Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun `Siyasi İktidar Türkiye’yi Sıkıyönetim Koşullarında Yönetmekten Vazgeçmeli; Baskılar, Gözaltılar ve Linç Girişimlerine Derhal Son Verilmelidir!` başlıklı açıklama metnidir:
AKP, gün geçtikçe otoriter bir yönetim anlayışıyla hareket ederken, siyasi iktidarın ülke çapında yaygınlaştırdığı baskılara boyun eğmeyen, bütün muhalif kesimlere davrandığı gibi KESK`e bağlı sendikaların yönetici ve üyelerini hukuk dışı gerekçelerle gözaltına alarak hizaya getirmeye çalışmaktadır. Bu durumun son örneği Diyarbakır`da yaşanmıştır. Diyarbakır KESK Şubeler Platformu eylemlerinde kullanılan bir pankart ile ilgili olarak emniyete ifadeye çağrılan Eğitim Sen Şube Yürütme Kurulu üyesi Yıldırım ARSLAN ile SES Diyarbakır Şube Başkanı Ramazan KAVAL, hiçbir gerekçe gösterilmeksizin savcılık emriyle hukuksuz bir şekilde gözaltına alınmışlardır.
İktidarın baskıcı, otoriter ve dayatmacı uygulamalarına karşı demokratik tepkilerini gösterenler ya gözaltına alınarak sindirilmeye çalışılmakta ya da Lice`de olduğu gibi, bölge halkı tarafından yeni bir savaş hazırlığı olarak değerlendirilen karakol-kalekollara karşı çıkanlar kurşunlara hedef olarak hayatını kaybetmektedir. Lice`de yaşanan katliamın ardından sağduyu çağrısı yapması gerekenler, halkı kışkırtmak için elinden geleni yapmış, özellikle medya ve siyasi iktidar ülke çapında yeni bir linç dalgası yaratmak için adeta yarış içine girmiştir.
Lice`de iki kişinin yaşamını yitirmesi ve onlarca kişinin yaralanması ile sonuçlanan olayların ardından, Türkiye`nin dört bir yanında geçmişte sıkça örneklerine rastladığımız linç girişimleri yaşanmıştır. Tokat, Kocaeli, Karabük, Malatya ve Türkiye`nin dört bir yanında Lice`de yaşanan katliamı kınamak isteyenlere yönelik saldırılar başlamış, özellikle Başbakan`ın kışkırtıcı söylemleri üzerinden yaşanan saldırılar artmıştır.
Saldırı ve linç girişimlerinin Başbakan`ın Tokat`ta yaşanan faşist saldırıyı örnek göstermesinin ardından yaygınlaşması, siyasi iktidarın Lice`de yaşanan katliamın üzerini örtmek için bir kez daha halkları birbirine karşı kışkırtma ve kutuplaştırma siyasetine sarıldığını göstermektedir.
Roboski`den Reyhanlı`ya, Gezi`den Lice`ye kadar yaşanan katliamların emrini verenler de halkları birbirine karşı kışkırtarak karşı karşıya getirmek isteyenler de bellidir. Ancak toplumu siyasal kamplaşmalar ve linç girişimleri üzerinden birine karşı kışkırtarak yeni saldırılara ve katliamlara zemin hazırlayanlar ve arkasındaki siyasi güçler bu sefer amaçlarına ulaşamayacaklardır.
Emek ve demokrasi güçleri, ülkemizi ırkçı-şoven odaklara, siyasi iktidarın talimatıyla hareket edenlere asla geçit vermeyecek, bütün kışkırtma ve linç girişimlerine rağmen “inadına barış” demeye devam edeceklerdir.











