Eğitim Sen Genel Merkezi Yürütme Kurulu`nun `AKP’nin Sıkışınca Başörtüsüne Sarılma Politikası Çöktü!` başlıklı açıklama metnidir:
Geçtiğimiz günlerde ODTÜ`de yaşananlar üzerine Başbakan`ın başörtülü kadın öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesi olarak değerlendirmesi ardından ODTÜ üzerine adeta bir linç ve karalama kampanyası başlatıldı. Ancak, yaşananların hemen ardından meselenin iç yüzü ortaya çıktı.
Başbakan`ın ve yandaşlarının söylediklerinin aksine sorunun başörtüsü değil, cemaatin faaliyetleri olduğu anlaşıldı. Malum cemaatin öğrenci kayıtlarında stand açarak “yurtlarda fuhuş yapıldığı”, “kız öğrencilerin merdiven altlarında düşük yaptığı” biçimindeki yalanlarla, kendi denetimlerindeki özel yurtlara müşteri/öğrenci çekme derdinde olduğu ve ODTÜ`lü öğrencilerin bu faaliyete tepki gösterdiği ODTÜ bileşenleri tarafından farklı biçimlerde dile getirilmiştir.
Görülen odur ki AKP, içinde bulunduğu iktidar krizlerinden çıkabilmenin yolunu eski yöntemlerde aramış ve meseleyi inanç özgürlüğü meselesine getirmiştir. Halbu ki ne başörtülü kadınların eğitim hakkının engellenmesi söz konusudur ne de sırf başörtüsü yüzünden şiddete uğrayan bir kadının varlığı söz konusudur. Ancak söz konusu “bağzı şeyler” karşımızda durmaktadır.
· Bizatihi AKP tarafından yürütülen ve belirli bir programı olan politikalarla gençlerimiz, çocuklarımız cemaatlere mahkum edilmekte, bunun adı da “hizmet” olarak cilalanmaktadır.
· Bu topluma hizmet etmek için iktidarda olduklarını söyleyenler, eğitimi ticarileştirerek paran kadar hizmet anlayışını yerleştirmektedirler.
· Toplumu AKP`li olanlar ve olmayanlar olarak ikiye bölenler, kendinden olana eşitlik, özgürlük; kendinden olmayana ise türlü zulüm biçimlerini reva görmektedir.
· Devletin tüm gücünü ellerinde bulundurmalarına rağmen mağdur söylemine yaslanmayı alışkanlık haline getirenlere artık kimse pirim vermemektedir. Çünkü artık zulmün, zorbalığın ve talanın arkasında kimin elinin olduğu herkes tarafından çok iyi bilinmektedir!
Eğitim Sen olarak, yurttaşlarının cinsiyetinden giyim tarzlarına, yaşam tarzından inancına kadar herkese ve her şeye müdahale edebilme, her türlü özgürlüğü yasaklarla kısıtlayabilme ve kendisinden olmayanı ötekileştirme gücünü kendinde gören bir hükümetin, özgürlük ve eşitlik gibi kavramlarla adının yan yana anılmasının dahi taşıdığı tezatlığın altını çiziyoruz.











