Demokratik Türkiye, İnsanca Yaşam Mücadelemizde Baskılara Boyun Eğmeyeceğiz

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, ek ders ücretlerinde enflasyonun 5-6 katı bir artış yapılacağını söylüyor. Çelik`in büyük bir artış yapılıyor gibi göstererek ifade ettiği bu artışın karşılığı 1 YTL`dir. Çelik, bu açıklama ile kamuoyunu yanıltmaya çalışıyor.

Bu yıl yapılacağı açıklanan 16 bin öğretmen ataması yetersiz ve öğretmen açıklarını kapatmaktan uzaktır. Daha önce 165 bin öğretmen açığından bahseden Çelik, emekli olan öğretmenlerin açığını dahi kapatmayan bu atamayla hangi sorunu çözecektir.24-27 Kasım ‘Büyük Eğitimci Yürüyüşü` nü baskı ile durdurmaya çalışan AKP hükümeti ve Milli Eğitim Bakanlığı şimdi de polis kamera kayıtlarını kullanarak yürüyüşe katılan öğretmenler hakkında soruşturma başlatarak, eğitim emekçisini sindirmeye çalışıyor. Bu demokrasi ile bağdaşmayan uygulamaları kabul etmiyoruz.

EK DERS ÜCRETLERİ : DAĞ FARE DOĞURDU (!)

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, ek ders ücretleri ile ilgili yaptığı açıklamada, ‘enflasyon oranının dört, beş, altı, yedi katına çıkan bir artış` gerçekleşeceğini duyurarak ek ders ücretlerinde yüksek bir artışın gerçekleşeceği yanılsaması yaratıyor. Oysa, hesap ortadır bugün ek ders ücretleri saat başına net 3.5 YTL`dir ve Bakan`ın söylediği artışın karşılığı 3 kat, 5 kat hatta 7 kat karşılığı 1 YTL`dir. 

Bakan 1 YTL`lik zammı ‘Ülkemizin imkanlarıyla öğretmenlerimizin ihtiyaçlarının buluşturabileceğimiz noktaya kadar gideceğimizden kimsenin şüphesi olmasın` diye anlatıyor. Bakan öğretmenlerle dalga geçiyor, onları aşağılamaya devam ediyor. Öğretmenler toplumun diğer kesimleri gibi gün geçtikçe yoksullaşıyor, ülkenin imkanları emekçilerin, halkın ihtiyaçlarına göre değil, IMF ve Dünya Bankası`nın emirleri doğrultusunda sermayenin ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılıyor. Bakan öğretmenlerin ihtiyaçlarının karşılandığından bahsediyor ancak durumun böyle olmadığı öğretmenlerin yoksulluk sınırında yaşadıkları ortadadır.  

EK DERS ÜCRETLERİ GÜNÜN ŞARTLARINA GÖRE BELİRLENMELİDİR 

Çelik`in iddialarının aksine, eğitim emekçilerinin ihtiyaçlarını karşılayamadığı, yoksulluk sınırında yaşadığı açıktır. Ek ders ücretlerindeki artış, ders saati başına net 10 YTL olarak düzenlenmelidir. Üniversite akademik personeline ödenen ek ders ücretleri en az %50 arttırmalı, araştırma görevlilerine de ek ders ücretleri ödenmelidir. Mesleği öğretmenlik olan herkes ek ders ücretinden yararlandırılmalıdır. Hizmetli, memur, yurtkur ve üniversite çalışanlarına eğitim öğretim ödeneği bir an önce ödenmelidir. 

EN AZ 60 BİN ÖĞRETMEN ATAMASI YAPILMALIDIR

2006 Mart ayında atanacak öğretmen kadrosu 16 bin olarak açıklandı. Yapılacak atamalar emekli olan öğretmen sayısını bile karşılamıyor. Daha önceki konuşmalarında 165 bin öğretmen açığından bahseden Çelik, emekli olan öğretmenlerin boşluğunu dahi dolduramayacak olan bu atamalarla hangi sorunu çözecektir. Öğretmen açığının kapanması için bu dönem en 60 bin öğretmen ataması yapılmalıdır. 

Öğretmen açığı eğitimin temel sorunlarından birisini oluşturuyor. Öğretmen açıklarının giderilmesi için, atamaların arttırılması gereklidir. 16 bin öğretmen ataması, eğitimde yaşanan sorunları devam ettirmek ve arttırmak anlamına gelir. AKP hükümeti, kamu eğitiminin sorunlarını çözmeyerek, kamusal eğitimi işlevsizleştiriyor. 

AKP`NİN UYGULAMALARI DEMOKRASİ İLE BAĞDAŞMIYOR 

Eğitim ve bilim emekçilerinin ‘Örgütlü Toplum, Demokratik Türkiye ve İnsanca Yaşam` talepleri ile gerçekleştirdiği ‘Büyük Eğitimci Yürüyüşü`nü şiddet  ve baskı ile durdurmaya çalışan AKP, bugün de bu politikalarının devamı olarak eğitim emekçilerini soruşturmalarla sindirmeye çalışıyor. 24-27 Kasım  ‘Büyük Eğitimci Yürüyüşü`ne katılan öğretmenler polis kayıtlardan tespit edilerek soruşturmaya maruz kalıyor. Bu uygulamalar demokratikleşmeyi dilinden düşürmeyen hükümetin, demokrasiden ne anladığını da açıkça gösteriyor.

Eğitim ve bilim emekçilerinin demokratik hakkını kullanarak taleplerini kamuoyu ile paylaşmasını şiddetle bastırmaya çalışan hükümet şimdi de soruşturmalarla eğitim emekçilerinin sesini kısmaya çalışıyor. Bu anti-demokratik, yasal olmayan uygulamaları kabul etmiyoruz.  Bu uygulamalar gösteriyor ki, AKP eğitim emekçilerinin mücadelesinden rahatsızlık duyuyor ve onu bastırmaya çalışıyor. Sermayenin ihtiyaçları için el pençe divan duran AKP, emekçi kesimlere gelince şiddet ve baskı yöntemleri ile karşı durmaktan kaçınmıyor. Ancak, AKP rahatsız olmaya devam edecektir. Eğitim ve bilim emekçileri, Örgütlü Toplum, Demokratik Türkiye, İnsanca Yaşam mücadelesini ısrarla sürdürecektir.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu