Bir gazete olması vasfından çok, gazetecilik etiğinden bihaber olması ve hedef gösterme konusundaki “ustalık dönemiyle” kendisinden söz ettiren Yeni Akit, sendikamıza yapılan polis baskınını “Terör Yuvası Kızıl Sendika” başlığıyla gündemine taşımıştır. 27.07.2015 tarihli söz konusu paragraf öbekleri içerisinde, AKP Ankara Milletvekili Ahmet Gündoğdu ve Eğitim Bir Sen`in Başkan Vekili Latif Selvi`nin sendikamıza ve sendikal mücadelemize yönelik hakaretler içeren değerlendirmelerine yer verilmiştir.
Sendikamıza Aynı Kişi ve Kurumların Saldırması Tesadüf Mü?
Her ne kadar söz konusu fikir kırıntılarının sahiplerinde tepki verebilme ve değerlendirme yapabilme özelliğinin var olduğunu görmek bizleri şaşırtmışsa da ortaya saçtıkları kırıntılar temizlenmeye muhtaçtır! Ancak ortak noktalarını yandaş sendikacılığın oluşturduğu bu zat-ı muhteremlerin demeçlerine dair sözümüzü söylemeden önce bir noktayı özellikle belirtmek isteriz.
Sendikamıza yönelik hukuksuz ve keyfi biçimde yapılan polis baskınıyla kamuoyunda yaratılmaya çalışılan algı, bizatihi AKP`nin elinde tutmaya zorladığı yargı tarafından dahi çürütülmüştür. Buna rağmen sendikamız hakkında dolaşıma sokulan her asılsız ve karalayıcı iddia, sendikamızı yıpratma ve emekçiler nezdinde itibarsızlaştırma amacıyla dillendirilmektedir. Bilinmelidir ki bu ve benzeri süreçlerin her birinde “çamur at izi kalsın” mantığıyla sendikamızı karalamaya çalışanların ve sendikamızı hedef gösterenlerin hep aynı kişi ve kurumlar olması tesadüf değildir! Ancak yine bilinmelidir ki hakikatin karşısına dikilen saray soytarılarının ve sultan papağanlarının kaçınılmaz sonu tarihin çöplüğündeki yerlerini almak olacaktır!
Sorunuzu Yanıtlıyoruz Ahmet Gündoğdu! Peki Siz Bizim Sorularımızı Yanıtlayabilecek Misiniz?
Memur Sen Başkanlığı döneminde yandaş sendikacılık bayrağını taşımanın karşılığını AKP`den milletvekili olmasına onay verilmesiyle alan Ahmet Gündoğdu, sendikamız yöneticilerine şu soruyu yöneltmiştir: “Eğitim-Sen`in genel merkezinde barındırdıkları hasta vatandaş ise neden hastanede değil, teröristse neden sizin genel merkezinizde? Eğitim-Sen`in yöneticilerine sorulması gereken soru bu”.
Hemen cevabını verelim. Sendikamız misafirhanesinden gözaltına alınan kişiler “vatandaş” değildir. Suriye`den Türkiye`ye yasal olarak geçiş yapan, bu esnada güvenlik taramasından geçmiş olan ve kendilerine AFAD tarafından geçici kimlik kartı verilen kişilerdir. Üstelik bu kişilerin tedavileri devlet hastanelerinde ve üniversite hastanelerinde yapılmaktadır. Ve yine resmi kayıtları bulunduğu için de mahkemeye dahi çıkarılmadan savcılık tarafından serbest bırakılmışlardır. Eğer bu kişiler “teröristlerse”, savcılığın salıverme kararı da büyük terör eylemi haline dönüşmektedir.
Bununla da yetinmeyen Ahmet Gündoğdu, sendikamızın “terörden nemalandığını” iddia ederek, üyelerimizin “insan canına kastettiğini” ve “eğitime katkıda bulunamayacağını” ifade etmektedir! Haddini bilmeyecek kadar zavallılık içerisinde olanların anlama yetisini zorlamanın büyük bir hata olduğunu bilsek de şu gerçeği herkesin çok iyi bilmesini istiyoruz! Sendikamızın her bir üyesi, “yarınlara onurlu bir geleceği bırakmanın” derdindedir. Ancak “onur”, gözünü makam ve mevki hırsı bürümüş, saray soytarılarının ve sultan papağanlarının taşıyabileceği bir yük olmamış ve olmayacaktır! Çünkü omuzlarında barışın, kardeşliğin, eşit ve özgürce bir yaşamın ağırlığını taşımayanlar, güç karşısında el pençe divan durmak dışında bir seçeneği yoktur!
