Çocuk Emeği Sömürüsüne Derhal Son Verilmeli, Çocuk İşçiliği Tamamen Yasaklanmalıdır!

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından dünyada giderek artan ve yaygınlaşan çocuk işçiliğine ve çocuk emeği sömürüsüne karşı farkındalık yaratmak ve çocuk işçiliğinin önüne geçmek amacıyla 12 Haziran tarihi ‘Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’ olarak ilan edilmiştir.

 

Çocuk işçiliği, çocukların fiziksel ve zihinsel gelişim süreçlerini sağlıklı bir şekilde yaşamasını engelleyen, onların ilgi ve yetenekleri doğrultusunda yetişmeleri açısından zararlı işler olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle çocuklar için zihinsel, fiziksel, toplumsal ya da ahlaki açılardan tehlikeli ve zararlı işler, okula düzenli devam etmelerini engelleyen, eğitimden erken ayrılmalarına neden olan işler çocuk işçiliği kapsamındadır.

 

Dünya genelinde 5-17 yaş grubundaki 218 milyon çocuk istihdamda yer almaktadır. Mevsimlik tarım işçiliği gibi çocuk işçiliğinin en kötü biçimi kabul edilen, tehlikeli işlerde çalışan çocuk sayısı ise en az 73 milyondur.

 

Türkiye’de çocuk işçiliği sorunu hızla büyüyor

 

TÜİK Çocuk İşgücü Araştırması 2019 sonuçlarına göre; Türkiye’de 5-17 yaş grubunda çalışan çocuk sayısı 720 bin olarak açıklanmıştır. Ancak, Türkiye’de var olan çocuk işçilerin sayısının 2 milyonu aştığı ve yüzde 80’inin kayıt dışı çalıştırıldığı tahmin edilmektedir.

 

TÜİK’e göre çalışan çocukların yüzde 79,7’sini 15-17 yaş grubundakiler oluştururken yüzde 15,9’unu 12-14 yaş grubundakiler, yüzde 4,4’ünü ise 5-11 yaş grubundaki çocuklar oluşturmaktadır. Çalışan çocukların oranı cinsiyete göre incelendiğinde, çalışan çocukların yüzde 70,6’sını erkek çocukların, yüzde 29,4’ünü ise kız çocukların oluşturduğu görülmektedir.

 

Türkiye’de çocuk işçi sayısında yaşanan artışın temel nedenlerinin başında eğitimde 4+4+4 dayatması ile başlayan ve çocukları örgün eğitim dışına iten politikalar ve devletin patronlara yönelik çırak ve stajyer çalıştırmayı kolaylaştıran düzenlemelerinin belirleyici etkisi olmuştur. Çıraklık ve stajyerlik uygulamaları gibi çok sayıda düzenleme çocukların eğitimden uzaklaşmasını ve işçi olarak çalışma yaşamına sürüklenmesine neden olan sonuçlar ortaya çıkarmıştır.

 

Türkiye’de çalışan çocukların bir bölümü tarım sektöründe ucuz işgücü, bir bölümü de ücretsiz aile işçisi olarak çalıştırılmaktadır. Kız çocukları da benzer nedenlerle eğitim öğretimden uzaklaşarak erken evliliğe sürüklenmekte, işgücüne kayıt dışı olarak katılmaktadır. Kız çocuklarının yaptıkları işlerin büyük çoğunluğu evde yapılan ücretsiz ev işleri şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca anadilinde eğitim alamayan öğrencilerin okulda başarısız olarak eğitim dışına itilmeleri de okulu erken yaşta terk etmelerine neden olmaktadır. Artan yoksulluk ve işsizlik nedeniyle aileleriyle birlikte göç etmek zorunda kalan çocuklar göç ettikleri şehirlerde çocuk işçi olarak çalışmak zorunda bırakılmaktadır.

 

İş cinayetleri ve mülteci çocuklar

 

Türkiye’de çocuklar ağırlıklı olarak küçük ölçekli işletmelerde ağır ve tehlikeli işlerde, tarımda aile işleri dışında ücret karşılığı gezici ve geçici tarım işlerinde çalışmaktadır. Son 8 yılda 400’den fazla çocuk iş cinayetlerine kurban gitmiştir. İş cinayetlerinde hayatını kaybeden çocuk işçilerin kimisi bir yandan okula devam ederken diğer yandan çalışan çocuklardır. Türkiye’de çocuk işçilik, özellikle okulların kapalı olduğu yaz dönemlerinde belirgin bir artış göstermektedir.

