Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun `Gaziantep Üniversitesi’ndeki Fişleme Skandalına Karşı Herkesi Hesap Sormaya Çağırıyoruz!` Başlıklı Basın Açıklaması Metnidir:
Gaziantep Üniversitesi`nin İslahiye`deki yerleşkesinde eğitim-öğretim hayatını sürdüren öğrenciler hakkında tutulan fişler kamuoyuna yansıdı. 175 üniversiteden sadece birinde yaşananlara işaret etmesi açısından buzdağının görünen yüzü olan bu skandal, bilinen ancak ortaya çıkarılamayan “fişleme” yönteminin aldığı boyutu gözler önüne serdi.
Egemenlerin Korkuları Fişlerinden Okunuyor!
Türkiye`de “makbul sayılmayan” herkesin izlendiği, fişlendiği, baskı altına alındığı artık su götürmez bir gerçek. Ancak, Gaziantep Üniversitesi`nde yaşananlar, “makbul sayılma” kriterlerinin ne kadar sınırlandırıldığını göstermektedir. On yılı aşkındır iktidarı elinde tutan AKP, varlığını ve dolayısıyla piyasacı-muhafazakar-otoriter politikalarını meşruiyet krizine sokabilme tehdidi gösteren her yeri ve her kesimi “resmi şiddet gücü” polis eliyle zapturapt altına almak istemekte, bunun için gerekli her türlü bilgi toplama faaliyetini meşru görmektedir.
Fişlemeye dönük faaliyetler arasına bireylerin psikolojilerinin, ilişkilerinin dahi girmiş olması bir tesadüf değildir. Elbette,
· “Kızlı-erkekli” öğrenci evlerinin tartışma konusu edildiği,
· Kadınların etrafındaki “namus” çemberinin daraltılarak üremenin kutsallaştırıldığı,
· Devletin öteki, marjinal ilan ettiği kesimlerin kalp atışlarının dahi “makbul olmayan” politik faaliyet olarak değerlendirildiği,
· Polisin üniversite içerisindeki “görünmeyen elleri” ile üniversitelerin “cılızlaştırılmış” demokratik ortamını dahi yok etmek için türlü faaliyetler yürüttüğü,
· Muktedirlerin, gençleri ve sokağı istediği kalıba büründüremedikçe “yasağa” ve “şiddete” sarıldığı,
· Polise “önleyici gözaltı” yetkisi verilerek “gözaltı düzeninin” temel kamu düzeni haline getirilmek istendiği,
· Beraber yürünen yollar ayrılsa da sümen altı edilenlerin hesabının mahşere ertelendiği,
bir ülkede, “fişlemek” demokrasinin gereğindendir.
Aynı Kampüste Görev Yapan Üyemiz Hukuksuz ve Keyfi Soruşturmalarla İşten Atılmıştı!
Geçtiğimiz günlerde aynı yerleşkedeki İİBF İktisat Bölümünde öğretim görevlisi olan üyemiz Ahmet Bülent Özer`in etnik, siyasal kimliği ve inancı nedeniyle hakkında keyfi soruşturmalar açılarak işten atıldığı gerçeği de altı çizilmesi gereken bir durumdur. Görülmektedir ki aynı “görünmez eller” üyemizin tehdit edilmesinden, hakkında dedikodu çıkarılmasına; fiziksel ve psikolojik saldırıdan, şantaja; siyasal fişlemeden, çalışma özgürlüğünün kısıtlanmasına kadar bir dizi zorbalığın hazırlayıcısı olmuştur!
İşin trajikomik olan yanı ise Rektörlüğün kendi soruşturma dosyasına giren fişleme bilgilerinden haberdar olmadığını iddia etmesidir! Öğretim üyesinden öğrencisine kadar tüm üniversite bileşenlerinin bir baskı çemberinin içerisine hapsedilmesinde bilfiil rol oynayan rektörlük ve üniversite yönetimi aleni bir insan hakkı ihlali anlamına gelen bu durumun başlıca sorumlusudur.
Eğitim Sen olarak insanların yediğine, içtiğine, giydiğine, ilişkilerine, küsüp barışmalarına, inancına, diline, düşüncesine ve sözüne karşıma hakkını kendinde gören muktedirlere sesleniyoruz: Korkmakta dün haklıydınız, bugün çok ama çoook haklısınız. Ne tuttuğunuz fişler, ne koyduğunuz yasaklar ne de zorbalığınız sizi ve bu zulme ortak olanları kurtarmaya yetmeyecek!











