun kapatılmalıdır. Kullanılan mendiller hemen çöpe atılmalıdır. Eller sabunlu suyla yıkanmalı, su ve sabuna ulaşılamazsa alkollü temizleyiciler kullanılmalıdır. El hijyenine uyulması en önemli kontrol önlemlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Eller ağız ve buruna götürülmemelidir, virüs bu yolla yayılabilir. Hastalardan uzak durulmalıdır. Hastalanınca vakit geçirmeden doktora başvurulmalıdır. Hastalanınca okula ve işe gidilmemesi önerilir.

Eğitim Sen`in okullara yönelik alınabilecek önlemler konusundaki önerileri:

Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıkları eşgüdümlü bir çalışmayla bir acil durum planı hazırlamalıdır. Alınması gereken pratik önlemler somut, anlaşılır bir duyuru metni aracılığıyla öğrenci, öğretmen, okul personeli ve velilere ulaştırılmalıdır. Öğretmenlere yönelik bilgilendirme çalışmaları yapılmalıdır. Seminer, konferans gibi bilinçlendirme çalışmaları düzenlenmeli ve konuyla ilgili kamuoyu oluşturulmalıdır. Zira bu noktada virüsün etkileri ve yayılma hızı konusunda ülkemizde, birçok ülkeye göre gerekli kamuoyunun oluşturulamadığı görülmektedir. Dolayısıyla basın yayın organlarına bu konuyla ilgili olarak bilinç yaratılması ve önlemlerin benimsetilmesi adına daha fazla rol düşmektedir. Örneğin son dönemde başta İngiltere olmak üzere dünyanın önemli gazetelerinin birçoğunda domuz gribi virüsünün yaygınlaşması ve buna karşı alınması gereken önlemler manşet haber olarak duyurulmakta ve gazetelerde geniş yer bulmaktadır. Bu durumu Türkiye medyası için söylemek pek mümkün değildir. Konuya daha geniş yer verilmesinin bir kamusal sorumluluk olduğu unutulmaktadır. Bakanlık tarafından hazırlanacak tanıtım ve önlem filmleri herkesin izleyebileceği saatlerde televizyon kanallarından yayınlanmalı ve gazetelerde anlaşılır ve sade bir dille ilan halinde basılmalıdır. El yıkama, cansız yüzeylerin (masa, kapı kolu gibi) temizliği önemli tedbirlerden biri olarak değerlendirilmektedir. Okul tuvaletlerine düzenli olarak yeterli miktarda, temizliğe uygun kalitede sabun konmalıdır. Ayrıca her okula yeterli miktarda çamaşır suyu sağlanmalıdır. Özellikle okulöncesi eğitim kurumlarında ve ilköğretim okullarındaki öğrencilerin, ellerini sıkça yıkamaları konusunda öğretmenleri tarafından yönlendirilmeleri gerekmektedir. Cansız yüzeylerin (masa, kapı kolu gibi) temizliği konusunda gerekli özenin gösterilmesi de büyük önem taşımaktadır. Elbette okullarda yeterli temizlik personelinin ve hizmetlinin bulunmaması, burada bir kere daha halk sağlığını tehdit eden bir nitelik kazanmaktadır. Kamusal eğitimi budayan, eğitimi piyasalaştıran anlayış, sadece eğitimde eşitsizlikleri derinleştirmemiş; aynı zamanda da çocuklarımızın, ailelerinin ve eğitim emekçilerinin sağlığını tehdit eder bir boyut kazanmıştır. Çocuklarımızın temiz bir ortamda eğitimlerini sürdürüp bu temizliği bir yaşam biçimi haline getirmelerini sağlayacak çalışmalar ihmal edilmiş; çocuklarımızın sağlığı bir maliyet sorunu olarak değerlendirilmiştir. Okulların açıldığı günlerde derslikleri ve okulun camlarını temizleyen öğrenci velilerinin gazetelere de yansıyan fotoğrafları hatırlardadır.

Eğitim Sen olarak daima bu hizmetlerin kamusal niteliğine vurgu yapmış bir sendika olarak, bu hizmetlerin velilerin üzerine yıkılmasının faturasını şimdi öğrencilerimizin ödemek zorunda bırakıldıklarını belirtiyor ve hizmetin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından sağlanması noktasında ilgilileri derhal göreve çağırıyoruz. Zira sorunlar, yok sayarak aşılamamaktadır.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu