Bir ‘Utanç Davası` ile Karşı Karşıyayız!
Dikili`de 2012 yılının mart ayında 14 yaşındaki E.A.`ya önce babasının arkadaşı A.K. tecavüz etti. Yardım istemek için durumu anlattığı Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni R.K. öğrencisini koruyacağı yerde bir dernek binasına götürüp orada tecavüz etti. Olayın duyulmasının ardından E.A. babasıyla birlikte Dikili Cumhuriyet Savcılığı`na giderek şikâyetçi oldu. A.K. ve R.K. ise ifadelerinde haklarındaki suçlamaları kabul etmedi. Bu kişilerle ilgili herhangi bir gözaltı işlemi yapılmadı. Bir gece dahi gözaltına alınmadılar!
Haklarında açılan davanın bugün (21 Nisan 2014) görülen üçüncü duruşmasında, dava 18 Haziran 2014`e ertelendi. İzmir Barosu`nun müdahillik talebi reddedildi. Kadınların talebi olan sanıkların tutuklu olarak yargılanması talebi; mahkeme tarafından ‘Adli tıp raporunun henüz ellerine ulaşmadığı` gerekçe gösterilerek reddedildi. Tecavüzcüler bugün hâlâ sokaklarda rahatça dolaşıyor. Erkek adalet ise istismara uğrayan çocukları bir kez daha mağdur ediyor!
Bu davanın başından beri adaletsizlikle yürütüldüğü bilinmektedir.
15 Kasım 2013`de Bergama Ağır Ceza Mahkemesi`nde ilk duruşma görüldü. Tecavüze uğrayan E.A. duruşma boyunca mahkeme salonunda tutuldu. Tecavüzcülerinin ifadelerini dinlemek zorunda bırakıldı. ‘Yalan söylüyor, iftira atıyor.` diye suçladılar tecavüzcüler. Öğrencisinin arkasında duran öğretmenlerinin sendikası Eğitim Sen kastedilerek ‘Bir kısım çevrelerce kullanılıyor` dediler çocuğa…
Binlerce kez daha incittiler, istismar ettiler.
Savcının sanıklar hakkında tutuklama istemine rağmen tecavüzcüler serbest bırakıldılar.
3 Şubat 2014‘de görülen ikinci duruşmada, tecavüzcü Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni R.K., salona polislerin ördükleri etten koridorun arasında girdi. Aynı şekilde salonu terk etti. Geçen duruşmada tecavüze uğrayan çocuğa gösterilmeyen ‘hassasiyet‘ tecavüzcüler söz konusu olunca zirvedeydi. Mahkeme, çocuğu 14 Mart`ta İstanbul Adli Tıp Kurumu`na gönderdi. Öncesinde farklı mercilere defalarca ifade veren çocuğun bir kez daha aynı travmayı yaşamasına sebep oldular.
Bizler diyoruz ki; cinsel istismar davalarında mağdurların farklı kişi ve kurumlara defalarca ifade vermeleri, olayın yarattığı tahribatı derinleştiriyor. Bu durumun önlenmesi için, Türkiye‘de sayıları çok az olan ve işleyişleri sıkıntılar içeren, Çocuk İzlem Merkezleri (ÇİM) gibi merkezler yaygınlaştırılıp, uluslararası standartlara kavuşturulmalıdır. Böylece bir kez ifade verecek çocukların defalarca istismar edilmelerinin önüne geçebilme olanağı sağlanabilir.
Erkek Devlet İşbaşında!
Bu davayla ilgili olarak HDP İstanbul milletvekili Sebahat Tuncel, tecavüzcü öğretmenin durumuna ilişkin TBMM`ye önerge verdi. Ancak ne Adalet Bakanlığı`ndan ne de Milli Eğitim Bakanlığı`ndan ses çıktı. ‘Tecavüz bebeklerini doğurun. Devlet bakar‘ derken gür seslerini duyduklarımız, tecavüzcüler söz konusu olunca adeta lal oldular. Erkek egemen zihniyet tüm devlet mekanizmalarına sinmiş durumda. Erkek devlet işbaşında!
Bu erkek devlettir ki;
Tacizcileri, tecavüzcüleri, katilleri korumakta hiçbir beis görmüyor!
Mahkeme dosyasında yer aldığı ve tecavüzcünün ifadesinde de kabul ettiği üzere, R.K. Foça‘da öğretmenlik yaptığı sırada birden fazla öğrenciye tacizde bulunduğu gerekçesiyle açığa alınmış, tahmin etmekte zorlanmayacağımız ilişkiler sayesinde göreve iade edilip, Dikili‘ye tayin edilmiştir. Sonrasını hepimiz biliyoruz.
Aynı şekilde, geçtiğimiz günlerde Kars‘ta yaşanan tecavüz ve cinayet olayında, katilin öncesinde tacizden yargılandığını ve hiçbir ceza almadığını duyduğumuzda şaşırmıyoruz!
‘Devlete emanet` cezaevlerindeki, yurtlardaki çocukların tecavüzlerden, tacizlerden korunmadığı, korunmadığı gibi sorumluların cezalandırılmadığı, küçücük çocukların babaları yaşlarındaki adamlara ‘gelin` edilip istismar edilmelerine göz yumulduğu hatta desteklendiği, öldürülmeleri karşısında sessizliğin onaylayan gücüne sığınıldığı, 13 yaşında tecavüze uğrayan çocuklara ‘rızası var!` denildiği, mayınlarla, bombalarla bedenleri parçalanan, polis kurşunuyla sokak ortasında vurulan çocuklarımızın katillerinin ortaya çıkarılmadığı, erkek egemen zihniyetin ve uygulamalarının yaşamımızın her alanına sirayet ettiği bu ülkede tecavüze uğramış bir çocuk için daha,
‘Erkek adalet değil, gerçek adalet istiyoruz!`
Bizler diyoruz ki,
Ayakkabı kutularında para saklayan çocuklarınızı, yaşını küçülttüğünüz Hrant`ın katilini, Berkin‘in katilini koruyacağınıza, ellerinden oyuncakları, kalemleri, düşleri çalınan çocuklarımızı tecavüzcülerden, katillerden koruyun! Koruy(a)madıklarınız için adaletin yerini bulmasını sağlayın; tecavüzcülere, katillere en ağır cezaları verin!
Çocuklarımıza tecavüz edenlerin en ağır cezayı almaları için sonuna kadar mücadele edeceğiz.
Çocuklarımızın düşlerini çalanlardan hesap soracağız!
ERKEK ADALET DEĞİL GERÇEK ADALET!