Anlaşılan o ki milletvekilliği dokunulmazlığını kendisine kalkan edinen Ahmet Gündoğdu`nun hedef gösterme ve itibarsızlaştırma çabalarına ayrılan yer fazla olduğu için Eğitim Bir Sen Başkan Vekili Latif Selvi`ye iki cümlelik yer kalmıştır. O da üstadının yolundan giderek sendikamızın eğitim sistemini olumsuz etkileyeceğini ifade etmiş ve itibarsızlaştırma operasyonuna destek vermiştir. Ancak sendikamızın arzuladıkları eğitim sistemini olumsuz etkileyeceği tespitine katılmamak mümkün değildir! Çünkü sendikamız, üyemiz olsun olmasın tüm eğitim ve bilim emekçilerinin haklarını korumak ve geliştirmek; kamusal, parasız, demokratik, bilimsel, laik, anadilinde ve nitelikli bir eğitim hizmetinin örgütlenmesini sağlamak; adil, demokratik ve barış için bir yaşamı var edebilmek için mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir. Yandaşların rahatsızlıkları, korkuları, hakaret ve saldırılarının ardında yatan temel mesele de budur!
Sendikadan, Emekten, Haktan, Hukuktan, Demokrasiden, Mücadeleden Bihaber Olanlara Soruyoruz!
2014 yılında kamu emekçileri için yapılan toplu sözleşme sürecinde, hükümetin zam teklifinin altındaki bir artışa “evet” dediniz mi?
“Memnun Sen” olarak milyonlarca kamu emekçisini “satış sözleşmesine” mahkum ettiniz mi?
19. Milli Eğitim Şurası`nda eğitim hizmetinin ve emekçilerin sorunlarından ziyade eğitimin dinselleştirilmesi politikalarına öncelik verdiniz mi?
Sosyal medya fenomenlerince dile getirilen ve “milletvekili olabilmek için atmadığınız takla kalmadığı yönündeki ifadeleri” yalanladınız mı?
Kamu emekçilerinin çıkarları için hükümetle bir kez olsun, hakkını vererek karşı karşıya geldiniz mi?
Eğitim Enternasyonali`nin kapısından “yandaş sendikacılığınız” nedeniyle geri çevrildiniz mi?
Gelelim “terör meselesine”!
7 Haziran seçimleri öncesinde IŞİD canilerini kınayan herhangi bir açıklama yapılmış mıdır?
MİT tırlarıyla silah taşınmasıyla aynı dönemde yine Suriye`ye “yardım gönderen” İHH ile ilişkilerinizi gözden geçirdiniz mi?
Kime, ne götürdüğü belli olmayan İHH`nın okullarda para toplamasına karşı herhangi bir girişiminiz oldu mu?
17-25 Aralık yolsuzluklarını kınayan bir tane açıklama yaptınız mı? Yoksa bunu da mı “terör” meselesi olarak yorumladınız?
Bizim Sendikamız, AKP İle Birlikte İnşa Ettiğiniz Kumdan Kalelere Benzemez! Eğitim Sen`in Güneşi Balçıkla Sıvanmaz!
Sendikamızı yandaş sendikacılık balonunu şişirerek etkisiz kılamayanlar, itibarsızlaştırma ve hedef gösterme araçlarına sarılmışlardır. Bu araca sarılan tüm kurum ve kişilerden yargı önünde hesap soracağımızdan da kimsenin şüphesi olmamalıdır. Sendikamıza “kızıl sendika” diyenlere ise son sözümüz şudur: Sendikamız Eğitim Sen sadece “kızıl” değil, gökkuşağının tüm renklerini bünyesinde barındırmaktadır. Ancak yandaş sendikacılığın tek bir rengi vardır. O da dünyanın neresine gidilirse gidilsin SARI`dır! Sarı sendikalarıyla satış sözleşmesi imzalayanların sözleşmeleri yırtılmaya, sendikaları da yıkılmaya mahkûmdur. 7 Haziran`ın ardından paçaları tutuşanlar bu gerçeği asla unutmamalıdır!










