Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun `Barış Sürecini Tehdit Eden Her Türlü Provakasyona Derhal Son Verilmelidir!` başlıklı açıklama metnidir:
AKP hükümetinin geniş toplum kesimleri tarafından eksiklikleri nedeniyle tepkiyle karşılanan “Demokratikleşme Paketi” diye duyurduğu ve düzenlemelerin Meclis`e sunulmasından bir gün sonra Hakkari-Yüksekova`da yapılan bir yürüyüşte halkın üzerine polisler tarafından ateş açılması sonucu iki kişi hayatını kaybetti.
Yıllardır en demokratik talepleri bile şiddetle bastıran siyasi iktidar, Gezi direnişi sürecinde polisin silah ve gaz bombası ile gençleri hedef alarak işlenen cinayetlerin son örneklerini 6 Aralık`ta Yüksekova`da gerçekleştirmiş ve polisin ateş açması sonucu Reşit İşbilir ve Veysel İşbilir hayatını kaybetmiştir. Polis şiddeti sadece Yüksekova ile sınırlı kalmamış, ülkenin dört bir yanında gerçekleştirilen protesto eylemlerine karşı artarak sürdürülmüştür. Yaşanan provokasyona yönelik demokratik tepkilere bile polis şiddeti ile karşılık verilmiş, aralarında Eğitim Sen ve KESK`e bağlı sendikaların üye ve yöneticilerinin de olduğu çok sayıda kişi polis şiddetine uğrayarak gözaltına alınmıştır.
AKP hükümeti, tamamen kendi inisiyatifiyle yürütmek istediği “çözüm ve müzakere” süreciyle ilgili halkın beklentilerini karşılamak, toplumun geniş kesimlerinin yıllardır özlemini duyduğu barış ve demokrasi taleplerini dikkate almak yerine, yine “eski yöntemleri” devreye sokmayı sürdürmektedir. Olayın hemen arkasından, siyasi iktidarın denetimi altındaki basın-yayın kuruluşları üzerinden yürütülen ve geçmişte sıkça şahit olduğumuz “katilleri aklama” haberlerinin peş peşe gelmesi, gerek hükümetin gerekse ana akım medyanın içine düştüğü çaresizliği bütün boyutlarıyla göstermektedir.
Siyasi iktidar, halkın taleplerini dile getirdiği en barışçıl tepkiler karşısında bile güvenlik güçlerini halkın üstüne sürerek, halkın üzerine hedef gözeterek ateş açıp, iki kişinin ölmesine neden olarak, “çözüm süreci” ve “demokratikleşme” konusunda ne kadar samimi olduğunu bir kez daha göstermiştir. Yıllardır yaşanan acıların kalıcı olarak sona ermesi ve kalıcı barış ortamının yaratılması için gerçek anlamda demokratikleşme adımlarının acilen atılması gerektiği açıktır.
Yüksekova`da yaşanan provokasyon, bölgede huzursuzluğu artırarak yaratılan gerilim politikası üzerinden yeni baskı ve sindirme politikalarını hayata geçirmek isteyenlerin işine gelmekte, sorunun sadece “demokratikleşme paketi” ile çözülmeyecek kadar derin olduğunu göstermektedir.
Bu cinayeti kim işlemiş olursa olsun, yaşananların siyasi sorumluluğunun AKP hükümetinde olduğu açıktır. Bu nedenle siyasi iktidar, bu karanlık cinayeti en kısa sürede aydınlatarak katilleri ortaya çıkarmalı ve bir daha bu tür provokasyonların yaşanmaması için gerekli tedbirler alınmalıdır.











