Birleşmiş Milletler`in 1992 yılında aldığı bir kararla 3 Aralık günü, Uluslararası Dünya Engelliler Günü olarak ilan edilmiştir. Hükümet temsilcileri her yıl 3 Aralık Dünya Engelliler Günü`nde bilinen ifadelerle engellilere ne kadar çok önem verdiklerini (!) ifade etseler de Türkiye`de engellilerin başta eğitim hakkı olmak üzere, pek çok haktan yeterince yararlanamadığı bilinmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü engellilik kavramını, bireyin mevcut sağlık durumuyla çevresel, fiziksel, toplumsal koşulların etkileşimi sonucu ortaya çıkan bir durumu nitelemek üzere kullanmaktadır. Ülkemizde sayıları 8.5 milyonun üzerindeki engelli yurttaş, eğitim ve istihdam başta olmak üzere sosyal, ekonomik ve kültürel yaşama katılma sorunlarının pek çoğu henüz çözüme kavuşturulabilmiş değildir. Engellilerin pek çoğu kendi başına ihtiyaçlarını giderememekte, aile fertlerine bağlı ve bakıma muhtaç durumdadır. Ülkemizde başta eğitim olmak üzere, genel ve yerel hizmetlerin planlanması ve yürütülmesi aşamalarında engelli yurttaşlar dikkate alınmamaktadır. Resmi rakamlara bakıldığında içinde bulunduğumuz durum açıkça ortaya çıkmaktadır.
Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü`nün verilerine göre, okuma yazma bilmeyen engellilerin oranı, okuma yazma bilmeyen genel nüfusun 3 katını oluşturmaktadır. Engellilerin yüzde 84,2‘sinin eğitimi ise ilkokul düzeyinde bulunmaktadır.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı`nın verdiği verilere göre sosyal yardım hattı olan Alo 144`e 2013 yılında 2 milyon 156 bin 564 çağrı yapılmıştır. Bu dönem içerisinde Alo 144, toplam 1 milyon 234 bin 778 çağrıyla en çok eğitim yardımı için aranmıştır. Çağrıların 411 bin 589′u sağlık yardımı, 187 bin 425′i engelli aylığı, 123 bin 992′si aile yardımları, 123 bin 104′ü özel amaçlı yardım, 46 bin 478′i eşi vefat edenlere verilen maaş, 24bin 976′sı muhtaç aylığı, 2 bin 317′si genel sağlık sigortası, 371′i sosyal konut için gerçekleştirilmiştir.
2013 yılı verilerine göre Alo 183 Aile, Kadın, Çocuk, Yaşlı ve Engelli Sosyal Destek en çok evde bakım, engelli hakları, engellilerin sağlık, eğitim hizmetleri, işaret dili, ulaşılabilirlik, bakım gibi “engelli hizmetleri” konusunda aranmıştır. Bu konulara ilişkin bakanlığa ulaşan çağrı sayısı 37 bin 111`tir.
Bu genel tablo içerisinde vurgulanması gereken önemli bir nokta ise özel eğitim için gerekli bilgi, hizmet ve fiziksel çevre koşullarının özel eğitim kapsamında olan engelli çocuklar için henüz yeterince ulaşılabilir hale getirilmemiş olmasıdır. Örneğin, İstanbul`daki Fatih Özel Eğitim Meslek Lisesi (İşitme Engelliler Okulu) bulunduğu yerden 70-80 km uzağa, Büyükçekmece Tepekent`e taşınmış ve öğrenciler saatlerce süren yolculuğa, kalabalık sınıflara, yaşamdan izole edilmiş ve acil bir durum karşısında hızla ulaşabilecekleri hastanenin bulunmadığı bir çevreye mahkum edilmiştir.
