Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun `Eğitimde 4+4+4 Dayatması Üzerinden Revizyon Yaparak Israrcı Olmak, Eğitim Biliminin En Temel Gerçeklerine Gözlerini Kapatmak Anlamına Gelmektedir!` başlıklı açıklama metnidir:
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından, 2012-2013 eğitim-öğretim yılı başından itibaren, üniversitelerin, eğitim bilimcilerin ve Eğitim Sen`in tüm eleştiri ve önerilerine rağmen resmen bir dayatma olarak hayata geçirdiği 4+4+4 düzenlemesinin ilk yıl uygulamalarının ardından düzenleme ilk gündeme yapılan uyarıların ne kadar doğru olduğu açık bir şekilde görülmeye başlanmıştır.
4+4+4 düzenlemesi gündeme geldiğinde eleştirilere kulaklarını tıkayan MEB, İl Milli Eğitim Müdürlüklerinden gelen uyarılar üzerine 4+4+4 sisteminde kısmi olarak revizyona gitme kararı almıştır. Geçtiğimiz eğitim öğretim yılı boyunca okullarda yaşanan sorunları görmezden gelen, çözüm noktasında adım atmakta geciken bakanlığın, illerden gelen yoğun eleştiriler sonrasında böyle bir adım atması samimi değildir.
Eğitim Sen`in ve konunun uzmanı bilimcilerin ısrarla üzerinde durduğu okulöncesi çağdaki çocukların ilkokula gönderilmesinin telafisi zor sorunlar yaratacağı eleştirileri, okullardan ve il milli eğitim müdürlüklerinden gelen raporlarla kanıtlanmıştır. Ancak MEB, sorunu temelden çözmek yerine sadece 1. sınıfa başlayan 60-66 aylık çocuklarla ilgili adım atarak sorunun üzerinden atlamaya çalışmaktadır.
MEB`e gelen raporlara göre 4+4+4 düzenlemesinde en fazla sorun 60-84 (birinci sınıf) aylık çocuklarda yaşanmıştır. Bazı çocuklar henüz okumayı sökemezken, 40 dakikalık ders sürelerinin bu yaş grubu çocuklar için uzun olduğu belirtilmiştir. Oysa pratikte bunların yaşanacağı sendikamız ve bilim insanları tarafından defalarca dile getirilmiş, ancak bakanlık tarafından bu uyarılarımız görmezden gelinmiştir.
Bir kez daha ısrarla vurgulamak isteriz ki, 60-72 ay yaş grubunda bulunan bütün çocukların okulöncesi eğitime gönderilmesi bir tercih değil, eğitim biliminin ilkesel olarak ortaya koyduğu bilimsel bir tespittir. Bu tespitleri, 4+4+4 eğitim sistemi dayatılmaya başlandığı günden bugüne açıkladık: “Çocukların mantıklı düşünme, yorumlayabilme ve bir işi başından sonuna kadar bitirebilmesi 6 yaştan sonra başlar; 5 yaşındaki çocuklar zihinsel, fiziksel, sosyal ve psikolojik olarak ilkokula hazır değildir; 5 yaşındaki çocukların dikkatlerini 40 dakikalık derse verebilmeleri mümkün değildir vs.” Tüm bu bilimsel açıklamalar bilindiği halde, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında okulöncesi çağdaki çocuklar ilkokula kaydedilerek resmen çocuklar üzerinden bir deney yapılmış, bu deneyin “kobayları” ise her şeyden habersiz çocuklar olmuştur.
Okullarda altyapı ve fiziki donanım eksikliklerinin ciddi sorun olmayı sürdürmesi, kalabalık sınıf ve derslik açığı sorununun çözülememesine, özellikle Büyükşehirlerdeki okullarda süren okul dönüşümleri de eklendiğinde, önümüzdeki eğitim öğretim yılının çok daha büyük sorunlarla başlayacağını bugünden söylemek mümkündür.
İl Milli Eğitim Müdürlüklerinden MEB`e gönderilen raporlardaki önerilerin mevcut fiziki imkanlar dahilinde gerçekleştirilmesi mümkün değildir. Bunu MEB de çok iyi bilmekte, 4+4+4 düzenlemesinde kısmi revizyonlar yaparak kamuoyunda oluşan eleştirileri ve öfkesi bu şekilde azaltmaya çalışmaktadır. Ancak eğitimde 4+4+4 dayatmasının çocuklarımıza, velilere ve öğretmenlere yaşamlarının en zor günlerini yaşattığı gerçeğinin üzerini daha fazla örtmek mümkün değildir.
Eğitim biliminin en temel ilkelerini çiğneyerek 4+4+4 dayatmasını bütün eleştirilerek kulaklarını tıkayarak hayata geçiren Milli Eğitim Bakanlığı eğitimdeki kaosun ve mevcut karanlık tablonun baş sorumlularıdır.
MEB, eğitim sistemi üzerinden ne kadar tadilat ya da revizyon yaparsa yapsın, bozuk temel üzerinde inşa edilen yeni eğitim sisteminin başarılı olma şansı yoktur. Eğitim sisteminde sürekli değişiklik yaparak öğrencilerin, öğretmenlerin ve velilerin psikolojisini alt-üst eden Milli Eğitim Bakanlığının tek yapması gereken yanlış yaptığını kabul ederek 4+4+4 dayatmasından vazgeçmektir.
Eğitim sistemi, üniversitelerin, alanında uzman bilim insanlarının ve sendikaların katılımıyla eğitim sisteminin temel sorunlarına çözüm olabilecek şekilde yeniden düzenlenmelidir. Çocuklarımız için AKP iktidarının ya da sistemin istediği şekilde değil, kendi ilgi ve yetenekleri doğrultusunda eğitim alabileceği, gerçek anlamda eşitlikçi, özgürlükçü, farklılıklara karşı hoşgörülü ve demokratik bir eğitim almasının koşulları yaratılmalıdır.











