Eğitimde Yaşanan Sorunlar Acil Çözüm Beklerken, Okullarda İbadethane Açılması Ne Anlama Geliyor?

Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun `Eğitimde Yaşanan Sorunlar Acil Çözüm Beklerken, Okullarda İbadethane Açılması Ne Anlama Geliyor?` başlıklı açıklama metnidir:
 

Milli Eğitim Bakanlığı, Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği`nde yaptığı değişiklikle, tüm ortaöğretim kurumlarında ibadethane açılmasını zorunlu hale getirmiştir. Sendikamızın yıllardır dikkat çekmeye çalıştığı, özellikle eğitimde 4+4+4 dayatması sonrasında yaygınlaşan ve eğitim sistemi üzerinden din ve inanç istismarına dayanan uygulamalarının son halkası her liseye bir ibadethane açılmasının zorunlu hale getirilmesi olmuştur. 

MEB Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği`nde yapılan değişiklikle, ortaöğretim kurumlarında “ibadet ihtiyacı için doğal aydınlatmalı uygun mekan ayrılacağı” hükmü getirilmiştir. Türkiye gibi farklı kimlik ve inanç gruplarının bir arada yaşadığı bir ülkede, okullarda “tek din, tek mezhep” anlayışına uygun olarak ibadethane açılmasının zorunlu hale getirilmesi, eğitim üzerinden yapılan inanç istismarı uygulamaları ile eğitim sisteminin nereye götürülmek istendiğini göstermektedir. 

Eğitim kurumları içine ibadethane açmak demek, farklı din ve mezheplere sahip öğrenciler arasında oluşacak ayrımcı ve dışlayıcı tutumları bizzat devlet eliyle arttırmak, bunun üzerinden yeni gerginlik alanları ve kamplaşmalar yaratılması anlamına gelmektedir. 

Türkiye`de kimi okullarda sınıf mevcutlarının 60`ın üzerine çıktığı, özellikle liselerde ikili eğitimin yaygınlaştığı,  laboratuarların ve kütüphanelerin bulunmadığı bilinmektedir. MEB`in “Eğitime bütçe, okullara yeterli ödenek” ayırarak gerekli altyapı yatırımları yapması gerekirken ve eğitimin çözüm bekleyen o kadar sorunu varken, sırf siyasi propaganda amacıyla liselerde “ibadethane” açılmasını zorunlu tutması, öğrenciler, öğretmenler ve personel arasında “ibadet yapanlar-yapmayanlar” üzerinden yeni bir bölünme yaratacak, okullar birer eğitim kurumu olmaktan tamamen çıkacaktır. Geçmişte yaşanan deneyimlerden hareketle, böylesi bir uygulamanın öğrencilere ve eğitim emekçilerine yönelik dini ve siyasi fişlemeleri, hatta baskıcı ve ayrımcı uygulamaları arttırması kaçınılmazdır. 

Milli Eğitim Bakanlığı, bugüne kadar bilimi ve eğitim sistemini AKP`nin siyasal ve ideolojik amaçlarına uygun bir içerikte biçimlendirmeye çalışmış, bunu yaparken sık sık halkın masum dini duygularını kullanarak “inanç istismarı” yapmaktan çekinmemiştir. Eğitim kurumları olması gereken okullarda, her inancın farklı ibadet biçimi olduğu gerçeği yok sayılarak, fiilen tek bir dinin ve tek mezhebin inancı doğrultusunda ibadethane açılması, devlet eliyle ayrımcılık yapılmasından başka bir şey değildir ve okullarda sonuçlarını tahmin bile edemeyeceğimiz düzeyde tehlikeli sonuçlar ortaya çıkarabilecektir. 

Toplumda ve okullarda bütün din ve inançtan insanlar, eşit koşullarda yaşamak ve aynı kurallara uymak durumundadır. Gerçek anlamıyla laiklik, herhangi bir gruba ya da mezhebe dinsel ayrıcalık ve üstünlük tanımamak, farklı inanç ve dinlerdeki insanlar arasında eşitliğin sağlanmasının temel koşuludur. Bunun gerçekleşmesi için devletin ve devlet kurumlarının tüm din, mezhep ve inançlara aynı mesafede durması, hiçbir inancın lehinde ya da aleyhinde düzenlemeler yapmaması gerekmektedir. 

Türkiye`de yıllardır “Tek din, tek mezhep” anlayışının fiilen tüm topluma “tek inanç” gibi dayatılması ve bunun bir yansıması olarak okullarda ibadethane açılmasının zorunlu hale getirilmesi,  Türkiye gibi çok kültürlü, çok dinli ve çok mezhepli bir toplumda, neresinden bakılırsa bakıldın yeni bir “inanç istismarı”, açık bir dayatma anlamına gelmektedir. 

Türkiye`de yıllardır yaşandığı gibi dinin siyasallaşması ve AKP`nin sık sık yaptığı gibi siyasal çıkarlara alet edilmesinin engellenmesi, ancak devletin din ve inanç alanından elini tamamen çekmesiyle olanaklıdır. Devlet, din işlerinden bütünüyle elini çekmeli, bütün dinler, mezhepler ve inançlar karşısında tarafsız olmalıdır. 

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu