Sabah Namazına Müteakip Haydi Çocuklar Camiye Çağrısı Hakkında Derhal Hukuksal İşlem Başlatılmalıdır!

 
Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun `Okullara Müftü Talimat Gönderirse Kim Bilir Cemaat Ne Yapar? Sabah Namazına Müteakip Haydi Çocuklar Camiye Çağrısı Hakkında Derhal Hukuksal İşlem Başlatılmalıdır!` başlıklı açıklama metnidir:
 

İstanbul Avcılar Müftüsü Ömer Erden`in imzasıyla İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü`ne gönderdiği yazı, eğitimde gelinen dinselleştirme politikalarını ne boyutlara ulaştığını göstermiştir. Söz konusu yazıda aynen şöyle denilmektedir:

 “Çanakkale Zaferi`nin 100. Yılı yıldönümü olması ve 2015 yılının ‘Çanakkale yılı` ilan edilmesi münasebetiyle, aziz şehitlerimize karşı görevimizi yerine getirmek, halkımızın konuya olan duyarlılığını artırmak amacıyla ülkemizin 81 vilayetinde 957 ilçesinde icra edilecek olan ‘Çanakkale Şehitlerini Anma` programı ilçemizde de çarşamba günü sabah namazına müteakip Avcılar Merkez Caminde icra edilecektir.

Konunun tüm personelinize, okul müdürlükleri vasıtasıyla öğretmen ve öğrencilere duyurulması…”

Söz konusu yazı iki açıdan oldukça önemlidir. İlk olarak, kamu görevlisi bir din adamının eğitim kurumlarına talimat gönderebilmesi, eğitimin getirildiği durumu gözler önüne sermektedir. Özellikle, 19. Milli Eğitim Şurası`nda eğitimin dinselleştirilmesi ve “dindar nesiller” yetiştirme gayesi açısından yürütülen tartışmalar ve alınan kararlar sonrasında, müftülüğün sabah namazına müteakip öğretmen ve öğrencileri camideki yapılacak anmaya çağırması, eğitimin dinselleştirilmesinde gelinen aşamanın ifadesidir. Bu durum, kamu kurumlarının ve “kamu görevlilerinin” eğitimin dinselleştirilmesi sürecinde nasıl işbirliği ve koordinasyon içerisinde olduğunu açıkça ifade etmektedir. Kaldı ki söz konusu işbirliği ve koordinasyon eşliğinde devletin “din görevlileri” “kamu gücü ve ayrıcalıkları” kullanarak, camilerden “grev hakkına” ilişkin “caiz değildir” vaazları verebilmekte, hayatın her alanına müdahale edebilme kudretini kendilerinde görebilmektedir. Hal böyleyken, müftülüklerin eğitim kurumlarına yazı göndermesine şaşırmak ne yazık ki bu gerçeği görmemek demektir.

İkinci olarak ise söz konusu yazı, tarihin kimi gerçeklerinin “ecdadımız” söylemleri altında ve Türk-İslamcı politikalar aracılığıyla unutturulmak istenmesinin bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Bilindiği üzere, Çanakkale Savaşı`nda “vatan savunması” amacıyla hayatlarını kaybeden çok sayıda Ermeni, Rum, Kürt vb. farklı etnisite ve inanç gruplarından insanlar bulunmaktadır. Ancak AKP, tarihin bu gerçeğini gözlerden kaçırarak 18 Mart Anması`nı milliyetçi ve İslamcı bir propaganda eşliğinde hayata geçirmek istemekte ve hayatlarını kaybeden gayrimüslimlerin ve farklı etnisiteden yurttaşların anısına hakaret etmektedir. Yaşanan onca acı karşısında, siyasi hesaplar uğruna tarihin böylesi bir biçimde manipüle edilmesi, kaybedilen binlerce canının anısına saygısızlıktan başka bir şey değildir. Şayet tarihi tüm çıplaklığıyla görmek isteyenler varsa, 18 Mart günü Çanakkale`ye gidip mezar taşlarına bakmaları yeterli olacaktır!

Eğitim Sen olarak belirtmek isteriz ki her iki durum da Türkiye`de eşit yurttaşlık ilkesinin yok sayılmasına ve “dindar nesiller” projesinin nasıl hayata geçirilmek istendiğine verilebilecek tipik örnekler olarak görülmelidir. Bu nedenledir ki sendikamızın, Türkiye`deki herkesin eşit ve özgürce yaşayabileceği bir yaşamı örgütlemek amacıyla, AKP`nin ayrımcı ve eşitsizlikçi politikalarına geçit vermeyeceği, AKP`nin eğitimi dinselleştirici politikaları doğrultusunda hiçbir üyemizin “misyonerlik” yapmayacağı çok iyi bilinmelidir. 

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu