Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç’ın “AKP Torba Yasa İle Meslek Lisesi Öğrencilerinin Cebindeki Üç Kuruş Paraya Göz Dikmektedir!” başlıklı açıklama metni:
Eğitim hizmetinin bir enkaz haline getirilmesine rağmen bu enkazdan filizlenmeye çalışan gençlerimize, çocuklarımıza yönelen piyasacı politikalar ve AKP`nin eğitim hizmetinde belirlediği rota, eğitim hizmetinde gerçekleştirilmek istenen dönüşümün geldiği boyutları göstermektedir. Meslek liseleri üzerinden yürütülen dönüşüm hükümetin eğitim hizmetine verdiği değeri açıkça ortaya koymaktadır. Popülist politikalar ile cilalanan bu dönüşüm, eğitimi ticarileştirmekten ve özel sektöre rant alanları açmaktan başka bir şey değildir. Öyle ki, “af yasası” diye pazarlaması yapılan “torba yasa” tasarısında, meslek liselerinde öğrenim gören gençlerimizin aldığı ücret onlara çok görünmüştür. 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu`nun 25. maddesinin birinci fıkrasında “meslek eğitimi gören öğrenci, aday çırak ve çırağa yaşına uygun asgari ücretin %30‘undan aşağı ücret ödenemez.” ifadesi yer almaktadır. Ancak tasarıyla 54. madde ile mevcut durumdan daha geri bir düzenleme yapılarak “asgari ücretin net tutarının %30`u” ifadesi getirilmek istenmektedir. Bu düzenleme ile Hükümetin mesleki eğitim kanununa göre eğitim alan gençlerimizin aldıkları üç kuruşluk ücretlere bile göz dikmesi dikkat çekicidir. Basında da yer bulan ve yine torba yasa kapsamına alınan düzenleme ile meslek lisesi öğrencilerinin staj yapabilecekleri işletme sayısını artırmak için 10 işçiden fazla işçi çalıştıran işletmeler de staj kapsamına alınmaktadır. Üstelik 10 işçiden fazla işçi çalıştıran işletmeler öğrencilere asgari ücretin üçte birini verirken, 20`den fazla işçi çalıştıran yerlerin asgari ücretin üçte ikisini öğrencilere ücret olarak vereceği ifade edilmektedir. Staj imkanını artırmayı amaçlayan bu düzenleme aslında var olan bir gerçeğin ifadesinden başka bir şey değildir. Şöyle ki öğrenciler staj yapmak zorunda kaldıklarından dolayı, sadece stajlarını tamamlayabilmek için ücretlerini almadan dahi çalışmak zorunda bırakılmaktadır. Gençlerimizin emeğinin karşılığını almaları yönünde hiçbir zorlayıcı hüküm getirilmeden onları küçük işletmelere daha da az ücretler karşılığında mahkum etmek, onları daha öğrenciyken köleliğe mahkum etmek demektir. İşçi sayısının düşük olduğu işletmelerde iş yükünün artacağı ve işletmelere ucuz iş gücü sunulacağı çok nettir. Buna karşılık AKP, gençlerimize eğitimlerini geliştirmek yerine, kölece çalıştırılacakları, emeklerinin karşılıklarını alamayacakları ve mesleki alanlarıyla alakasız işlerde çalıştırılacakları bir sistem sunmaktadır. Bu kapsamda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşarı Birol Aydemir`in basında yer alan açıklamalarında endüstri meslek liselerini özel sektöre devredeceklerini açıklaması da eğitimin ticarileştirilmesinin boyutlarını açıkça ifade etmektedir. Meslek liselerindeki dönüşümü bu kadar ciddi kılan temel faktör, eğitim sisteminin meslek liselerinin merkezde olduğu bir yapıya büründürülmek istenmesidir. Milli Eğitim Bakanlığı`nın 2010-2014 strateji planında ifade ettiği üzere dershanelerin özel okula dönüştürülmesi konusu ve meslek liselerinin genel liseler içerisindeki oranını %70 düzeylerine çıkarma politikaları ile birlikte yapılan bir değerlendirme MEB`in asıl amacının ne olduğunu bizlere daha iyi gösterecektir. Bu çerçevede meslek liselerini özel sektörün atölyeleri haline getirmek isteyenlerin meslek liseli gençlerimizin maruz kaldıkları sorunlarla bugüne kadar hiç ilgilenmemeleri manidar bir durumdur. İlgilendiklerinde de “torba yasa”da olduğu üzere, gençlerimizin ceplerindeki üç kuruş paraya göz dikmeleri, AKP`nin popülist maskelerini düşürmektedir. Meslek liselerinde öğrenim gören gençlerimizin yaşadıkları sorunlar ise acil çözüm beklemektedir. Öyle ki gençlerimiz son sınıfta eğitimlerinin bir parçası olarak staj dönemine başladıklarında, eğitim görmek yerine ucuz ve güvencesiz iş gücü olarak istihdam edilmektedirler. Bu kapsamda gençlerimize sunulan eğitimin onları nasıl bir cendereye attığını görebilmek önem arz etmektedir. Öyle ki; · Birçok meslek lisesinde beceri eğitim adı altında haftada 3 gün, 8`er saatten 24 ders saati karşılığında çalıştırılmaları söz konusu iken, Otelcilik ve Turizm Meslek Liseleri öğrencileri için 17 haftalık bir süreçte, haftada 6 gün ve 8 saatlik çalışma süreleri bulunmaktadır, · İşletmeler düşük ücretle işçi çalıştırmak için işçi yerine öğrenci istihdamına yönelmekte, eğitimden ziyade ucuza işçi çalıştırmak istenmektedir, · Çocuklarımız 8 saat yerine 15 -16 saate kadar çalıştırılmaktadır, · Çocuklarımızın eğitim sürecini kapsayan bu dönemde, eğitimleri ve alanları dahilinde olmayan işler yaptırılmak istenmektedir, · Çocuklarımız, staj döneminde çalıştırılırken, sadece iş kazalarına karşı sigortalı yapılmaktadırlar. İşletmeler, öğrenim saatleri dışında çocuklarımızı fiili olarak çalıştırdığında ise iş kazası sigortası kapsamı dışına çıkılmaktadır. Böylesi durumlara karşı çocuklarımızı koruyucu bir sistem bulunmamaktadır, · İşletmeler, fazla mesai süreleri de dahil olmak üzere çocuklarımızın ücretini vermediğinde ya da sözleşmeyi feshettiğinde gençlerimizin hakkını koruyacak bir yaptırım bulunmamaktadır. Öğrencilerimizin yaşadığı bu sorunlar, kapitalizmin vahşiliğini gözler önüne sermektedir. Bu sorunlar karşısında çözüm üretmek ve “geleceğimiz denilen” gençlerimize iyi bir yaşam sunabilmek yerine çocuklarımızın cebindeki üç kuruşa göz dikilmesi, onların daha öğrenciyken işçileştirilmesi ve salt iş gücü olarak çocuklarımıza yaklaşılması asla kabul edilemezdir. Eğitim Sen olarak, birçok sorunun üzerini kapatarak meslek liselerini satılacak mekanlar, öğrencileri ucuz işgücü, öğretmenleri de “usta başı” olarak gören zihniyete karşı kararlılıkla mücadele edeceğiz. Çocuklarımıza ve eğitim sistemimize yönelen bu tehdide karşı kamusal, parasız, demokratik, anadilinde ve nitelikli eğitim talebimizin gücüyle mücadelemizi sürdüreceğiz.