Engellilerin eğitimi açısından hayati önem taşıyan özel eğitime uygun nitelikte okul ve kurumların sayısı çok yetersizdir. Bu alana yönelik ciddi bir planlamadan bahsetmek mümkün değildir. Eğitime ayrılan payın geneline ve özel eğitime bütçeden ayrılan paya bakıldığında, bu gerçeği görmek mümkündür. Mevcut özel eğitim okulları ve kurumların belli illerde yoğunlaşması, diğer iller ve bölgelerde yaşayan engellileri ve ailelerini umutsuzluk ve çaresizliğe mahkum etmeyi sürdürmektedir. Bu durum, bir taraftan devletin eğitime ayırdığı bütçeyi kısıtlarken, diğer taraftan özel okullar ve vakıf üniversitelerinin teşvik edilmesi ve eğitim alanında yatırım yapmamasından açıkça anlaşılmaktadır.
Belirtmek gerekir ki Türkiye, engellilerin eğitimi konusunda gelişmiş ülkelerdeki uygulamalarla kıyaslandığında olması gereken düzeyin çok gerisindedir. Özellikle okul öncesi eğitim engelli çocukların sosyalleşmesi için en önemli aşamayken Türkiye`de hiçbir kurum engelli ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla şekillendirilmemiştir. Diğer kademelerde de engellilerin eğitim alma ve meslek edinme taleplerini gerçekleştirme olanakları sınırlıdır. Gerek eğitim merkezleri ve eğitin programları, gerek engelli sayısı ve engellilerin eğitiminde görev alacak deneyimli kadro oluşturulmasına dair politikalar yetersizdir.
Bu durum AKP hükümetinin yaşlı ve çocuk bakımında kullandığı politikanın aynısını engelli bakımında da sürdürmesi ile ilgilidir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından ailelere ev içinde engelli bakımı için gönderilen sosyal yardımlar bir sadaka ilişkisine dönüşmüş durumdadır. Ev içinde engelli, yaşlı ve çocuk bakımı kadınların doğal görevi olarak görülmektedir. Sosyal develetin merkezi, nitelikli, anadiline ve erişilebilir şekilde vermesi gereken engelli bakım hizmetleri kadınlara son derece düşük ücretler verilerek gerekli materyaller ve eğitimden bağımsız şekilde sürdürülmek istenmektedir. Hem engelli sayılmak için istenen yüzdelikler hem de verilen sosyal yardımlar engellilerin ekonomik, sosyal ve kültürel sorunları üzerinden devletin bir rant mekanizması işletmesine neden olmaktadır.
Eğitim Sen olarak sürekli ifade ettiğimiz üzere, engellilerin nitelikli eğitime ulaşabilmeleri için özel politikalar belirlenmesi ve eğitim başta olmak üzere, tüm toplumsal yaşam alanlarının engelli vatandaşlar için yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Bunun için;
* Yollar, binalar, toplumsal yaşam alanları engellilerin ihtiyaçlarına uygun bir düzenlemeye kavuşturulmalı, toplum engellilere nasıl davranacağı ile ilgili bilinçlendirilmelidir.
* Engellilerin lehine, onların talepleri doğrultusunda bir yasal düzenleme yapılmalıdır.
* Engellilerle ilgili her türlü eğitim, yardım ve diğer etkinlikler kamu eliyle ve kamu hizmeti anlayışı çerçevesinde yapılmalıdır.
* Özel eğitime bütçeden yeterli kaynak sağlanmalı, kamuya ait özel eğitim kurumları ve okullarının sayısı artırılmalıdır.
* Çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına bağlı olarak çalışanların ve sosyal güvenceden yoksun olan ailelerin çocuklarının kullandıkları bütün cihazlar devlet tarafından ücretsiz olarak karşılanmalıdır.
* Çocukların sosyal aktivitelerini geliştirecek etkinliklere öncelik verilmelidir.
* Özel eğitime muhtaç çocuklar için yeterli sayıda öğretmen, rehberlik uzmanı, psikolojik danışman ve yardımcı hizmet personeli kadrosu açılmalı, bu personel her yıl hizmet içi eğitimden geçirilmelidir.
* Sorun sadece eğitim boyutuyla sınırlandırılmamalı, engelliler için yeni istihdam alanları yaratılmasına özen gösterilmelidir. Hiçbir koşul aranmaksızın yeni istihdam alanları açılmalı, yasal olarak engelli çalıştırmak zorunluluğu bulunan işyerlerinin denetimleri yapılarak, kurallara uymayanlar hakkında gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır.