 

Artan mülteci nüfusuyla birlikte, mülteci çocuk işçiler de iş cinayetlerinde yaşamını yitirmeye başlamıştır. Özellikle Suriyeli sığınmacı çocuklar, emek piyasasında daha kötü koşullarda ve düşük ücretlerle çalışmakta ve ayrımcılığa uğramaktadır. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler, ucuza ve uzun sürelerle çalışabilecek ve ücret pazarlığına girmeyecek, temel işçi haklarını aramayacak, her türlü çalışma koşulunu peşinen kabul edecek mülteci çocukları karın tokluğuna çalıştırmaktadır. Mülteci çocuklar hem daha kötü koşullarda ve daha tehlikeli işlerde çalışmakta, hem de ayrımcılığa, istismar ve saldırıya maruz kalmaktadır.

 

Çocuk işçiliği tamamen yasaklanmalıdır!

 

Çocuk işçiliği her şeyden önce bir insan hakları ihlali olarak görülmek zorundadır. Kendi seçimleri olmaksızın, zorla veya zorunlu olarak çalışan çocuklar, en temel hakları olan çocukluklarını yaşama, sağlıklı beslenme, eğitim hakkından yararlanma ve geleceğe hazırlanma haklarından mahrum bırakılmaktadır.

 

Türkiye’de çocuk işçiliği konusunda bir kısır döngü söz konusudur. Çocukların eğitim hakkından yararlanamaması çocuk işçiliği doğurmakta, ailelerin düşük gelirli olması yoksulluğu arttırmakta, yoksulluk da çocuk işçiliğini yeniden doğurmaktadır. Çocuk işçiliğine yönelik kalıcı çözüm üretilmediği sürece yaşanan kısır döngünün büyüyerek sürmesi kaçınılmazdır.

 

Eğitim Sen’in çocuk işçiliğinin önlenmesine ilişkin önerileri şu şekildedir;

 

  • Çocuk işçiliği ile mücadelede atılması gereken ilk adım, çocuk işçiliğini acil çözülmesi gereken bir sorun olarak kabul etmek ve somut bir eylem planı hazırlamaktır.
  • Koronavirüs günlerinde çocuk işçiliğinin önlenmesine ve çalışan çocukların eğitime dönmesine yönelik planlamalar yapılmalı ve somut adımlar atılmalıdır.
  • Salgının yarattığı ekonomik sıkıntılar yüzünden çalışan çocuk sayısında artış görülme ihtimali artmıştır. Bu dönemde uzaktan eğitimle çocukların eğitimden kopmamasının sağlanmasına ek olarak, risk altındaki çocukların ailelerine yapılacak maddi desteklerle, salgın sonrasında çocuk işçiliğinin önlenmesi ve çocukların okula dönmesi sağlanmalıdır.
  • ILO’nun da tavsiye ettiği gibi önce kısa dönemde, kabul edilemez istihdam biçimlerinde çalışan çocuklara (kölelik, uyuşturucu ticareti vs.), ağır ve tehlikeli işlerde çalışanlara (maden ve taş ocaklara vs.) ve en korumasız gruplara (12 yaşın altındakiler ve kız çocukları) ulaşılmalıdır. Ayrıca bu dönemde, çalışan çocuk işçilerin çalışmaktan alıkonulana kadar işyerinde korunması da sağlanmalıdır.
  • Eğitim ve okul çocuk işçiliğini sona erdirmek açısından en etkili araçtır. Hem temel eğitim hem de mesleki eğitim yaygınlaştırılmalı, eğitim çağındaki çocukların çalıştırılması yasaklanmalı, çocukları çalışmaya iten nedenler ortadan kaldırılmalıdır.
  • Çocuk işçiliği ile mücadelede gerçekten sonuç alınmak isteniyorsa yoksul ailelerin çocuklarını çalışma hayatından alıkoyup okula gönderilebilmesi için, bu ailelere yönelik ekonomik ve sosyal destek politikaları hayata geçirilmelidir.
  • Çocuk işçiliğinin en önemli nedenlerinden olan yoksulluğu ortadan kaldırıcı, ailelerin ve toplum ekonomik sorunlarına çözüm üreten politikalar oluşturulmalı ve uygulanmalıdır.
  • Orta ve uzun dönemde ise çocuk işçiliğinin tüm boyutları ile sona ermesi konusunda somut politikalar oluşturulmalı ve mümkün olan en kısa sürede uygulanmalıdır.

 

EĞİTİM SEN MERKEZ YÜRÜTME KURULU

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu