Üniversitelerin Dönüştürülmesinde Yeni Taktik: “Bir Adım Geri İki Adım İleri”!

Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun `Üniversitelerin Dönüştürülmesinde Yeni Taktik: “Bir Adım Geri İki Adım İleri”!` başlıklı açıklama metnidir:
 

Devlet Üniversitelerine Mütevelli Heyeti Dayatması Yeniden Meclis Gündemine Getirildi! 

Hatırlanacağı üzere TÜSEB tasarısı olarak bilinen düzenlemenin yasalaşması sürecinde, sendikamızın ve TBMM`deki muhalefet partilerinin ısrarı sonucunda, “Sağlık Bilimleri Üniversitesi” adıyla yeni bir üniversitenin kurulması teklifi geri çekilmişti. Ancak AKP, 19 Ocak 2015 tarihinde aynı teklifi, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu`nun gündemine ve “torba yasa teklifi” biçimiyle geri getirdi. 

Daha öncede ifade ettiğimiz üzere “Sağlık Bilimleri Üniversitesi” adıyla yeni bir devlet üniversitesi kurulmak istenmesi, bu kadar çok üniversiteye bir yenisinin eklenmesinden daha can alıcı sorunları beraberinde getirmektedir. AKP, 2547 sayılı kanunda devlet üniversiteleri için sayılmış olan üniversite yönetim organlarına ek olarak, kurulacak yeni üniversite için mütevelli heyeti düzenlemesi yapmak istemektedir. Teklifin 4. maddesinde: 

“(…) Üniversitenin yönetim organları, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununda öngörülen organlar ile Mütevelli Heyetinden oluşur. Mütevelli Heyeti; Sağlık Bakanı, Sağlık Bakanlığı Müsteşarı, Rektör, Bakanın seçeceği bir üye ile Yükseköğretim Kurulu tarafından seçilen profesör unvanına sahip bir üye olmak üzere, toplam beş üyeden oluşur.  Mütevelli Heyeti başkanı Sağlık Bakanıdır. Bakanın yokluğunda Rektör, Heyete başkanlık eder. (…)”

2547 sayılı kanunda üniversitelerin yönetim organları sayılmışken, dolayısıyla bu konu açıkça düzenlenmişken, AKP`nin söz konusu hukuka aykırı düzenlemede ısrarcı olması önemlidir.  

Mütevelli heyeti uygulaması, üniversitelerin piyasacı- muhafazakar-otoriter biçimde dönüştürülmesinde de kritik bir eşiktir. Çünkü bu uygulama ile şirket/üniversite modelinin devlet üniversitelerine dayatılmasının önünü açılmakla birlikte üniversiteyi üniversite bileşenlerinin değil, doğrudan AKP`nin yönetmesine zemin hazırlanmaktadır. Sağlık Bakanlığı bürokratları tarafından doldurulması planlanan Mütevelli Heyetine atfedilen görevler, bu durumu açıkça ifade etmektedir.

a) Üniversitenin stratejik planını ve bütçe teklifini onaylamak.

b) Kamu kurum ve kuruluşları ve gerçek ve özel hukuk tüzel kişileriyle işbirliği yapılmasına ve ortak projeler yürütülmesine karar vermek.

c) Yurtiçinde ve yurtdışında Üniversiteye ait birimlerin ve bölümlerin kurulmasını teklif etmek.

d) Öğretim üyesi kadrolarına yapılacak atamalara ilişkin Rektör tarafından yapılacak teklifleri karara bağlamak.

e) Rektör tarafından gündeme alınması önerilen konularda karar vermek.

Ancak sultan fermanlarında karşımıza çıkabilecek böylesi bir kanun yapma iradesinin ne demokrasiyle ne de hukukla açıklanabilecek hiçbir yanı olmadığını bir kez daha belirtiyoruz! Üniversitelerin mütevelli heyetlerine değil, akademik özgürlükleri ve kurumsal özerkliği garanti altına alacak yeni bir yönetim modeline ihtiyacı vardır. 

Eğitim Sen olarak, üniversitelerde mütevelli heyetlerinin değil, demokratik katılımcı özyönetim modelinin hayat bulmasını talep ediyoruz.  Bu model, üniversitenin tüm çalışanlarının ve öğrencilerinin katılımıyla oluşturulacak kurullara dayanmaktadır. Üniversite yöneticileri, ilgili akademik kurulların kararlarını uygulamakla yükümlü olmalıdır. Sorumluluklarını yerine getirmeyen/görevini kötüye kullanan yöneticilerin hesap verecekleri süreçler belirlenmeli, yöneticiyi seçen kurullar, yöneticileri denetleme işlevini de yerine getirmeli ve belirli koşullar oluştuğunda seçtiği kişiyi görevden alma yetkisine sahip olmalıdır.  

Yükseköğretim kurumları nasıl bir eğitim-araştırma ve bilgi üretim sürecini örgütleyeceklerine tüm bileşenlerinin katılımıyla karar vermelidir. Üniversite yöneticileri, ilgili akademik kurulların kararlarını uygulamakla yükümlü olmalıdır. Sorumluluklarını yerine getirmeyen/görevini kötüye kullanan yöneticilerin hesap verecekleri süreçler belirlenmeli, yöneticiyi seçen kurullar, yöneticileri denetleme işlevini de yerine getirmeli ve belirli koşullar oluştuğunda seçtiği kişiyi görevden alma yetkisine sahip olmalıdır.

Eğitim Sen olarak, üniversiteleri üniversite olmaktan çıkaran politikalara karşı, başta TBMM`deki muhalefet partileri olmak üzere herkesi süreci takip etmeye ve üniversiteleri sessiz sedasız dönüştürme adımlarını engellemeye davet ediyoruz.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu